Ece Ayhan Şiirleri
Google Reklamları



İlaç Rehberi

gel desem gelir misin gecelerime
tutar mısın ellerimi
gecenin soğuğuna inat
ısıtır mısın ellerimi nefesinle
zor iş
sen masallardaki peri kızı
ben yoksulluğun şairi
seninle ancak
mısralarda buluşabiliriz
sen beni seversin
bende seni
ama biliyorum
sen tanımazsın bile beni
belkide en iyisi bu
sen beyaz atlı pransini bekle
ben de seni
hayaller aleminde buluşuruz belki
Kollarında eski balık dövmeleri
teodor kasap perhiz ahali içmez
ay türkçe rakı çıkmıştır kapalı
ve geniş muhlis sabahattenden
ayşe opereti ne güzel bir hiç

Üç yıllar var ki minyatürlere mahkum
teodorun o eski balık dövmeleri
ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş
ve korkunç taş gülmekler muhliste
gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış
çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe
atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç

İşte o biçim gecelerde kucaklaşmış
getirir enflasyon arkadaşlarını
kova abdülhamit akşam gazeteleri
dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç.

(Yort Savul)
Sivil ölümden konuşuyoruz dağılan neftilikler
arkadaşlar Makedonyalı kalın usta marangozlar
Kapaklanır bir adam daha kaçıncı, aktığımızı görünce
ters çevrilmiş kente karşı işte onun denizlerine
delikanlı kotaklarımızı çıkarmış ve ırmaktır.

Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan
dahi "dikeni seven gülüne katlanır bir kadın"dan.
Haramiler ki kırkın üstünde artık sayıları
bir küçük tabut tabakada gezdirirler ölüleri fakfon
burunlarına çekmek üzre, ince çağrışımlıdır.

Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! Aslında başlayan
askerler tabiatta hala tramvaydan Sirkecide mi inerler?
Süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için.

(Devlet ve Tabiat ya da Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler)
-Arif Çağlar için-

1. Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!
En geniş zamanlı bir şiir yazacağız

2. Harbi karşılık verecek ama herkes
Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya:

3. Bir, Yeryüzüne nasıl dağılmıştır
Tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?

4. İki, Daha yavuz bir belge var mıdır ha
Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?

5. Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır
Nice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz?

6. Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldız
Sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk

7. Çocuklar! İle bile muhbirler! Ve bütün ahali!
Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız

8. Kurşunkalemle de olabilir
Yort Savul!

(Yort Savul)
Peki nasıl oldu da hatırladı denizde boğulduğunu
nasıl oldu da peki anlatamıyorum biliyorsun

Öyle ölüme düşkündü ki biyoloji sıfır
bir şarkı yiyor şimdi şapkalarını orospular eksiliyor

Ama yok ne olur ağlama böyle ama yok
şunun şurasında taramvaysız, çocuk olmak turunç olmak

Kantocu peruz sahiden yaşadı mı patron?

(Kınar Hanımın Denizleri)
Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı.
Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın.
Hısım. Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde
kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef.
İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara.
Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici
Dede. Bir korsan gemisi! Girmiş körfeze.

(Bakışsız Bir Kedi Kara)
Niğde’deydi…
Bir yenilenmişti daha güneş ama,
Dün değildi bugün,
Varlığında yanıbaşımda…
Bir bahçeydi, bir de masa,
Kirli mi kirli bir örtüydü kapatan.
Ve yaşları alan gözlerimden.
Ya sen olsaydın, elin dokunsaydı gözlerime,
Kalbine uzanan damarlarıyla elin,
Bahçe güzeldi, masa da, örtü de senden.
Bembeyaz kesildi birden.

Google Reklamları