aglamıyor gözlerim bu ne yağmur
dayanmıyor kalbim yıne magrur
yaşanmadan gecsede bir asır ,ömür
gülmek gelıyor içimden aglayarak halime
duygular tutsak olmuş sevgiler esir
hayaller kara olmuş zaten hayat rezil
karşı cıkmayacaksan sen hep böyle ezil
gülmak gelıyor içimden aglayarak halime
dayanmıyor kalbim yıne magrur
yaşanmadan gecsede bir asır ,ömür
gülmek gelıyor içimden aglayarak halime
duygular tutsak olmuş sevgiler esir
hayaller kara olmuş zaten hayat rezil
karşı cıkmayacaksan sen hep böyle ezil
gülmak gelıyor içimden aglayarak halime
İsmail can
Kırmızı yağmurlar yağacak gözlerimden
Kanatlanacak umutlarım idamlılık düşlerimden
Mutluluğu yazdığım kalemimi alacaklar ellerimden
Gidersen
Yetim kalacak adına yazılmış şiirlerim
Ruhumu hükmedecek artık sinsi geçmişim
Umuttan eser kalmayıp gözyaşına boğulacak gözbebeğim.
Gidersen
Fırtınaya dönüşecek suskun bildiğim sema
En hırçın dalgalar vuracak gönül kıyıma
Ayrılığın tohumu bırakılacak avuçlarıma.
Gidersen
Dört mevsim kuru ve metruk bir zemheri
Rahatça dolacak damarlarımda ayrılığın zehiri
Hiç temizlenmeyecek acılarımın pası ve kiri.
Gidersen
Yalnızlıklar umutlarıma hudut çizecek
Söyle hadi ıslak gözbebeklerimi kim silecek?
Son yolculuğunda beni toprağa kim defnedecek?
Gidersen
Ellerimle ektiğim umut çiçeklerini bana yolduracaklar
Sayfa sayfa şiirlerimi gözlerimin önünde yakacaklar
Ruhumu sensiz yargısız infazlarda yargılayacaklar.
Gidersen
Buzların gözyaşlarından sızan baharlarım solacak
Sevgiye açan tüm dallarım bir bir kuruyacak
Sensiz bu avare halime bulutlar bile ağlayacak
Gidersen
Ertelenmiş ölüm fermanım ayrılığınla ifa edilecek
Seninle aldığım nefesim isminle sona erecek
Bu yürek can verirken yine seni sevecek.
Kanatlanacak umutlarım idamlılık düşlerimden
Mutluluğu yazdığım kalemimi alacaklar ellerimden
Gidersen
Yetim kalacak adına yazılmış şiirlerim
Ruhumu hükmedecek artık sinsi geçmişim
Umuttan eser kalmayıp gözyaşına boğulacak gözbebeğim.
Gidersen
Fırtınaya dönüşecek suskun bildiğim sema
En hırçın dalgalar vuracak gönül kıyıma
Ayrılığın tohumu bırakılacak avuçlarıma.
Gidersen
Dört mevsim kuru ve metruk bir zemheri
Rahatça dolacak damarlarımda ayrılığın zehiri
Hiç temizlenmeyecek acılarımın pası ve kiri.
Gidersen
Yalnızlıklar umutlarıma hudut çizecek
Söyle hadi ıslak gözbebeklerimi kim silecek?
Son yolculuğunda beni toprağa kim defnedecek?
Gidersen
Ellerimle ektiğim umut çiçeklerini bana yolduracaklar
Sayfa sayfa şiirlerimi gözlerimin önünde yakacaklar
Ruhumu sensiz yargısız infazlarda yargılayacaklar.
Gidersen
Buzların gözyaşlarından sızan baharlarım solacak
Sevgiye açan tüm dallarım bir bir kuruyacak
Sensiz bu avare halime bulutlar bile ağlayacak
Gidersen
Ertelenmiş ölüm fermanım ayrılığınla ifa edilecek
Seninle aldığım nefesim isminle sona erecek
Bu yürek can verirken yine seni sevecek.
Ne yiğitler geldi yurdumun her bir tarafından
Vatan uğruna kaç Mehmedim vazgeçti vatanından
Çanakkale, öyle hazin hazin akma Ege´ ye
Adın Conkbayırına yazılacak Mehmedimin şehit kanından
" Çanakkale Geçilmez "
Kaç anne evladını son kez öpüp kokladı
Kaç taze gelin kınası kurumadan eşini yolladı
Çanakkale öyle boynu bükük durma
Kaç Mehmedim canını bu toprağa adadı
Şahadet kelimeleriyle doldu tim siperler
Bayrağı uğruna şahadete koştular birer birer
Her biri kahramandı, rütbeleri ise şanlı bir er !
Bayrağım dalgansın Mehmedime bu sevinç yeter
Havada kurşun sesleri, barut kokusu
Sanki her adım kör mevzi ve kanlı pusu,
Peygamber çağırırken Cennete
Mehmedim´ de kalır mı ölüm korkusu
Mehmedimin dilinde dua elinde kırma bir tüfek
Düşman dökülmeden bitmeyecek Şanlı cenk!
Şahadetinde göğsüne takılacak yaldızlı çelenk
Ağlama Mehmedim
Kanınla sulanan bu toprakta
Elbet bir gün çiçekler açacak renk renk
Ne büyük kahramanlık ne bu Yüce Şahadet
Güneşle kaç kez zafere uyandı bu Millet
Hangi millete görülmüş ölümüne cesaret
Ağlama Çanakkale ağlama
Mehmedim bak görüyor musun ?
En gökte benim bayrağım dalgalan
Çanakkale Geçilmez diye tarihi kanınla yazan
İki yüz elli bin Mehmedimdir Cennette yatan
Ağlama anam, bayrağım en nazlı göklerde
Sil gözyaşını bacım, Mehmedin gülümsüyor sana Cennette
Böyle Mehmet´ ler yaşadıkça canım memleketimde
Çanakkale´ ler Geçilmez ve Bayrak Gökten İnmez
Vatan uğruna kaç Mehmedim vazgeçti vatanından
Çanakkale, öyle hazin hazin akma Ege´ ye
Adın Conkbayırına yazılacak Mehmedimin şehit kanından
" Çanakkale Geçilmez "
Kaç anne evladını son kez öpüp kokladı
Kaç taze gelin kınası kurumadan eşini yolladı
Çanakkale öyle boynu bükük durma
Kaç Mehmedim canını bu toprağa adadı
Şahadet kelimeleriyle doldu tim siperler
Bayrağı uğruna şahadete koştular birer birer
Her biri kahramandı, rütbeleri ise şanlı bir er !
Bayrağım dalgansın Mehmedime bu sevinç yeter
Havada kurşun sesleri, barut kokusu
Sanki her adım kör mevzi ve kanlı pusu,
Peygamber çağırırken Cennete
Mehmedim´ de kalır mı ölüm korkusu
Mehmedimin dilinde dua elinde kırma bir tüfek
Düşman dökülmeden bitmeyecek Şanlı cenk!
Şahadetinde göğsüne takılacak yaldızlı çelenk
Ağlama Mehmedim
Kanınla sulanan bu toprakta
Elbet bir gün çiçekler açacak renk renk
Ne büyük kahramanlık ne bu Yüce Şahadet
Güneşle kaç kez zafere uyandı bu Millet
Hangi millete görülmüş ölümüne cesaret
Ağlama Çanakkale ağlama
Mehmedim bak görüyor musun ?
En gökte benim bayrağım dalgalan
Çanakkale Geçilmez diye tarihi kanınla yazan
İki yüz elli bin Mehmedimdir Cennette yatan
Ağlama anam, bayrağım en nazlı göklerde
Sil gözyaşını bacım, Mehmedin gülümsüyor sana Cennette
Böyle Mehmet´ ler yaşadıkça canım memleketimde
Çanakkale´ ler Geçilmez ve Bayrak Gökten İnmez
Adının her hecesi ihtilaldir dudaklarımda
Gözlerin, bir ateştir saçlarımı pervasızca üşüten ayazlarımda
Gülüşün, bir tomurcuktur mevsimsiz açan baharlarımda
Adının geçmediği şiirlerim sanki kuraktır
Gözlerinden süzülen yaşla ıslanmayan yüreğim coraktır
Gülüşünle aydınlamayan gecelerim hep karanlıktır
Adında durur yüreğim, susar tüm kelimelerim
Gözlerinde yanar mavi denizlerim
Ve gülüşünle açar misk- i amber kokulu çiçeklerim.
Gözlerin, bir ateştir saçlarımı pervasızca üşüten ayazlarımda
Gülüşün, bir tomurcuktur mevsimsiz açan baharlarımda
Adının geçmediği şiirlerim sanki kuraktır
Gözlerinden süzülen yaşla ıslanmayan yüreğim coraktır
Gülüşünle aydınlamayan gecelerim hep karanlıktır
Adında durur yüreğim, susar tüm kelimelerim
Gözlerinde yanar mavi denizlerim
Ve gülüşünle açar misk- i amber kokulu çiçeklerim.
Tüm acılara inat
Güneşe köprü kurdum
Islak gözbebeklerini yüreğimde kurutmak için
Yıldızlara merdiven uzattım
Karanlık gecende gözlerinde umut olmak için
Yel değirmeni oldum sisli sabahlarda
Acılarını yüreğimde öğütüp gülüşlerini görmek için.
Söz verdik yarınımıza, yenilmemeliydik katmerleşmiş acılarımıza
Kalbimizde gözyaşı ve keder olmuş müptela
Nasırlanmış yarınlarımız sanki ezayla cefa
İstemem onca sırtımda yük varken neşeyle sefa
Bin derdime bir gülüşün yeter oysa.
Hadi aç gözlerini hasta yatağında
Söz vermiştin bana ve hatırlasana
Ben toprak sen ise sevda tohumu
Yarınlarımıza ektik ölümsüz sevdayı ve umudu
Pes etmeyecektin sinsi acılarımıza
Zincirleri kırıp
Güneşli sabahlarda elele koşacaktık yarınlarımıza
Senle ben çok şey istemedik oysa
Geçmişteki acılarımızı kalbimizde unutmak
Gözyaşlarına inat delice sevdayı yaşamak.
Ağlama sen sevdiceğim;
Ben yaşadığın ve yaşayacağın tüm acıları
Kıl çuvallarına yükleyip geceden sabaha
Sırtımda taşıyıp
Güneşli sabahlarda avuçlarımda umutlar bıraktım yatağına
Tüm acılara inat
Yaşayacağımız güzel yarınlarımız varken
Beni sevdanın yetimliğini yaşatma
Hadi; aç gözlerini
Tut ellerimi delice sarıl bana...
Gözyaşlarına inat
Küçük mutluluklarında sev beni.
Güneşe köprü kurdum
Islak gözbebeklerini yüreğimde kurutmak için
Yıldızlara merdiven uzattım
Karanlık gecende gözlerinde umut olmak için
Yel değirmeni oldum sisli sabahlarda
Acılarını yüreğimde öğütüp gülüşlerini görmek için.
Söz verdik yarınımıza, yenilmemeliydik katmerleşmiş acılarımıza
Kalbimizde gözyaşı ve keder olmuş müptela
Nasırlanmış yarınlarımız sanki ezayla cefa
İstemem onca sırtımda yük varken neşeyle sefa
Bin derdime bir gülüşün yeter oysa.
Hadi aç gözlerini hasta yatağında
Söz vermiştin bana ve hatırlasana
Ben toprak sen ise sevda tohumu
Yarınlarımıza ektik ölümsüz sevdayı ve umudu
Pes etmeyecektin sinsi acılarımıza
Zincirleri kırıp
Güneşli sabahlarda elele koşacaktık yarınlarımıza
Senle ben çok şey istemedik oysa
Geçmişteki acılarımızı kalbimizde unutmak
Gözyaşlarına inat delice sevdayı yaşamak.
Ağlama sen sevdiceğim;
Ben yaşadığın ve yaşayacağın tüm acıları
Kıl çuvallarına yükleyip geceden sabaha
Sırtımda taşıyıp
Güneşli sabahlarda avuçlarımda umutlar bıraktım yatağına
Tüm acılara inat
Yaşayacağımız güzel yarınlarımız varken
Beni sevdanın yetimliğini yaşatma
Hadi; aç gözlerini
Tut ellerimi delice sarıl bana...
Gözyaşlarına inat
Küçük mutluluklarında sev beni.
Sonbaharda tomurcukların kuruduğunda
Baharların denizin ortasında alev alev yanarken
Bir serçenin kanadında tüm çiçekleri
Yüreğinin toprağına ekmek için
Bir gece ansızın geleceğim kapına
Karanlık bürünürse üzerine
Korkularına isyan bayrağımı açıp
Gözlerime gecenin en parlak yıldızını sığdırıp
Katranlanmış acılarına bir ışık saçmak için
Bir gece ansızın geleceğim kapına
Acıların depreşip sancıların arttığında
Sokağında pervasızca ölüm kol gezerken
Uğruna canımı ve sevdamı alıp
Hayatındaki tüm acılarını kamburuyla taşımak için
Yarınlarına umutla bakabilmen için
Bir gece ansızın geleceğim kapına .
Denizdeki dalgalarda üşüyorsa tenin,
Rüzgârda dalıp bozulmuşsa saçların ,
Sevdamın sıcaklığını avuçlarıma alıp
Meltem rüzgârlarına karışıp
Ellerimle dağılmış saçlarını düzeltmek için
Bir gece ansızın geleceğim kapına.
Baharların denizin ortasında alev alev yanarken
Bir serçenin kanadında tüm çiçekleri
Yüreğinin toprağına ekmek için
Bir gece ansızın geleceğim kapına
Karanlık bürünürse üzerine
Korkularına isyan bayrağımı açıp
Gözlerime gecenin en parlak yıldızını sığdırıp
Katranlanmış acılarına bir ışık saçmak için
Bir gece ansızın geleceğim kapına
Acıların depreşip sancıların arttığında
Sokağında pervasızca ölüm kol gezerken
Uğruna canımı ve sevdamı alıp
Hayatındaki tüm acılarını kamburuyla taşımak için
Yarınlarına umutla bakabilmen için
Bir gece ansızın geleceğim kapına .
Denizdeki dalgalarda üşüyorsa tenin,
Rüzgârda dalıp bozulmuşsa saçların ,
Sevdamın sıcaklığını avuçlarıma alıp
Meltem rüzgârlarına karışıp
Ellerimle dağılmış saçlarını düzeltmek için
Bir gece ansızın geleceğim kapına.
Yokluğunda ruhumu sarmış koyu bir kasvet
Büyüyor içimde kendime olan kin ve adavet
Gelmezsen eğer kalbime nasırlanacak ebedi zulmet
Ölümle sinsi pazarlığa girişecek zalim gurbet
Bir gözyaşınla kaç kez prangalarımı eskittim
Kalbimdeki asırlık buzları gülen gözlerinde erittim
Dudağında sigara olup dumanında kendimi seyrettim
Sensizlikte ayrılığı kendime evlat edindim
Yokluğunda çöreklendi içime bir buhran
Bulut değil ; hücrelerimdir sana delice susayan
Ne zaman son bulacak gidişinle başlayan bu ferayan ?
Ruhumdu sana akan gözyaşlarımda kolayca boğulan.
Sanki yıldızlar başka göklere misafirliğe gitmişler
Ayrılığı gülen gözlerime çoktan reva görmüşler
Sevdaya açılan kapılarımı " ayrılıklarla " sürgülemişler
Göçmen kuşlarımı yalancı diyarlara sürgüne göndermişler.
Gurbetin turnaları akıyor sana hasret gözlerimden
Seninle açan baharlarıma peşkeş çekiyorlar tüm düşlerimden
Ayrılık ateşini tutuşturuyorlar yeniden sönmüş küllerimden
Kalemimi ve sevgimi çalıyorlar sen kokan kelimelerimden.
Eşitlendi saçlarımdaki beyazla karalar
Hiç eksilmedi baharlarımdan yağmurla ince kar
Korkuyorum, büyüyor günden güne içimdeki har
Bulutlar değil; sana sadece bu gözler ağlar.