Bülent Şen Şiirleri
Uçmayacak mı yuvadan minik kuş,
Korkacak mı?
Atmayacak mı özgürlüğe adımını.
Bir ömür,
Yuvada mı kalacak.
Tatmayacak mı sonsuz maviliklerde,
Kanat çırpmanın doyumsuz mutluluğunu.
Bilmeden mi ölecek özgürlüğü,
Korkusuzca yaşamayı.

Bir minik kuş uçacak...
Uçmamış hiç.
Sonsuzluklara dalıp,
Yaşamamış özgürlüğü.
Yuvasında kararsız:
Aşağısı uçurum, aşağısı tehlike.
Ve aşağıda ölüm de var.
Bakar sonsuz boşluğa,
Önünde uzanan özgürlük fırsatına.
Kararsızdır minik kuş, korkar da.
Bir adım sonrası özgürlük,
Bir adım sonrası yok oluştur da.
Oysa bilmez,
Koruyucudur anne,
Yardımcıdır da, bırakmaz ölümün kollarına.
Bir boşluğa bakar,
Bir sonsuz özgürlüğe,
Zayıf ve güçsüz kanatlarına,
Tüm koruyuculuğuyla bekleyen annesine.
Kararsızdır minik kuş, korkar da.

Uç,
Uç be minik kuş,
Korkma, atla.
Bırak kendini sonsuz boşluğa.
Uçmazsan, prangalıdır ayakların.
Sonsuz esaret yaşayacaksın, atla hadi.
Seni bekleyen özgürlüktür; bak.
Gökyüzünün masmaviliğiyle arkadaş.
Sök ayaklarından prangalarını, atla.
Seni bekleyen var, unutma.
Atla, kurtul prangalarından.
Uç, sonsuzluğun derinliğine,
Kaybol maviliklerde.

Hayat senin için, yaşamalısın.
Sonsuza kadar kalma yuvanda,
Çıkmalısın oradan;
Çıkmalısın oradan, kalamazsın.
Haydi atla ve çık:
AMA UÇAN BİR KUŞ OLARAK.
Karanlıktı, geceydi Sofi.
Üşüyordum, korkuyordum.
Dokunduğum yerler buz, soğuktu.
Titriyordum, bedenim yangınlarda oysa.
Bekliyordum da bir yandan;
Umudun, bitmeyen tatlı vaatlerinde,
Gelmeyenler durağında bekliyordum umudu.
Ve gelmiyordu umut otobüsü, bekliyordum ben.

Geceydi Sofi,
Karanlıktı da zifir.
Göz gözü görmez saatlerdi.
Ben bekliyordum, asla gelmeyecek olanı.

Ah Sofi, canım Sofim,
Beklemek boşuna, gelmeyecek.
Biliyordum gelmeyeceğini, sorma!
Bir adım öte ölüm, gidemiyordum, korkuyordum.
Ne yaşamışlık dediğimiz günler,
Ne ölüm denilen uzunca uyku,
İnce bir çizgi vardı aramızda, çağırıyordu da.

Sofi bırakma!
Tut sıkıca ellerimi, bas yüreğine.
Bırakma beni ölüme; O soğuk ve uzun uykuya.
Kalmak istiyorum seninle.
Toprak almasın beni, örtmeyin üstümü ne olur.

Duy beni Sofi,
Bak uzattım ellerimi, tut ne olur!
İster yaşamışlık olsun yaşananlar,
Korkunç bir karabasan olsun yada.

Haydi Sofi,
Bak feryatlarım sana, neredesin?
Uzun, uzak mesafelerden duyduğum ses,
Yoksa gelen sen misin?
Hani bazen söz biter ya!
Ne söylenecek,
ne duyulacak bir söz.
Kelimeler,
konuşmalar yitirmiştir anlamını.
Ufukta ayrılıktır görünen.
Kelimeler içi boş,
Kelimeler anlamsız.
Uygun bir anlatım yoktur,
anlatmaya seni,
anlatamazsın da kendini.

Hani bazen söz biter ya,
söylenmiştir her şey,
ve kullanılmıştır tüm sevgi sözcükleri.
Dünyanın tüm dillerinde,
ve tüm hüzünlü sözcükler hizmet etmiştir sana.
Geriye dönüp baktığında,
anlaşılamamış olmanın derin kederinden,
yalnız kalmanın buruk acısından başka yoktur elde kalan.
Ne umut kalmıştır ayrılığın acısına,
ne ufukta sevgili.
Hayali bile lüks,
o bile gelmez hatırana.

Hani bazen söz biter ya SEVGİLİ,
ne söylemeli ki.
Yaş ömrün yarısına dayandığında,
ne anlamı vardır yaşanılanların.
Sözcükler hizmet etmez sana,
anlatamazsın.
Derdin öyle çok,
karmaşıktır ki dünyan,
tarife sığmaz,
aktaramazsın yazıya da.
Bir volkan,
yazıyla anlatılabilir mi sevgili!
Resmini çizsen anlaşılmaz.
Ve senin, aciz harflerden başka,neyin var sığınacak.

Hani bazen söz biter ya,
vakit akşam alacası, ayrılıktır.
Oturup beklersin,
akşamlar versin sana geri.
Ne o gelir, bekle dur.
İçin sığmaz,
taşar duyguların,
ağlamaklı haller; ağlarsın.
Ayrılık ağır, sen yorgun,
vakit geçmiş, ömrün yarısında durulmuş geçkin zamanlar.
Ne sen geri getirebilirsin hayatı, ne onu...

Hani bazen söz biter ya,
geçer gider önünden salınarak,
bakarsın.
Sen gidersin ya inadına,
Ben beklerim sevgili.
Sokaklar bana çalışır o saatlerde,
Seni beklerim.
Her adımını bildiğim sokaklarda,
Köşe başlarını ben tutarım,
Gelmezsin işte, beklerim.
Seni beklerim,
o karanlık sokaklar bana çalışır sevgili.

Hani bazen söz biter ya,
Hüzün sarar bedenimi,
bırakmaz geceler beni uykuya,
dalar gider
düşünürüm seni.
Sen varsındır,
düşüncelerimde olsun, bırakmam düşünürüm, bırakmam seni sevgili.

Hani bazen söz biter ya,
geceler düşman,
sen uykuda,
melekler gibi saf,
temiz bir dünyada.
Yat uyu,
Ben düşünürüm seni....
Büyük ve eski çınar ağaçlarının gölgesinde yürürken,
Düz bir yol, yaprak dolu,
Kırık dal parçaları aralarda,
Sarı yapraklar....
Düşlenen ölüm, güzel bir ölüm; yalancıda...
Yalancı ayrılıklar, yalancı ölümler,
Tıpkı içtenliksiz merhabalar gibi yalancı.
Doğarken ölmek gibi, merhaban yalancı.

Büyük ve eski çınar ağaçlarının gölgesinde,
O düz yolda yürürken
Seni düşündüm.
Gerçek ve yalan dünya, ne açık.
Doğururken öldürdüğün, bitirdiğin yaşamlar.
Merhabaların ´elveda´ kokuyor,
Tanışıklığında ayrılık havası, hüzün.
Solgun bir rengin, sonbahar,
Sesinde çığlık var, feryatlar gibi.
Doğururken öldürmüşsün, öldürdün.

Rüzgar süpürüyor yaprakları, savuruyor,
Güçsüz, dayanaksız, garip yapraklar.
Gücün var mı gücün?
Yeşilken, daldayken, yerindeyken,
Sıkı sıkı bağlıyken koparabilir miydin,
Sökebilirmiydin dalından!
Bekledin güçsüzlüğünü,zayıflığını.
Savur şimdi, bir o yana, bir bu yana...

Zalimsin, acımasız da,
Merhabalarında ´Elveda´,
Hoşgeldinlerinde bile ´git´ diyorsun.
Pişmanlıkların bile acımasız;
Bir daha vurmak için bekliyorsun,
Bir daha bekliyor,bekliyorsun işte,
Şimdi bekle dur.
Bir ömür geçecek
Gelmeyecek beklediğin,
Her gelişinde,
Gelirken ´Güle güle´ diyeceksin,

Merhabaların ´Elveda´ kokuyor senin,
Hoşgeldinlerinde ayrılık.
Başlamadan bitirmek görevin,
Doğururken öldürmek bir arkadaşlığı.
Senin İçin Gidemedim...

Senin için düğümledim hayatımı
Doğduğun an durmuştu zaman
Bir özgürlük umudu vardı belki
Senin için geride kaldı
Özgürlük de ölüm de...
Senin için gidemedim
Çıktığım yoldan dönemedim
Hani anlarmış gibi bakışların var ya!
Şimdilerde de minnettar sarılışların
Korkma her gidişimde artık...
Senin için sevdim yaşamı
Seni yaratan hayatımı
Hatırladığım sözlerimi
Ve son tövbelerimi...
Senin için göremedim yolun sonunu
Bir kez daha yarım bırakamadım
Gitmelerimi...
Senin için konuşamadım
Doğrularımı...
Anlatamadım sevdiğimi
Ve uzaklardaki umudumu...
Senin için bozdum yeminimi
Ağladığım sondu dönüş yolunda
Şimdilerde sen büyüyorsun
Ve yorgunluğum da!..
Senin için gülüyorum
Her doğan güne
Ardından kararan geceye
Benim için kayan yıldızlara
Ve günahın beyazına rağmen...
Senin için unutmadım hayallerimi
Seçilmiş rüyalarımı
İçe vuran dünyalarımı
Senin için savaşıyorum kendimle
Senin için bir arada
İnsanlarımla
Ve şeytanlarımla
Ve kapkara sevdalarımla
Senin için
Unutacağını bile bile...

Bülent Özdemir
Bilmem nasıl ayrıldık,nasıl bitti bu sevda
Yıldız oldun göklere,unutuldum bir anda
Senin aşkın yalanmış,nasıl kandırdın zalim
Baharım hazan oldu,soldurdun bu genç yaşımda
Bir vefasız yar sevdim,unuttu gitti beni
Ömrümün baharında,kedere attı beni
Dertle dolan kalbimi,acılara bıraktım
Kaderime küsmüşken,eller avuttu beni