Dinle beni küçüğüm, şu koskoca
dünyada söylenecek o kadar çok söz,
konuşulacak o kadar çok konu var
ki... ama ben susacağım. Güneşin
doğuşunu ve batışını seyredip,
masmavi bir denize kulaç
atacağım... Sessizce mırıldandığım
şarkıya yalnızca yüreğim tempo
tutacak. Tıpkı senin o masum
gülüşlerin gibi... Sen büyüdükçe
konuşacaksın, insanlar seni buna
zorlayacaklar. Ama ben yine
susacağım. Senin onlarla savaştığını
(sükunetle savaştığını) görene dek
susacağım...
dünyada söylenecek o kadar çok söz,
konuşulacak o kadar çok konu var
ki... ama ben susacağım. Güneşin
doğuşunu ve batışını seyredip,
masmavi bir denize kulaç
atacağım... Sessizce mırıldandığım
şarkıya yalnızca yüreğim tempo
tutacak. Tıpkı senin o masum
gülüşlerin gibi... Sen büyüdükçe
konuşacaksın, insanlar seni buna
zorlayacaklar. Ama ben yine
susacağım. Senin onlarla savaştığını
(sükunetle savaştığını) görene dek
susacağım...
Aysema Arslan
Kendisiyle barışık olmayanlara
söyledi Peyote: Yüreklerinden nehir
geçen insanlar var... hayat dolu
insanlar... Onlara gıpta edip, kendileri
gibi olmasını isteyenlerimiz var.
Onlar için uygun gördükleri tek şey,
siyah bir aynadır. Görebildikleri tek
şey budur, çünkü kördürler der
Peyote... Hayat dolu insanlara da bir
sözü vardır Peyotenin: Seni
anlamayanlara, seni çekemeyenlere,
kalbini kıranlara
şöyle bir gülümse... İçindeki çocuğa
sarılmak istediğinde Peyote ve onun
gibi dosların için
ne kadar değerli olduğunu hatırla...
Bir kitap al eline... Sayfaları arala... Ve
tekrar gülümse...
söyledi Peyote: Yüreklerinden nehir
geçen insanlar var... hayat dolu
insanlar... Onlara gıpta edip, kendileri
gibi olmasını isteyenlerimiz var.
Onlar için uygun gördükleri tek şey,
siyah bir aynadır. Görebildikleri tek
şey budur, çünkü kördürler der
Peyote... Hayat dolu insanlara da bir
sözü vardır Peyotenin: Seni
anlamayanlara, seni çekemeyenlere,
kalbini kıranlara
şöyle bir gülümse... İçindeki çocuğa
sarılmak istediğinde Peyote ve onun
gibi dosların için
ne kadar değerli olduğunu hatırla...
Bir kitap al eline... Sayfaları arala... Ve
tekrar gülümse...
Fotoğrafı tuttu Peyotenin beyaz
elleri... Ayın aksi düşmüz
bir karaağaç üstüne... Baktı, baktı,
söyledi Peyote:
Dostluğunu bir ağaç gölgesinde, tüm
kötülüklerden,
tüm gözlerden ve soğuk gece
karanlıklarından korur. Gündüz neyse
gece o dur, beyaz ışıklar saçar. Her
şeyden öte
hiç gerisi yoktur Peyotenin...
Dostlarına söyler en tatlı şarkıları,
şöyle söyler Peyote:
Ruhumda karamsarlık rüzgarları
estiğinde bile
senin için canlı bir yürek
taşıyorum... simsiyah
üzüntülerim bedenimi sardığında bile
kollarım
senin dostluğuna uçmak için
kanatlanıyor...
Uzaklardayım evet uzaklarda,
ama bu küçük yüreğim hep
başucunda
Onu göremez gözlerin, hissedersin
yalnızca...
elleri... Ayın aksi düşmüz
bir karaağaç üstüne... Baktı, baktı,
söyledi Peyote:
Dostluğunu bir ağaç gölgesinde, tüm
kötülüklerden,
tüm gözlerden ve soğuk gece
karanlıklarından korur. Gündüz neyse
gece o dur, beyaz ışıklar saçar. Her
şeyden öte
hiç gerisi yoktur Peyotenin...
Dostlarına söyler en tatlı şarkıları,
şöyle söyler Peyote:
Ruhumda karamsarlık rüzgarları
estiğinde bile
senin için canlı bir yürek
taşıyorum... simsiyah
üzüntülerim bedenimi sardığında bile
kollarım
senin dostluğuna uçmak için
kanatlanıyor...
Uzaklardayım evet uzaklarda,
ama bu küçük yüreğim hep
başucunda
Onu göremez gözlerin, hissedersin
yalnızca...
Hep öyle anlamlı bak çocuk
Biz,
Çiçekli bahçeleri,
Süslü bebekleri biliriz...
Kaburgalarını batır gözlerimize çocuk
Biz doydukça,
gözlerimiz acıkır,
midemiz utanmaz genişlemekten...
Gözlerinle göster,
yerinde olmayan bacağını.
Hem de biz koşarken yap bunu...
Hep öyle anlamlı bak çocuk,
buğdayı olmayan
tarlalarını görmeliyim
gözlerinde...
Biz,
Çiçekli bahçeleri,
Süslü bebekleri biliriz...
Kaburgalarını batır gözlerimize çocuk
Biz doydukça,
gözlerimiz acıkır,
midemiz utanmaz genişlemekten...
Gözlerinle göster,
yerinde olmayan bacağını.
Hem de biz koşarken yap bunu...
Hep öyle anlamlı bak çocuk,
buğdayı olmayan
tarlalarını görmeliyim
gözlerinde...
Gözlerinde bir umut dünyalara
Minicik ellerin büzülmüş kundağında
Büyümek yok
Ya da zor bebeğim
Ağlıyor annen gidenlere
Ninni bekleme,
büyüme bebeğim...
Öldürmesinler seni
üzmesinler bebeğim...
Tebeşir yerine silah tutacak ellerin
Alfabe yok,
savaşmak tek tercihin...
Kundak, kan, kefen giyeceğin
Öldürmesinler seni
üzmesinler bebeğim...
Yıkmasınlar dünyaları,
savaşmasınlar artık...
Yenik düşsün savaşlar
Bebekler ölmesin...
Çocuklar büyüsün,
büyütsün dünyayı
Ölmesin bebekler
Bebekler ölmesin...
Minicik ellerin büzülmüş kundağında
Büyümek yok
Ya da zor bebeğim
Ağlıyor annen gidenlere
Ninni bekleme,
büyüme bebeğim...
Öldürmesinler seni
üzmesinler bebeğim...
Tebeşir yerine silah tutacak ellerin
Alfabe yok,
savaşmak tek tercihin...
Kundak, kan, kefen giyeceğin
Öldürmesinler seni
üzmesinler bebeğim...
Yıkmasınlar dünyaları,
savaşmasınlar artık...
Yenik düşsün savaşlar
Bebekler ölmesin...
Çocuklar büyüsün,
büyütsün dünyayı
Ölmesin bebekler
Bebekler ölmesin...
Bu sabah ararken evimin kapısını
Mutluydum...
Bir kuş sütü yoktu soframda.
Yürürken mutluydum,
şehrin soğuk kaldırımlarında...
Sonra sizleri gördüm
kocaman çöplerin içinde...
Dört beş yaşlarında,
baldırı çıplak iki çocuktunuz...
Utandım,
bütün utanmazlar adına.
Üşümüyor muydunuz?
Aç değil miydi karınlarınız?
Eve dönerken ağlıyordum...
Oysa siz gülüyordunuz soğuğa bile.
Ne çok isterdi yüreğim,
güldürebilmeyi o kirli yüzlerinizi
Öyle çok isterdi ki ellerim,
sizlere sıcacık yuvalar kurmayı...
Unutamam sizleri
Dört beş yaşlarında,
baldırı çıplak iki çocuktunuz...
Mutluydum...
Bir kuş sütü yoktu soframda.
Yürürken mutluydum,
şehrin soğuk kaldırımlarında...
Sonra sizleri gördüm
kocaman çöplerin içinde...
Dört beş yaşlarında,
baldırı çıplak iki çocuktunuz...
Utandım,
bütün utanmazlar adına.
Üşümüyor muydunuz?
Aç değil miydi karınlarınız?
Eve dönerken ağlıyordum...
Oysa siz gülüyordunuz soğuğa bile.
Ne çok isterdi yüreğim,
güldürebilmeyi o kirli yüzlerinizi
Öyle çok isterdi ki ellerim,
sizlere sıcacık yuvalar kurmayı...
Unutamam sizleri
Dört beş yaşlarında,
baldırı çıplak iki çocuktunuz...
Yalnızlığa kaçışım çözüm değil aslında.
Yetmiyor sözler hislerimi anlatmaya.
Masumane bakışın olsada aklımda.
Gitmeliyim uzaklara zamanın akışında.
Suçlu arıyorsan suçlu olan benim.
Seni kırmadan yok olup gideyim.
Bedel istiyorsan vur beni öleyim.
Gitmeliyim lâkin uzaklara, gitmeliyim.
Ayrılığım zaruret, ihanet değil aslında.
Ölümcül bir neden kaçışımın başında.
Ne olur anla, soru sorma ve anla.
Sessizce gidişim ölümüm aslında.
Yetmiyor sözler hislerimi anlatmaya.
Masumane bakışın olsada aklımda.
Gitmeliyim uzaklara zamanın akışında.
Suçlu arıyorsan suçlu olan benim.
Seni kırmadan yok olup gideyim.
Bedel istiyorsan vur beni öleyim.
Gitmeliyim lâkin uzaklara, gitmeliyim.
Ayrılığım zaruret, ihanet değil aslında.
Ölümcül bir neden kaçışımın başında.
Ne olur anla, soru sorma ve anla.
Sessizce gidişim ölümüm aslında.