Celal Kabadayı Şiirleri
Yarın sabah erken uyan
Ben yıldızıma söyledim
Işıklar serpecek üzerine
Nur içinde uyanacaksın

Ben ağaçlarıma söyledim
Yarın sabah erken uyan
Dağıt saçlarını silkin
Dallar titreyecek, şaşacaksın.

Yarın sabah erken uyan
Ben göklerime söyledim
Uzat ellerini fecre doğru
Şafak sökecek, bakacaksın.

Ben yerlerime söyledim
Yarın sabah erken uyan
Gözünün değdiği her yerde
Çiçekler açacak, göreceksin
yağmur yağıyor bak
sokaklar hepten ıslak
yer kalmamış ıslayacak
artık ağlamayız değil mi

iki gün küs durduk
hayır durmadık kudurduk
böyle acı istemem bir daha
artık darılmayız değil mi

yok sevgimi koyacak yerim
yüreğinden başka senin
deniz sensin mavi benim
artık ayrılmayız değil mi
hiçbir şiir anlatamaz seni ve gözlerini
senden başka
sen şiirsin dize dize içime kazılan
yazan ben değilim benden öte benliğim
kalem sensin kağıt benim
ben şair değilim

ben şair değilim sen şiirsin
ben kiremitleri paramparça çatısı delik
bir gecekonduda çocuk gibiyim
sen yağmursun sağanak sağanak yağan
ben çaresiz kalmış biriyim
bütün varlığıyla göz olmuş sana bakan

sen şiirsin ya sonumsun ya mutluluğum
adını andıkça yakıyor genzimi soluğum
çok acılar çektim yolunda, çekiyorum yine de
sana sormadan aşkına düşmekse suçum
sen şiirsin, güzelsin, anlayan, bağışlayansın
beni göğsünde dinlendir, ben sana vurgunum
ağlıyorsun ya kimi zaman
sessizce
iniyor gözyaşların
kirpiklerinden
usul usul, yavaş yavaş
öyle çok kıskanıyorum ki seni
ağlarken bile
gözyaşlarından
aktıkları için
tatlı yanaklarından
Gök yolu sokaklarında kentin, mevsimlerden güz
Sönük lambalar gizliyor, deniz rengi gözlerini
Merdivenlerinde yolcular peronların,
Ertelenmiş buluşmalar getiriyor trenler
İstasyonlarını geçiyoruz bir bir çizgil kentlerin
Tere boğulmuş at sırtında gibi - erken -
Kırkında kadınların kösnül trajedileri sokaklarda
İstasyonlarını geçiyoruz bir bir kuşatılmış semtlerin...

Eski giysiler karşılıyor
Son tangoda takılı kalmış yüzleri
Atlı tramvaylar geçiyor tarih köprülerinden
Birlikte sürüyoruz yorgun izini dansların
Eğilen gökdelenleri utancın
Gülüyor sevi taşıyla örülü eski yapılar
Ağaçlar ağlıyor dal ucunda ve de tanrılar
Boşalması bu yağmur bulutlarının
Gülüyor sevi taşıyla örülü eski yapılar...

Ey kent uzaksın kocamış çınarlar görkeminden
Kavrulurken güneş acında karanlıkların
Kerbelalar çiziyorsun ortasında suların
Tulumbacılar çıkarıyor yangınları, çerçevelerden fırlayıp
Koca kent haraca kesiliyor
Kerbelalar çiziliyor ortasında suların...

Tiner kokluyor çocuklar , köprü altlarında, renkleri uçuk
Kaldırımlara uzanmış küçük dilenciler
Çiğneniyor sivri topuklarında rüküş kadınların
Gök yolu sokaklarında kentin mevsimlerden ilk yaz
Mecnunlar yiterken menevişinde çelik rayların
Kapatma dolsun gözlerine teni eski aşk şarkılarının
Sönük lambalar gizliyor deniz rengi gözlerini
Ay doluyor içimize, içimiz yakamoz aynası
İstasyonlarını geçiyoruz bir bir kuşatılmış semtlerin
Kiraz bahçeleri üzgün, frezyalar ve papatyalar
Yitik kentler büyütüyor yalnızlığımız
Sönük lambalar gölgesinde deniz rengi gözlerin...

Hüzzam bir hasret şarkısıdır eski İstanbul uykusunda
-Senden hatıra kalan bir sarı saçtı-
aşk mıdır söyle
seni sensiz yaşamak
yokolmak sensiz sevişmelerde

uykusuz bu gece
sensizlik ülkesinin sessiz
boğucu karanlıkları içinde
sular gibi yalnızım
sular gibi kimsesiz

akıyorum toprağı ve havayı soluyarak
sensin diye

bu gece bu gece
allahlar kadar allahsızım
uzaklardan gelen köpek havlamalarına
yağmurun son damlalarına
ağaçların en incecik dallarına
tutunacak kadar yalnızım
yasak aşk özgürlük aşkıdır
en büyük özgürlüktür çünkü aşk
ve bütün özgürlükler gibi yasaktır
yargılayan sözlerden karakol gözlerden
sakınarak gizlice büyür sevgiler
özgürlükler gibi
kaçınılmazdır yaşanmalıdır

sen benim yasak aşkımsın ey sevgili
kimseye söyleyemediğim gizsin
susarım çoğu zaman kanayarak
olgunlaşmasını beklerim zamanın
gülmeyi konuşmayı unuturum
dilime bir ses düşse geceden
yüreğime gönderirim hemen
içimde sözcükler özgürlüğü dokur
sevda zindanlarında tutsak duygular
yüksek sesle aşk şiirleri okur

sen benim özgürlüğümsün ey sevgili
gönül çiçeğim yaşam gerçeğimsin
ilkel karanlık yapıların içinde
sevgisiz çağdışı yaratıkların elindesin
istemem yitirme gözlerindeki sevinci
diren sevginle. umudunla. özlemlerinle.
karanlığı benimseme aydınlığı düşle
mutsuzluğunun sorumlusu sen değilsin
bunu iyice bilmelisin
tarihi yapanlar çok yanlış yapmış
ve her yanlış kendi kurbanını yaratmış
biri sensin kurbanların öteki ben