Atilla İlhan Şiirleri
Google Reklamları



İlaç Rehberi

Biz yalnızlıktan doğduk o dagdagalı sudan
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Buzlu mehtap alçakca kesmişti yolumuzu
Bütün kapılardan açıkca kovulmuştuk
Silahımız avcumuza yapışmıştı soğuktan
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Kestiremedik ne yaptığımızı kim olduğumuzu
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Ne kadar korkmuştuk elimizden tutmadılar
Doğrudur kendi içimizde daraldığımız
Kim neyi savundu bilinmez nereye kadar
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Başka bir yalnızlıkta boğulduk
havasizliktan
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Ne solculuğumuz solculuktu ne sağcılığımız
Karanlık bir kapı olup üstümüze kapandılar
Kimse bizi sevmedi
ağır kan kaybıyız
söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüsürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün

o şehrayin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam aşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün
ceragan sarayindan buyukdereye
usumek sonbaharinda eski cinarlarin
uzadigi yerlerde gizlice aksamlarin
baslayip adeta kendini dinlemeye
kafeslerin ardinda bol gozlu bir kadin
ansizin giydirilmis ipek feraceye
bir cay yalnizligi emirgandan oteye
degdikce isindigi yaldizli bardagin
nedimden yansimasi tatyos efendiye
tenha bir genc kiz sesiyle hicazkarin
kuytularda curudugu bagdadi yalilarin
yorgun sarmasiklariyla sarkmis bahceye
soguk kuslar gibi dagilir bogazda
ruzgarin getirdigi donuk bir yagmur pusu
istinyede gemilerin karanlik uykusu
kirik direkleriyle dalgin ve hasta
birden icimi kaplayan olum korkusu
selam verilince mechul bir namazda
gazaliyse biraz mevlana biraz da
kubbenin altindaki divan ugultusu
seref vapurundan en kirli beyazda
yuzlerce harbiyeli surgun yolcusu
havada bir asilmis adam kokusu
istanbul jonturkleri huzzam bir yasta
yankilariyla telasli geceleri bebekten
motorlarin tasiyip o kadar bitiremedigi
en yilgin sonbahar benim gozlerimdeki
cok daha dumanli mutareke gunlerinden
alaturka saat kacta ikinci to"mbeki
miralay sadik beyin nargilesinden
dem cekip kumrular gibi sebilleri senlendiren
osmanli sehpalarinin golgesindeki
emirganda acilasmak koyu bir semaverden
caylar gibi kararip kac defalarca eski
bir siir uzuntusuyle museddes bicimindeki
coktan unutulmus kilitli defterlerden
Ben hic boylesini gormemistim
vurdun kanima girdin itirazim var
simsicak bir merhaba diyecektim
basimi usulca dizine koyacaktim
dort gun dort gece susacaktim
yagmur sonecekti yanacakti
sameland seferden donecekti
duvardaki saat duracakti
kalbim kendiliginden duracakti
ben hic boylesini gormemistim
vurdun kanima girdin itirazim var

emperyal otelinde bu sonbahar
bu camlarin nokta nokta huznu
bu bizim berhava olmuslugumuz
bir nokta bir hat kalmisligimiz
bu rezil bu carsanba gunu
intihar etmis kotumser yapraklar
oksuruklu aksirikli bu takvim
ben hic boylesini gormemistim
vurdun kanima girdin itirazim var

sesleri liman sislerinde bogulur
gemiler yorgun ve uykuludur
sabahtir saat bes bucuktur
sen kollarimin arasindasin
onlar gibi degilsin sen baskasin
bu senin gozlerin gibisi yoktur
adamin ruyasina ruyasina sokulur
aklinin icinde siyah bir vapur
kivranir insaf nedir bilmez

otelin penceresinde duracaktin
sehri karanlikta gorecektin
karanlikta yagmuru gorecektin
saclarin islanacak islanacakti
kis geceleri gibi uzun uzun
tek damla gozyasi dokmeksizin
maria dolores aglayacakti
istanbulu yagmur tutacakti
butun bir gun is arayacaktim
sana bir turku getirecektim
kulaklarimiz cinlayacakti

emperyal otelinin resmini cektim
aksam sacaklarindan damliyordu
kapisinda durmani soylemistim
yuzun zambaklara benziyordu
cumhuriyet bahcesinde insanlar geziyordu
tepebasindaki kucuk yahudiler
asmalimescitteki rum kemanci
boyle ruzgarsiz kalmisligimiz
bu bizim cektigimiz sanci
el ele tutusmus geziyordu
gazeteler cinayeti yaziyordu
halice bir avuc kan dokulmustu

emperyal otelinde uc gece kaldik
fazlasina paramiz yetmiyordu
gozlerin gozlerimden gitmiyordu
dorduncu gece sokakta kaldik
karanlik bir turlu bitmiyordu
sirkeci garinda sabahladik
bilen bilmeyen bizi ayipladi
halbuki kimlere kimlere basvurmadik
hicbiri yuzumuze bakmiyordu
hic kimse elimizden tutmuyordu
ben hic boylesini gormemistim
vurd kanima girdin kabulumsun
Geçerdi hep
Pırıltılı kanunlar
Neves gecelerden
Ihtimal buhranlı gecelerdi hep
Yüreğinde yalnızlığın tortusu
Vazoda yaseminler
Ufukta yağmur kuşları
Çözülmez bilmecelerdi hep
Ansızın dalar
Bir yorgunluğa uyanırdın
Güneş çekilmiştir bahçelerden
Lambalar çok erken yanmış
Aldatılmak korkusu
Sık sık bozulan yeminler
Enfarktüs kuşkuları
Sinsi bir kederdi hep
Zaman zaman düşündüğün
Aklına geldikçe güldüğün
Şan şeref ve ün
Beyhude seylerdi hep
Elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnundan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni.
yolumdan cekil yavrum
baglasalar duramam
demir asa demir carik dedim
neyleyim!
yolculuk dedim
agaclara tunedi yine aksam kargalarla bir
ruzgar kendini yerden yere vuruyor
kirik dokuk yildizlar belirli uzaktan
telsiz mevceleri ardim sira kosturuyor
anamdan yolcu dogmusum
yedi dagin yollari kalbimden gecer
salkim salkim misralar gelir icimden
dudaklarimda yagmur damlalari
alir beni yollar beni alir gider

anamdam yolcu dogmusum
nehirlerle birlikte denizlere kavustum
aksam dedim
su koca dunya dedim
aglasam dedim
yola bir dusuldu mu omur boyunca gidilir
ekmegin ve sarabin pesinden
turnalarin pesinden
buyuk sehirler buyuk asklar
ciglik cigliga terkedilir
ben
cocuklar gibi sevdim devler gibi istirab cektim
damarlarimda dunyanin butun ruzgarlari
harblere acliklara yalnizligima ragmen
anamdam yolcu dogmusum
neyleyim
gurbet dedim
vatan dedim
hurriyet dedim.

(Sisler Bulvarı)

Google Reklamları