İbrahim Sadri Şiirleri
Google Reklamları



İlaç Rehberi

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmıs seylerin nihayrtinde
aynalrın ardında sır
yanlızlığın peşinde kuvvet
ewet nihayet
bir adın kalmalı geriye
birde o kahreden gurbet

sen sayki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreyimi
geceleri koynuma almadım ihaneti
ve sayki
bütün şiirler gözlerini
bütün sarkılar saçları söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
ewet yangın
ewet salaş yalvarmanın korkusunda talan
ewet kaybetmenin o zehirlisi buhusu
ewet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir admın yanlızlığı
bu sevda biraz nadan
birazda hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen sayki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yinede bir adın kalmalı geriye
bütüün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yanlızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
birde o kahreden gurbet
beni affet
KAYBETMEK İCİN ERKEN
SEVMEK İCİN COK GEC
hadi gidiyorsun
yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
herşey gidiyor
gökte bulut,dağda kar,düzde kervan gidiyor
solgun bir gül oluyor insan
bir demet kır çiçeyi ölüyor sen gidiyorsun
ne ucuz yaşıyorsun,ne kolay
bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
bakma öyle
ben kanıyorum sen üşüyorsun

kolaydeyil bir yalan bu
yaralayan kanayan koca bir yalan
yalan işte
sevdiyim yalan
şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
yumuşak sıcak bir yalan
ıslak gözlerimle geçiyorum
yaralı bir ceylanın kalbinden
ceplerimde kül var
bir yangından arta kalan

sorduğum adreslerde kimse olmuyor
ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
herşey bir yalan gibi yandığı zaman
yalnız olduğunu anlıyor insan
anladım ve geçtim
yaralı bir ceylanın kalbinden

aynamı kırdım fotoğraflarımı yaktım
nasılda acımasızdım tafralarıma karşı
nasılda umarsız

su gördüm düşümde
karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
sonra sabah oluror
ve bir celan kalbinde alem ağlıyordu

hayır diyordu bir dağ köylüsü
hiçbirşey için geç giyil
vegeç diyil birşey için hiçbirşey
bişey vardı öyleyse bişey
beni çeken
gecenin dadasından uzağa
kocaman çayırlara çeken bişey
gümrah ırmaklara
sonra sıcağa sonra acıya
sonra yaralarımamerhem olmaya kapıma dayanan
bişey

tutsana beni,bırakmasana
olsun yaralasana
olsun,ağrısa da
yalanda olsa,kalsana

dağ köylüsü
aşkın olduğu yerde ben varım
sen olmasanda ben varım
yağmur yağar saçlarım filizlenir
bir yıldız düşer omuzlarıma
ıslık çalar ıslanır şarkılarımı söyler geçerim kapından
camların buğusundan ve yağmurun kokusundan
tanırlar beni
bilirler
en iyi yalanlarını ben alırım onların
adresler sorarım kimseler oturmaz orda
ve kimseler olmaz ben sordukça

dağköylüsü
şimdi gidersen
şimdi git
kalırsan şimdi
A Z O T U M

Kurulduğun yıllarda sen ne büyüktün
Söyle bana şimdi ne oldu ? Azotum
Daima çevrende sen bir dev idin
Sonun neden böyle oldu Azotum ?

Küçük Almanya derlerdi sana,
Hiç yokluk çektirmedin paradan yana .
Senin katkın büyüktü inan vatana
Yazık oldu sonunda sana Azotum

Bacaların yıllarca durmadan tüttü
Emekli işçilerin ayrılıp gitti
Senin bu varlığın Samsuna yetti
Yürekten yaraladın bizi azotum

Her şey gayet iyiyken , bozuldu işler
Çalışanlar kabus korkuttu düşler
Yürekler dağlandı sel oldu yaşlar
Buna yürek dayanır mı söyle Azotum ?

Bolluğun bereketin eksik olmadı
Senin kıyametini kimse bilmedi
Ömrün neden yarım asır sürmedi ?
Gidişin yaraladı bizi Azotum

Yedi vagon taşırdı işçilerini
Üç vardiya getirirdin aşçılarını
İmrendirir dururdun komşularını
Şimdi bir vagona düştün Azotum.

Ne paralar ödedin boşu boşuna
Bin bir çorap örüldü garip başına
Her gelen su doldurdu pişmiş aşına
Çok cezalar ödettiler sana Azotum.

Trilyonlar ödedin boşu boşuna
Nankörlük yapamam asla aşına
Kurban olsam toprağına taşına
Soyulmuş soğan oldun canım Azotum.


Peyderpey her üniten oldu ihale
Bile bile düşürdüler seni bu hale
Bu ne biçim adalet bakın şu hale
Sence kabahat kimde söyle Azotum.

Kadir bilmez nankörler hep senden çaldılar
Haramı helalden mübah saydılar
Yetimlerin haklarına zimmet koydular
Mahşerde davacı ol emi Azotum.

Yok pahasına da olsa seni sattılar
Çalışan personeli hep çıkardılar
Liseli gençleri Mennan yaptılar
Çok yazık ettiler sana Azotum.

Son yıllarda nedense işler dolaştı
Helal kazançlara haram bulaştı
Herkes seni yıkmak için uğraştı
Buna layık değildin koca Azotum.

ÇIKRIKÇI çok üzgündü bunları yazdı
Olanlar karşısında canından bezdi
Fabrika satılmadan son bir kez gezd i Mustafa ÇIKRIKÇI
Güle güle sana aziz AZOTUM.









Ağac ağaca benziyor artık.
Deniz denize.
Çiçek çiçeğe.
Şiirler yazmıyorum artık bak.
Gözlerinin güzelliğine.
İyiKİ SeNİ UnuTMusum...
DUYDUMKİ EVLENİYORMUŞSUN


Tüm bedenimde deprem,
Yüregim tümden yıkıldı,
Rüzgarlar kırdı kollarımı,
Kar kapattı yollarımı,
Göz yaşlarım doldu kalp gözeneklerime,
Kuru bir agacın tek dalındayım zaten,
Son yaprak sallantısıyla yere çakıldım,
Kaybetmenin son perde oyununda,
Karanlıkların gelecegi yolun yakınımda,
Kan damlıyor yüregimden gör,
Bıçak gibi kesti bu acı söz,
Hançer gibi girdi kalbime son rutuş,
Gizli sevdamda gizli mabettin,
Dudaklarımdan damlayan kanlı yaramdın,
Kalbimin en derin meskeninde kaçak bir sevda,
Yapayalnız dagları dolaşan bir eşkiyadım,
Gizli sevdamla yüregime nakış nakış işlenmiştin,
Gözlerime perde inse bile,
Gün ışıgına hasret tek teselli di varlıgın,
Güle güle git bensiz ufkun açık olsun,
Bensiz diyarlarda mutlulugun seni bulsun,
Dudaklarımda adın sürüne sürüne..
İnleye inleye,heceleye heceleye hep seni anacagım,
Hüküm sürme bensiz çıkmazlarda,
dönüşün olmasada mutlulugun hep olsun,
Tanrıdan dilegim,
Çiçeklerin nesli hep seninle sürsün,
Kagıdıma sıra,kalemime mürekkep,
Şiirlerime hep konu olup seni yazacagım,
Yigit olsam bükerdim senin gibi bilegi,
Cesur olsam sevdamı mırıldanır sızlatırdım yürekleri,
Aşkın seli beni bogsada,
Hemen nişanlanıp yarın evlensende,
İklimleri ayrı dünyalarda teneffüs etsende,
Bir gün dönersin yollarında olacagım,
Irak mesafeler küçük sevgileri öldürür,
Büyük sevdalar arşlara çıkarır,
Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp,
Ateşi alevlendirdiği gibi,
Son deprem gibi girdin yüregime,
Artçılar şiddetlenerek en kazlar bıraktın kalbime,
Sefaletin oldum sonunda eridim,
Esir ettin bir kere kendine,
Ben bu oyunda zaten çoktan yenildim,
Ne gecelerime yıldız,
Ne gündüzlerime güneş,
Kahrolası aşk yalnızlıgıma seni istiyordum,
Lanet olsun içimdeki kaderin çıglıgına,
İsmini kalbime yazıp,
Sana haykıramadan gittin,
Feryadımı yüce daglara,
sevdamı kalbime,
Sensizliğime aglarken,
Kan damlıyor ta içlerimden,
ve hayali resmine bakan gözlerimden,
Sensizlige aglarım durup dinlenmeden,
Gözümde çaglıyorsun derdimi bilme,
Bir garip aşıgım ta mazinden,
Hayallerim idam,
Duygularım tümden kurşuna dizildi,
Güneşimin artık dogmayacagı,
Günlerimin karanlıga demir attıgı,
İşte ben öyle bir yerdeyim,
Çiçek gibi soluyorum,
olmayan baharın ortasında,
Kuş gibi çırpınıyorum,
Çaresizligimin kafesinde,
Durmadan felek alay ediyorsa garip garip..
Ölüm benim yolu ararken,
Sen koştur hep mutluluk yoluna,
Sevgin toprak kadar tertemiz,
Su gibi berrak,
Sevgin güneşle sevişen,
Başak gibi özgür olsun,
Bir ömür boyu filiz sürsün,
Yavan ekmek gibi sade,
Çıkarsız sevgi benimki denmesin,
Baharın müjdesi,
Çiçegin dili,yeşilin rengi,
Anlatılmaz güzellik senin tatlı huyun,
Taş olup hep sustum,
Ruh gibi adını çıgırdım,
Taş oldum beton oldum,
Yine yaralı kalbim alev aldı,
Duvarlar üstüme geliyor her yerde,
Sokaklar hep artık zipir karanlık,
Göz yaşlarım tümden kanıyor,
Dışarı kapkaranlıkken,göz rengim,
Son duragım olacak sandım umutlarımın,
Yine başbaşayım kendi gölgemle,
Ne desem boş artık sende gittin ya,
Duydumki; evleniyormuşsun,
Mutluluk diliyor yıldızlar,
Benim sana son duamdır,
Benim mutsuzlugum kadar,
Senin olsun mutluluklar...



İBRAHİM ÖZDEMİR
GERÇEK SEVGİ

Hayal gibi insana tutunan,
su degdiginde,
eriyip giden avuçlarda,dalgın sular gibi,
Gösterişsiz nispette derin,
göz kırpmasında kaybolan,
Hissedilebilen tuaflıklarda,
bazen bir bakış,
bazen sanatkarın elinde ürperiştir,
insanın canını acıtan gerçekler,
hayeller silinir hafızalarda,
o kadar yalın,
o kadar sade,
günahsızca,delicedir,
gerçek sevgi..

ibrahim özdemir


HADİ GEL ARTIK


Sevmeye yürek yeterse,
deli kalbim çarparsa,
Düşünürken beden titremeyecekse,
işte seninim hadi gel artık.


Çıkar at kalbimden,
Yüreginden taşı beyninden,
ayrı koyma beni yarı yoldan,
o zaman seninim hadi gel artık.


Beraber aglayıp güleceksek,
Yanyana bile özleyeceksek,
H ayelde va rüyalarda da seveceksek,
Seninim hadi gel artık,


Geçmişe sünger çekelim,
Bütün sevgimi sana vereyim,
Ruhumun tek sahibi diyeyim,
beni sana ol hadi gel artık.


Yıkalım bütün tapuları,
Söndürelim hasret ateşlerini,
Arşınlayalım sonsuz sevda yellerini,
Tut ellerinden hadi gel artık.


Bülbül ötmeyip gülsün,
çile bitmiyor sensiz,
Ayrılık ölümden betersiz,
Gel gönlüme gel artık


saç beyaz gönlümde yok per,
selamsızlık bittiyse eger,
sensiz nefeste acılı her yer,
gel ecel nefesimde ver deger.


Yılların hasretinde hayal vuslat,
Canımı al kalmasın ona buna emanet,
Kal kalırsan yanımda demem git,
gel ecel de versen gel.





İbrahim özdemir

Google Reklamları