A N A M U R
Var mıdır dünyada senden güzel yer?
Benim geleceğim, dünüm Anamur.
Gönder Köyümüzden, Yayladan haber,
Seni çok özledim canım Anamur.
Dünyadan bağımsız yaşar kulların,
Kim gelse de düzelmiyor yolların,
Senden ayrı geçirdiğim yılların,
Hasretiyle yanar kanım Anamur.
Deniz ile dağı buluşturmuşsun,
Tarihle doğayı yarıştırmışsın,
Gurbetle sılayı barıştırmışsın,
Haberim olmadı benim Anamur.
Cömerttir toprağın, tertemiz suyun,
Peşkeş çekilmesin sakın ha kıyın!
Yolu bile yoktur en yakın köyün,
Kaderin mi bu senin Anamur?
Suların dağlarda boşuna akar,
Çoğu köy su için kuyuya bakar,
Bir gün gelir elbet sahibin çıkar,
Mutlaka doğacak günün Anamur.
Akdeniz’e uzanıyor parmağın,
Sugözü’nde taştan çıkar ırmağın,
Ankara’ya ulaşacak bir bağın
Hiç mi olmadı ki senin Anamur?
İthal ürün darbe vurdu muzuna,
Doyulmuyor o güneşli yazına,
Görünmüyor vekillerin gözüne,
Sihirli mi yoksa yüzün Anamur?
Yozlaşmamış kültürüne hayranım,
Keçi sütündendir yayık ayranım,
Çekinmeyin geçti diye devranım,
Sizi de kucaklar güzün Anamur.
Çam ile Sedir’i gördüm birlikte,
Ardıçla Andız da hâlâ varlıkta,
Doğayı koruyan kalmaz darlıkta,
Neden konuşmuyor dilin Anamur?
Sılamda olsaydım her zaman keşke,
Köydeki evleri değişmem köşke,
Yazı bir güzeldir, kışı da başka,
Baharda oluyor gelin Anamur.
Çınarlar yeşerir ırmak boyunca,
Bir hoş oldum kuş sesini duyunca,
Sabahları güneş erken doğunca,
Bir başka açıyor gülün Anamur.
Arif der ilçemiz çiçektir bizim,
Gurbette kaldıkça artıyor sızım,
Sılaya dönmektir en doğru çözüm,
Dertlere devadır külün Anamur.
Arif GÖLGE
(Mersin, 30 Ocak 2001)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13671 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
Var mıdır dünyada senden güzel yer?
Benim geleceğim, dünüm Anamur.
Gönder Köyümüzden, Yayladan haber,
Seni çok özledim canım Anamur.
Dünyadan bağımsız yaşar kulların,
Kim gelse de düzelmiyor yolların,
Senden ayrı geçirdiğim yılların,
Hasretiyle yanar kanım Anamur.
Deniz ile dağı buluşturmuşsun,
Tarihle doğayı yarıştırmışsın,
Gurbetle sılayı barıştırmışsın,
Haberim olmadı benim Anamur.
Cömerttir toprağın, tertemiz suyun,
Peşkeş çekilmesin sakın ha kıyın!
Yolu bile yoktur en yakın köyün,
Kaderin mi bu senin Anamur?
Suların dağlarda boşuna akar,
Çoğu köy su için kuyuya bakar,
Bir gün gelir elbet sahibin çıkar,
Mutlaka doğacak günün Anamur.
Akdeniz’e uzanıyor parmağın,
Sugözü’nde taştan çıkar ırmağın,
Ankara’ya ulaşacak bir bağın
Hiç mi olmadı ki senin Anamur?
İthal ürün darbe vurdu muzuna,
Doyulmuyor o güneşli yazına,
Görünmüyor vekillerin gözüne,
Sihirli mi yoksa yüzün Anamur?
Yozlaşmamış kültürüne hayranım,
Keçi sütündendir yayık ayranım,
Çekinmeyin geçti diye devranım,
Sizi de kucaklar güzün Anamur.
Çam ile Sedir’i gördüm birlikte,
Ardıçla Andız da hâlâ varlıkta,
Doğayı koruyan kalmaz darlıkta,
Neden konuşmuyor dilin Anamur?
Sılamda olsaydım her zaman keşke,
Köydeki evleri değişmem köşke,
Yazı bir güzeldir, kışı da başka,
Baharda oluyor gelin Anamur.
Çınarlar yeşerir ırmak boyunca,
Bir hoş oldum kuş sesini duyunca,
Sabahları güneş erken doğunca,
Bir başka açıyor gülün Anamur.
Arif der ilçemiz çiçektir bizim,
Gurbette kaldıkça artıyor sızım,
Sılaya dönmektir en doğru çözüm,
Dertlere devadır külün Anamur.
Arif GÖLGE
(Mersin, 30 Ocak 2001)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13671 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
ARİF GÖLGE
S E N D E D İ R
Kızıl ufuklardan parlayan güneş,
Baharın kokusu sendedir sende.
Saçların savurup süzülen güzel,
Gönlümün tapusu sendedir sende.
Doğa ana gelin gibi giymiş tül,
Sarı çiğdem, mor menekşe, ak sümbül,
Al karanfil, pembe lale, kızıl gül,
Derdimin dermanı sendedir sende.
Kumral saçın sonbaharı andırır,
Sevdalı bakışın başım döndürür,
Yürek yangını su mu söndürür?
Suyun da kaynağı sendedir sende.
Akşamüstü tanımıştım ben seni,
Her gün akşam daldırıyorsun beni,
Yaşlansam da şu yüreğim hep yeni,
Çünkü can damarı sendedir sende.
Yaylanın başında güneşli bir gün,
Kalmadı dermanım kollarım yorgun,
Kapandı kapılar, yüreğim dargın,
Onun da kilidi sendedir sende.
Çamlar arasından eserse bir yel,
Avcısın Arif’i avlamaya gel,
İster yüreğimi bir atışta del,
Yay gergin, oku da sendedir sende.
Arif GÖLGE
(Ankara, 12 Mayıs 1985)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13671 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
Kızıl ufuklardan parlayan güneş,
Baharın kokusu sendedir sende.
Saçların savurup süzülen güzel,
Gönlümün tapusu sendedir sende.
Doğa ana gelin gibi giymiş tül,
Sarı çiğdem, mor menekşe, ak sümbül,
Al karanfil, pembe lale, kızıl gül,
Derdimin dermanı sendedir sende.
Kumral saçın sonbaharı andırır,
Sevdalı bakışın başım döndürür,
Yürek yangını su mu söndürür?
Suyun da kaynağı sendedir sende.
Akşamüstü tanımıştım ben seni,
Her gün akşam daldırıyorsun beni,
Yaşlansam da şu yüreğim hep yeni,
Çünkü can damarı sendedir sende.
Yaylanın başında güneşli bir gün,
Kalmadı dermanım kollarım yorgun,
Kapandı kapılar, yüreğim dargın,
Onun da kilidi sendedir sende.
Çamlar arasından eserse bir yel,
Avcısın Arif’i avlamaya gel,
İster yüreğimi bir atışta del,
Yay gergin, oku da sendedir sende.
Arif GÖLGE
(Ankara, 12 Mayıs 1985)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13671 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
Ö M R Ü M Ü N Y I L D I Z I
Beklerim, hayalin gitmez gözümden,
Biricik sevgilim sen değil misin?
Kuşku mu duyarsın yoksa sevgimden?
Artık benim için son değil misin?
Gönlümü dertlerden kurtarır sesin,
Isıtır içimi ılık nefesin,
Sevgilisi varsa Canım herkesin,
Benim sevgilim de sen değil misin?
Ne aradıysam sende bulmuşum,
Sende sevinmişim, sende gülmüşüm,
Sadece seninle mutlu olmuşum,
Ömrümün Yıldızı sen değil misin?
Kaderin çizdiği yol sana çıktı,
Görünce kalbimde şimşekler çaktı,
Gözlerim ilk defa severek baktı,
Tek ve de son aşkım sen değil misin?
Seviyorum, ama diyemiyorum,
Artık başkasını sevemiyorum,
Ayları, günleri sayamıyorum,
Bütün özlemlerim sen değil misin?
Arif’im yıllardır seni aradım,
Seninle birlikte olmak muradım,
Evliliğe doğru atalım adım,
Bu sonsuz birlikte var değil misin?
Arif GÖLGE
(Mersin, 21 Ekim 1992)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13672 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
Beklerim, hayalin gitmez gözümden,
Biricik sevgilim sen değil misin?
Kuşku mu duyarsın yoksa sevgimden?
Artık benim için son değil misin?
Gönlümü dertlerden kurtarır sesin,
Isıtır içimi ılık nefesin,
Sevgilisi varsa Canım herkesin,
Benim sevgilim de sen değil misin?
Ne aradıysam sende bulmuşum,
Sende sevinmişim, sende gülmüşüm,
Sadece seninle mutlu olmuşum,
Ömrümün Yıldızı sen değil misin?
Kaderin çizdiği yol sana çıktı,
Görünce kalbimde şimşekler çaktı,
Gözlerim ilk defa severek baktı,
Tek ve de son aşkım sen değil misin?
Seviyorum, ama diyemiyorum,
Artık başkasını sevemiyorum,
Ayları, günleri sayamıyorum,
Bütün özlemlerim sen değil misin?
Arif’im yıllardır seni aradım,
Seninle birlikte olmak muradım,
Evliliğe doğru atalım adım,
Bu sonsuz birlikte var değil misin?
Arif GÖLGE
(Mersin, 21 Ekim 1992)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13672 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
Ö Ğ R E T M E N İ M
“Yaşamda en gerçek yol gösterici:
Bilimdir.” dedi, Başöğretmenim.
Ayrılma Ata’nın çizdiği yoldan,
Bilimle birlikte koş öğretmenim!
Çağdışı işleri unuttur bize,
Eyleme geçelim pes artık söze,
Göster yöntemini, çıkalım düze,
Uygarlık kapısın aç, öğretmenim!
Haydi cehalete savaş açalım,
Geri değil, ileriye uçalım,
Bilim pınarından tas tas içelim,
Yepyeni ufuklar aç, öğretmenim!
Taze beyinlere çağdaş bilgi ek,
Yanlış olanları birer birer çek,
Durumlar aydınlık olmasa da pek,
Ayrılma yolundan koş öğretmenim!
Çınlatsın Ata’nın sözleri dağı,
Sizlere bıraktı yeni kuşağı,
Yayılsın her yere öğretim ağı,
Yurduma ışıklar saç, öğretmenim!
Bırakalım dünü, tanı yarına,
El atalım nice nice soruna,
Çağdaş uygarlıkla bilim uğruna,
Kapama ağzını aç, öğretmenim!
Arif GÖLGE
(Anamur, 24 Kasım 1985)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13673 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
“Yaşamda en gerçek yol gösterici:
Bilimdir.” dedi, Başöğretmenim.
Ayrılma Ata’nın çizdiği yoldan,
Bilimle birlikte koş öğretmenim!
Çağdışı işleri unuttur bize,
Eyleme geçelim pes artık söze,
Göster yöntemini, çıkalım düze,
Uygarlık kapısın aç, öğretmenim!
Haydi cehalete savaş açalım,
Geri değil, ileriye uçalım,
Bilim pınarından tas tas içelim,
Yepyeni ufuklar aç, öğretmenim!
Taze beyinlere çağdaş bilgi ek,
Yanlış olanları birer birer çek,
Durumlar aydınlık olmasa da pek,
Ayrılma yolundan koş öğretmenim!
Çınlatsın Ata’nın sözleri dağı,
Sizlere bıraktı yeni kuşağı,
Yayılsın her yere öğretim ağı,
Yurduma ışıklar saç, öğretmenim!
Bırakalım dünü, tanı yarına,
El atalım nice nice soruna,
Çağdaş uygarlıkla bilim uğruna,
Kapama ağzını aç, öğretmenim!
Arif GÖLGE
(Anamur, 24 Kasım 1985)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13673 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
B A R I Ş A D O Ğ R U
Unutun dostlar gayrı savaşı,
Akmasın n’olur halkın gözyaşı,
Zehir olmasın ekmeği-aşı,
Kavgaya değil, barışa doğru.
Bitsin artık bitsin çıkar kavgası,
Esmeli her yerde dostluk havası,
Girmesin evrene savaşın yası,
Bırak savaşı da barışa doğru.
Barışa gidelim barışa dostlar,
Bu yolda birleşsin erekler, uslar,
Kardeş olsun artık nice uluslar,
Düşmanlık bitsin de barışa doğru.
Ne anlamı var yakıp-yıkmanın?
Nice insanların canın yakmanın,
Bunca uygarlığı yere sokmanın,
Gelsin artık sonu, barışa doğru.
Dargınlık kalmasın dünya yüzünde,
Sevgi olsun insanların özünde,
Kinler son bulmalı senin gözünde,
Yürü kardeşliğe, barışa doğru!
Bunca yıldır savaşıyor insanlar,
Boşuna akıyor boşuna kanlar,
Tarihe göz atan gerçeği anlar,
Savaş ölüm demektir, barışa doğru.
Silaha verilmesin onca paralar,
Kapansın kanayıp duran yaralar,
Son bulmalı ufuktaki karalar,
Aydınlık için barışa doğru.
Güçsüzü itmeyip tutmak gerekli,
Olmalı insanlar iyi yürekli,
Huzurlu bir yaşam olsun sürekli,
Mutluluk istersen barışa doğru.
Duyumla gerçeği gayrı duyumla,
Ereğe ulaşak haydi uyumla,
Uğraşma savaşla, lanet oyunla,
El ele verelim barışa doğru.
Arif’in sözünü yabana atma,
Kalkıp da devleti devlete çatma,
Üretme silahı, satarsan satma,
Hızlansın adımlar barışa doğru.
Arif GÖLGE
(Ankara, 4 Aralık 1982)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13673 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
Unutun dostlar gayrı savaşı,
Akmasın n’olur halkın gözyaşı,
Zehir olmasın ekmeği-aşı,
Kavgaya değil, barışa doğru.
Bitsin artık bitsin çıkar kavgası,
Esmeli her yerde dostluk havası,
Girmesin evrene savaşın yası,
Bırak savaşı da barışa doğru.
Barışa gidelim barışa dostlar,
Bu yolda birleşsin erekler, uslar,
Kardeş olsun artık nice uluslar,
Düşmanlık bitsin de barışa doğru.
Ne anlamı var yakıp-yıkmanın?
Nice insanların canın yakmanın,
Bunca uygarlığı yere sokmanın,
Gelsin artık sonu, barışa doğru.
Dargınlık kalmasın dünya yüzünde,
Sevgi olsun insanların özünde,
Kinler son bulmalı senin gözünde,
Yürü kardeşliğe, barışa doğru!
Bunca yıldır savaşıyor insanlar,
Boşuna akıyor boşuna kanlar,
Tarihe göz atan gerçeği anlar,
Savaş ölüm demektir, barışa doğru.
Silaha verilmesin onca paralar,
Kapansın kanayıp duran yaralar,
Son bulmalı ufuktaki karalar,
Aydınlık için barışa doğru.
Güçsüzü itmeyip tutmak gerekli,
Olmalı insanlar iyi yürekli,
Huzurlu bir yaşam olsun sürekli,
Mutluluk istersen barışa doğru.
Duyumla gerçeği gayrı duyumla,
Ereğe ulaşak haydi uyumla,
Uğraşma savaşla, lanet oyunla,
El ele verelim barışa doğru.
Arif’in sözünü yabana atma,
Kalkıp da devleti devlete çatma,
Üretme silahı, satarsan satma,
Hızlansın adımlar barışa doğru.
Arif GÖLGE
(Ankara, 4 Aralık 1982)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13673 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
MUSTAFA KEMAL GELİYOR
Nerde kaldı benim Kuruşum, Liram?
Geçmez oldu sanki Ulusal Param,
Tedavisi çok zor, derindir yaram,
Aklıma Mustafa Kemal geliyor.
Kimi Mark peşinde, kimi Dolarda,
Balık avlanıyor kirli sularda,
Kazansa da zengin, vergi firarda,
Savulun, Mustafa Kemal geliyor!
Eğitim alınır-satılır oldu,
Boşaldı okullar, dershane doldu,
Kemalist Öğretmen nerde, ne oldu?
Uyanın, Mustafa Kemal geliyor!
Kimisi hayatla pazarlık yapar,
Kimi yaşam için vücudun satar,
Bu yurtta binlerce kahraman yatar,
Başında Mustafa Kemal geliyor.
Gençlik yönetime girmedi hâlâ,
Çilekeş Halkımız gülmedi hâlâ,
Çağdaş Uygarlık da gelmedi hâlâ,
Devinin, Mustafa Kemal geliyor!
Kâğıda yazmakla tükenmez derdim,
Elbet bir mucize olacak derdim,
Müjdeler vereyim Sevgili Yurdum:
Kalkmış da Mustafa Kemal geliyor!
Arif der, bu yurda sahip çıkalım,
Geriliği, çarpıklığı yıkalım,
Korkmayalım, geleceğe bakalım:
Binlerce Mustafa Kemal geliyor.
Arif GÖLGE
(Mersin, 29 Ekim 1991)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13673 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
Nerde kaldı benim Kuruşum, Liram?
Geçmez oldu sanki Ulusal Param,
Tedavisi çok zor, derindir yaram,
Aklıma Mustafa Kemal geliyor.
Kimi Mark peşinde, kimi Dolarda,
Balık avlanıyor kirli sularda,
Kazansa da zengin, vergi firarda,
Savulun, Mustafa Kemal geliyor!
Eğitim alınır-satılır oldu,
Boşaldı okullar, dershane doldu,
Kemalist Öğretmen nerde, ne oldu?
Uyanın, Mustafa Kemal geliyor!
Kimisi hayatla pazarlık yapar,
Kimi yaşam için vücudun satar,
Bu yurtta binlerce kahraman yatar,
Başında Mustafa Kemal geliyor.
Gençlik yönetime girmedi hâlâ,
Çilekeş Halkımız gülmedi hâlâ,
Çağdaş Uygarlık da gelmedi hâlâ,
Devinin, Mustafa Kemal geliyor!
Kâğıda yazmakla tükenmez derdim,
Elbet bir mucize olacak derdim,
Müjdeler vereyim Sevgili Yurdum:
Kalkmış da Mustafa Kemal geliyor!
Arif der, bu yurda sahip çıkalım,
Geriliği, çarpıklığı yıkalım,
Korkmayalım, geleceğe bakalım:
Binlerce Mustafa Kemal geliyor.
Arif GÖLGE
(Mersin, 29 Ekim 1991)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13673 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
SONSUZLUKLAR İÇİNDE
Bir ırmak akıyor,
Köpürterek suyunu;
Toplanmış güvercinler,
Seyrediyorlar onu.
Daldan kopan bir yaprak,
Irmağa karışıyor;
Ufacık bir kelebek,
Onunla yarışıyor.
Irmağın kıyısında,
Kızarıyor bir lale;
Menekşe yamaçlarda,
Aranıyor bir kale.
Titredi rüzgârla,
Bir gelincik çiçeği;
Onun hemen yanından,
Uçtu uğur böceği.
Geliyor seke seke,
İşte ceylan yavrusu;
İncitmeden çayırı,
Irmaktan içecek su.
Sevdaya mı tutuldu?
Çiğdem ne hoş sararmış;
Boynunu eğmiş sümbül,
Nergis onu ararmış.
Süslenmiş gelin gibi,
Nazlı süsen çiçeği;
Ekinler ortasında,
Dalmış ekin çiçeği.
Sevginin ateşinden,
Karanfil allanıyor;
Yârini bulmak için,
Sarmaşık dallanıyor.
Çiçekler salınıyor,
Mavilikler içinde;
Yeşil, kızıl, sarışın,
Hepsi başka biçimde.
Bir doğa var sevgilim,
Yüreğimin içinde;
Aşkımız uçuşuyor,
Sonsuzluklar içinde.
Arif GÖLGE
(Ankara, 8 Aralık 1984)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13673 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)
Bir ırmak akıyor,
Köpürterek suyunu;
Toplanmış güvercinler,
Seyrediyorlar onu.
Daldan kopan bir yaprak,
Irmağa karışıyor;
Ufacık bir kelebek,
Onunla yarışıyor.
Irmağın kıyısında,
Kızarıyor bir lale;
Menekşe yamaçlarda,
Aranıyor bir kale.
Titredi rüzgârla,
Bir gelincik çiçeği;
Onun hemen yanından,
Uçtu uğur böceği.
Geliyor seke seke,
İşte ceylan yavrusu;
İncitmeden çayırı,
Irmaktan içecek su.
Sevdaya mı tutuldu?
Çiğdem ne hoş sararmış;
Boynunu eğmiş sümbül,
Nergis onu ararmış.
Süslenmiş gelin gibi,
Nazlı süsen çiçeği;
Ekinler ortasında,
Dalmış ekin çiçeği.
Sevginin ateşinden,
Karanfil allanıyor;
Yârini bulmak için,
Sarmaşık dallanıyor.
Çiçekler salınıyor,
Mavilikler içinde;
Yeşil, kızıl, sarışın,
Hepsi başka biçimde.
Bir doğa var sevgilim,
Yüreğimin içinde;
Aşkımız uçuşuyor,
Sonsuzluklar içinde.
Arif GÖLGE
(Ankara, 8 Aralık 1984)
(Not: Bu şiir, 26/06/2001 tarihinde, Mersin 2. Noterliğinin 13673 yevmiye no.su ile yazarı adına tescil edilmiştir.)