Buna mecbur değiliz hakikat bir tarih var
Eğilmek te ne demek dünya zatenTürk´e dar,
Davamızdan ne düştü ne eksildi maziden
Utanmazmı bu millet şehitten ve gaziden,
Onlar ki başkoltukta ilerleyen bir ordu
Allah için söyleyin önünde kimler durdu?
Kızıl elma, turan bir ülkümüz var şükür
Bu tunç bilekler, kim demiş ki bükülür,
Damarda akan kanın rengini çiz ta baştan
Zamanı geri çevir,selam alsın Kürşat´ tan
Bırakın avrupayı haçlıydı,haçlı kalsın
Türk yürüsün üstüne çanlar yeniden çalsın,
Çaldıkça türk uyansın allah allah sesiyle
Türk yeniden büyüsün küffarrın kellesiyle
Bitene denk durmasın küfür ve küfür ehli
Kiliseler, havralar olana denk mimberli,
Ezan sesi vurmalı kıtalardan kıtaya
Uyan eytürk evladı yeryok artık hataya,
Ahmet Atmaca
Şiirlerin arasına saklanmış sözcükler çeker ilk dikkatini
Ve çılgınca öpersin dudaklarından
Öfkesine aşıksan eğer bir faninin
O an yıldızı parlar
Ve göğü göz , gözü gök
Oluverir senin nezrinde
Okyanusu oluverirsin sen de
Ve birden mesajlar gelir cebine
Artık yeni çağın şarkılarını söyler
Yeni yetmelerin müziğini dinlersin
Pişmanlık dolu geçmişlerden bahsedilir
Teslim etmeden ruhunu
Ne kadar aydınlık bir korkudaymışsın bilirsin
beni anlnımdan öpmeyecekler
çünkü kimliğimde yazan herşeyi sildim
bir ananın, bir babanın oğluyum yalnızca
bulutlara yarsıyan gençliğim eyvahla son buldu
dikenli tellerde parçalandı vücudum
uysallığın hattında
yağmura aldırmıyorum artık
karatenli kızların kokularından bıktım
şairliğimle barıştım, sonra gökyüzüne giden
gözlerini öptüm, arasıra parmak uçlarını
ne yana düşer yüzüm, yüreğim orta yerde
parmağımı yak sevgilim
insanlar bakıyorken usulca, şamdanları yak
atları öldür imrahor yokken
bele bebeğini toprağa, yüzü yüreğine dönük
sezgisi zakkum ağaçlarında
1982
çünkü kimliğimde yazan herşeyi sildim
bir ananın, bir babanın oğluyum yalnızca
bulutlara yarsıyan gençliğim eyvahla son buldu
dikenli tellerde parçalandı vücudum
uysallığın hattında
yağmura aldırmıyorum artık
karatenli kızların kokularından bıktım
şairliğimle barıştım, sonra gökyüzüne giden
gözlerini öptüm, arasıra parmak uçlarını
ne yana düşer yüzüm, yüreğim orta yerde
parmağımı yak sevgilim
insanlar bakıyorken usulca, şamdanları yak
atları öldür imrahor yokken
bele bebeğini toprağa, yüzü yüreğine dönük
sezgisi zakkum ağaçlarında
1982
hergün birkez daha ölümlüyüm
sönmekte bir bir ömrümün kandilleri
ey ekim, yazgımın kara imzası, kederlerin
ödevim bitti benim, bekleyenim yok
tanınan yüzlerimde yandı ayazlarda
kışların bağımsızlığında, kar tanelerinin
oyalanmaya vakit bulamam aşkta bile
çünkü hep terkin eşiğinde yüreğim
yorgun atlarımın hepsi yılkı
yüreğim yılkı sonsuza değin
eskimiş tüllerin ardında yüzüm
mahalli bir oyunun aksak ayaklarında
izlenebililirim ancak
bir mezar kuşunun, belki bir ebabilin
ötüşünde gizilidir sesim
kanım kulluğun hazzıyla böyle
yüreğimde çiçek yaraları, yüzümde
hergün biraz daha eskiye mahçup
verilmiş borç sözlerin ezikliğindeyim
ey karanlık artık beni tanı
yenildim, dişlerine göre değilim savaşcıların
giydiğim her zırh parçalandı kağıtlar gibi
büküldü bileğim girdiğim her savaşta
onursuz bir yaşamak olur sonrası
ey karanlık artık beni tanı
her yakarışım anlatılacak çocuklarıma
utancım aşındırıyor yiğitliğimi
utancım aşındırıyor yiğitliğimi
yitik bir kahraman olarak yaşamaktansa
senin bahçende bir bahçevan olmak daha iyi
pençelerimden siliyorum işte kan izlerini
ey karanlık artık beni tanı
bir mazeret buldum aciz ilahlarıma
şehadet parmağım havada Onun yanındayım
hep yakınım sana ey Mim, inancım bütün
sözlerim aklımda, ölümün farkındayım
tanınan yüzüm yandı ayazlarda
"Maliki yevmiddin..."
1982
sönmekte bir bir ömrümün kandilleri
ey ekim, yazgımın kara imzası, kederlerin
ödevim bitti benim, bekleyenim yok
tanınan yüzlerimde yandı ayazlarda
kışların bağımsızlığında, kar tanelerinin
oyalanmaya vakit bulamam aşkta bile
çünkü hep terkin eşiğinde yüreğim
yorgun atlarımın hepsi yılkı
yüreğim yılkı sonsuza değin
eskimiş tüllerin ardında yüzüm
mahalli bir oyunun aksak ayaklarında
izlenebililirim ancak
bir mezar kuşunun, belki bir ebabilin
ötüşünde gizilidir sesim
kanım kulluğun hazzıyla böyle
yüreğimde çiçek yaraları, yüzümde
hergün biraz daha eskiye mahçup
verilmiş borç sözlerin ezikliğindeyim
ey karanlık artık beni tanı
yenildim, dişlerine göre değilim savaşcıların
giydiğim her zırh parçalandı kağıtlar gibi
büküldü bileğim girdiğim her savaşta
onursuz bir yaşamak olur sonrası
ey karanlık artık beni tanı
her yakarışım anlatılacak çocuklarıma
utancım aşındırıyor yiğitliğimi
utancım aşındırıyor yiğitliğimi
yitik bir kahraman olarak yaşamaktansa
senin bahçende bir bahçevan olmak daha iyi
pençelerimden siliyorum işte kan izlerini
ey karanlık artık beni tanı
bir mazeret buldum aciz ilahlarıma
şehadet parmağım havada Onun yanındayım
hep yakınım sana ey Mim, inancım bütün
sözlerim aklımda, ölümün farkındayım
tanınan yüzüm yandı ayazlarda
"Maliki yevmiddin..."
1982
-bugün birşey oldu; artık çirkinlik yok.
çanları çalmak istiyorum
bahçedeki korkuluğu kaçırmak için
odamda bir köşede duran bibloyu
ve aristokratları
eskiden bahsedecek kadar yaşlı değilim
ama şehri tanımadan önce var hayatımda
ve şehir
alışılmadık birşeyler
sevdiğim kadınlar
ve adını koymaya hala utandığım
bana kentten bulaşan birşeyler var hayatımda
çanları çalmak istiyorum
şahmeranı uyandırmak
"yoksa çanlar mı susmalı artık,
şahmeran uyanmalı mı?.."
çocuğum yüzümü oğuşturan bir elin
nasırlarını yabancılıyorum
ve yabancılıyorum
avucumdan kaybolan nasırları.
1983
çanları çalmak istiyorum
bahçedeki korkuluğu kaçırmak için
odamda bir köşede duran bibloyu
ve aristokratları
eskiden bahsedecek kadar yaşlı değilim
ama şehri tanımadan önce var hayatımda
ve şehir
alışılmadık birşeyler
sevdiğim kadınlar
ve adını koymaya hala utandığım
bana kentten bulaşan birşeyler var hayatımda
çanları çalmak istiyorum
şahmeranı uyandırmak
"yoksa çanlar mı susmalı artık,
şahmeran uyanmalı mı?.."
çocuğum yüzümü oğuşturan bir elin
nasırlarını yabancılıyorum
ve yabancılıyorum
avucumdan kaybolan nasırları.
1983
saçlarını çöz geceye karşı
adını inat koy bahçende açan gülün
yağmuru kırdık rapunzel biz bir bebeği öldürdük
unuttum çıbanlar baş verdi tenimde
saçları yokmuydu maksatlı kızların
süzülürdü gözlerin değince gözlerime
sana minnettar dilsizler
seni masallardan çıkardım
ve yaşadım bir günahı seninle
çıplak ayaklarını gizle gözlerden
yağmurun dokunduğu her yerini
sesini koru günah kelimelerden
yanında meleklerden bir ordu
saçlarını çöz geceye karşı
cadılar çıkmadan yerlerinden
inancın sancağını diktim her kapısız kuleye
adını yazdığım her sayfayı yoldum defterden
lakin rapunzel saçların korudu güzelliğini
dilin yağmurlarla sustu
sakin mahpusları korudu
kapını zorluyor dilenci orduları
gazete küpürlerinde buna rastlanmıyor
para desteleri rapunzel, güzel kızların
kararan alınlarını süslüyor
öpmüyorum artık yüzünü çocukların
kirli elleri yakalarımda bundan ötürü
dinle rapunzel
güneşi suratsızlara bıraktık
dilin gücü kalmadı
yağmur sularıyla ıslattık
sana öldüm diye ağlamak geçiyor içimden
bekar odalarında yalnız bir ölü
gözlerim arsız seni görmemekten
odamda ifritler dolanıyor
kulaklarımda çekilen sevgililerin sözü
beni sokak ortalarında bırakıyor
kendimi unuttum uzaktan duyunca ağlayışını
şarkını sürdür rapunzel geceye karşı
saçlarını sarkıt sen bağımsız kollarına erkeklerin
güzel bir ölüm beğenerek kendime
güllere, leylaklara aldırmadan ölüyorum
yalnız duyunca rapunzel ağladığını
kendime lanet ederek, lanet ederek yiğitliğime
inceliğime yükleniyorum
yağan yağmur durur rapunzel
baharda kar yağar sen küsersen
karıncalar aç kalır sen gidersen gizlice
ve biter bir ömür
sana unutmanın ağırlığını anlatmıştım
ağı bir balığın nasıl kırdığını özgürlük için
o engin denizde bir gün
anlatmıştım her insan gibi öldüğünü
dinle rapunzel
sararak dilini parmaklarına
ufkun ötesine sessizce geçtiğini
benden saklayamazsın
açsan da kapını birgün başkalarına
beni hiçbir zaman unutamazsın
sana öldüğümü anlatamam
cılızlaşan alevimin yavaşca söndüğünü
ve kalbimin hergün büyüdüğünü hasretinle
sana uzak kalmak Allaha uzak kalmak demektir
duy artık, duy rapunzel çığlıklarımı
boğazlanan bir martınınkini andıran
bu bir aşk şarkısıdır
ve adı sevinmemektir.
geçmedi sancısı savurduğun okların göğsümde
yağmur her düştüğü yeri yakıyor
inan rapunzel dilinde açan her çiçek
beni hiçliğin kucağına acımasız atıyor
artık yaşamaya kurulu bir kukla gibi
kulenin dibinde dönmeyeceğim
ve inansam da daima beni sevdiğine
ismini birdaha seslenmeyeceğim
yine bir melek olarak sarkıt saçlarını
yahut kulende kal, insan ol biraz.
1983
adını inat koy bahçende açan gülün
yağmuru kırdık rapunzel biz bir bebeği öldürdük
unuttum çıbanlar baş verdi tenimde
saçları yokmuydu maksatlı kızların
süzülürdü gözlerin değince gözlerime
sana minnettar dilsizler
seni masallardan çıkardım
ve yaşadım bir günahı seninle
çıplak ayaklarını gizle gözlerden
yağmurun dokunduğu her yerini
sesini koru günah kelimelerden
yanında meleklerden bir ordu
saçlarını çöz geceye karşı
cadılar çıkmadan yerlerinden
inancın sancağını diktim her kapısız kuleye
adını yazdığım her sayfayı yoldum defterden
lakin rapunzel saçların korudu güzelliğini
dilin yağmurlarla sustu
sakin mahpusları korudu
kapını zorluyor dilenci orduları
gazete küpürlerinde buna rastlanmıyor
para desteleri rapunzel, güzel kızların
kararan alınlarını süslüyor
öpmüyorum artık yüzünü çocukların
kirli elleri yakalarımda bundan ötürü
dinle rapunzel
güneşi suratsızlara bıraktık
dilin gücü kalmadı
yağmur sularıyla ıslattık
sana öldüm diye ağlamak geçiyor içimden
bekar odalarında yalnız bir ölü
gözlerim arsız seni görmemekten
odamda ifritler dolanıyor
kulaklarımda çekilen sevgililerin sözü
beni sokak ortalarında bırakıyor
kendimi unuttum uzaktan duyunca ağlayışını
şarkını sürdür rapunzel geceye karşı
saçlarını sarkıt sen bağımsız kollarına erkeklerin
güzel bir ölüm beğenerek kendime
güllere, leylaklara aldırmadan ölüyorum
yalnız duyunca rapunzel ağladığını
kendime lanet ederek, lanet ederek yiğitliğime
inceliğime yükleniyorum
yağan yağmur durur rapunzel
baharda kar yağar sen küsersen
karıncalar aç kalır sen gidersen gizlice
ve biter bir ömür
sana unutmanın ağırlığını anlatmıştım
ağı bir balığın nasıl kırdığını özgürlük için
o engin denizde bir gün
anlatmıştım her insan gibi öldüğünü
dinle rapunzel
sararak dilini parmaklarına
ufkun ötesine sessizce geçtiğini
benden saklayamazsın
açsan da kapını birgün başkalarına
beni hiçbir zaman unutamazsın
sana öldüğümü anlatamam
cılızlaşan alevimin yavaşca söndüğünü
ve kalbimin hergün büyüdüğünü hasretinle
sana uzak kalmak Allaha uzak kalmak demektir
duy artık, duy rapunzel çığlıklarımı
boğazlanan bir martınınkini andıran
bu bir aşk şarkısıdır
ve adı sevinmemektir.
geçmedi sancısı savurduğun okların göğsümde
yağmur her düştüğü yeri yakıyor
inan rapunzel dilinde açan her çiçek
beni hiçliğin kucağına acımasız atıyor
artık yaşamaya kurulu bir kukla gibi
kulenin dibinde dönmeyeceğim
ve inansam da daima beni sevdiğine
ismini birdaha seslenmeyeceğim
yine bir melek olarak sarkıt saçlarını
yahut kulende kal, insan ol biraz.
1983
gel ve yalnızlığınla durul
kapıp koyverme koyu ellerini tapınağımdan
sessizce ölme
öleceksen uslu bir çocuk gibi
kurtar beni soytarılıktan
suskunluğum güzel gelir insanlara
belki acıbadem kırsam sokaklarda
daha inandırıcı olurdum birden büyümediğime
çuvaldızlar batırabilirim baldırlara
bakılmasın körpe gözlerime
ihanetin gel-gitleri oturur gözbebeklerimde
eşgalin belirlenir tutuklanırsın
hapsolduğun halde canevlerime
uykunu böl ve gel
gel ve yalnızlığınla durul
esrarını yitirmiş tapınağımda
mutluluğu unut önce mutlu olacaksan
kalbini koy kalbime
kır vurduğun kapıları sevgilim
onarilabilir yaralarımı okşa ve gir
ıssız tapınağa.
1984
kapıp koyverme koyu ellerini tapınağımdan
sessizce ölme
öleceksen uslu bir çocuk gibi
kurtar beni soytarılıktan
suskunluğum güzel gelir insanlara
belki acıbadem kırsam sokaklarda
daha inandırıcı olurdum birden büyümediğime
çuvaldızlar batırabilirim baldırlara
bakılmasın körpe gözlerime
ihanetin gel-gitleri oturur gözbebeklerimde
eşgalin belirlenir tutuklanırsın
hapsolduğun halde canevlerime
uykunu böl ve gel
gel ve yalnızlığınla durul
esrarını yitirmiş tapınağımda
mutluluğu unut önce mutlu olacaksan
kalbini koy kalbime
kır vurduğun kapıları sevgilim
onarilabilir yaralarımı okşa ve gir
ıssız tapınağa.
1984