Karalama Defterimden Sadece Sana
Resim Dersleri

Karalama Defterimden Sadece Sana

duyuyorsun değil mi
nasılda sıkıyor canını
belki de
sahip olduğun
en değerli şeyi
bu defterin içinde
biryerlerde kaybettin
ondandır sıkıntın
biliyorum hiç okuyamayacaksın
ve bilmeyeceksin
nasıl sevdiğimi
ama
öyle demiyor ki
güneşten sararmış yaprakları
karalama defterimin...

Sana Ulaşmak

Bir gün
bir yangın yerinde
buldum ben bu aşkı
Belki
Umudum vardı
yalanlamak için aşk yok diyenleri
Umudum vardı
Diyebilmek ne güzel;
bir umutsuz için
ne manalı.

Belki birgün bir yangın yeri
daha bulabileceğim
yine bir yangın yerinde bulduğum bu sevdadan
kurtulmak için

Sana Sarılarak Ölmek

sana sarlarak ölmek
sana sarılarak
belirsiz sesler arasında
gerçeğin ta kendisi ölümle
ölümle buluşmak
sana sarılarak ölmek
sana
sarılarak ölmek

Sana sarılarak yaşamaktan sa
yeğdir sana sarılarak ölmek
çünkü
bilirim bir sonu var mutlaka,
bir ayrılığı
ölüm somut bir nesne haline geldikçe
ölebilmek için yalvarırım
sana sarılarak ölebilmek için;

İlendim Sana

yaradılış sen
saftın önceden…sonradan mı
yıldızlara kapıldın uzaklaştın ?
bir duyarlık hem de umursamazlık
sendeki anlaşılmazlık…anlaşamadık
neden tümcelere ektiğin çiçekleri
yıldırımlarla yakar soldurur
sonra da bulutlara ok atar
-yağmur yağsın sulansınlar- çabalarsın?
sonra neden yazıklanır da bağışlanma
arayan maceraperest kuşanırsın sen
ama
ne uzak ne yakın ne duyarlı ne aldıransın
sen çat kapı gelen bencil bir urağansın

oysa
güneşli bir günde kardeş yaratılmıştık
düşmüşken sen kaldırmıştım seni yerden
gökten ay koparmıştım karanlığına
büyüdükçe serpilen hırslarını batırdıkça
delik deşik giysim, akarak ilendim sana

SANA

Hani hani dağ kokuları varya.
Uzaktan saçlarını okşayıp gelen.
Hani hani ruhun acı yanar ya.
işte öylesine hastayım sana.

Gözlerin denizin mavisi serin.
Derine indikçe vurgunu yerim.
Yeniden dolarım kaybolmaz sevgin.
işte öylesine hastayım sana.

Çölde susuz kalan insan misali.
Uzakta kavrulan hasret misali.
gece gündüz giden vuslat misali.
işte öylesine hastayım sana.

ÖMÜR

Sana Ulaşmak İçin Yaşamak mı Yaşlanmak mı Gerekiyor?

Yaşanmadan yazılmıyormuş şiirler
Bir yaşam öyküsü gözlerinde
Yok mu bu şiirde bana bir yer
Bu şiir okunurken içinde geçeceğim bir söz
Boş ver istemiyorum, yaşadıklarım bana yeter
Yaşamaya gerek kalmıyormuş şiirlerde apansız biter
Ne yaparsam yapayım ulaşamıyorum savaşmaya
Gücüm yedi yaşındaki çocuk kadar karşında
Gündüz gözlerim yarasa kadar
Hepsi karmaşık hayatın ucunda
Hepsi yalan gözlerinin gördüğü her yerde


Şiir yazmak için yaşamak mı?
Yoksa yaşlanmak mı gerektiğini bilmiyorum
Ben yaşlanmadım ki nefessiz yaşadım
Hayat yaşlanmakla geçti senelerce
Yaşlandım hayatın bir yerlerinde
Şimdi ne elim tutuyor nede ayağım
Ne zem beleğim var çalışmak için
Nede yazmak için boyam
Belki boş bir saat bir kalem belki de
Belki de gidiyorum bir yerlerde
Elimde baston iki büklüm
Yürümek değil yürümemek bile zulüm
Ya gülüm ya da ölüm

gelip geçtim sadece

ortasındayım,
sokağın tama ortasında,
pencerenin yola bakan noktasında
´şarkımı söyler geçerim kapından´
kimse duymaz beni,kimse tanımaz.

sadece,
gelip baktım senin kapından
sadece,
rüzgar gibi gelip geçtim buradan
göğsüm yandı,
yüreğim savruldu oradan
gelip geçtim sadece senin kapından


şarkımı söyledim,
geçtim senin kapından
sensiz geçemedim ben bu sokaktan
sensiz yapamadım ben,
sensiz uyuyamadım ben,
sensiz sensiz geçemedim
ben bu hayattan.