Aşkınlığın gizli kafesinde barınan nedir,
tortulaşmadan, kaskatı?
Rüzgarın sürüklediği
ışıksızlık diliminde bizi birleştiren ortak çağrışım?
Bir ölünün sesi yoktur oysa, bize ulaşacak.
Ama nedir, en sağır böğrüme saplanan bu sancı?
Ya şimdi, ona doğru uzattığımız el kadar güneş?
Upuzun bir şahin geçiyor üzerimizden,
göğe doğru alçalarak.
Akşamın basamaklarına yönelirken,
gökte mürekkep balığı.
tortulaşmadan, kaskatı?
Rüzgarın sürüklediği
ışıksızlık diliminde bizi birleştiren ortak çağrışım?
Bir ölünün sesi yoktur oysa, bize ulaşacak.
Ama nedir, en sağır böğrüme saplanan bu sancı?
Ya şimdi, ona doğru uzattığımız el kadar güneş?
Upuzun bir şahin geçiyor üzerimizden,
göğe doğru alçalarak.
Akşamın basamaklarına yönelirken,
gökte mürekkep balığı.
Enis Batur
Ütüsüz bir gömlek giyindiğim aşk
Kırıkları aynada yüreğimin , çizgisi berrak
Gecenin karanlığı git gide matlaşır
Sana yazdığım sayfalar gözlerimden daha ıslak
Ben tutsam içimde , boğazım yutkunur
Kesmez genzimi başka bir kadın
Kapısı açılmaz sen yokken şu odanın
Vurduysa kurşun , kanayandır sol yanım
Papatya türküsü değil seni seviyorum demek
Yokluğunda ağlar serçeler , kanaryalar
Sensiz aşkın azametinde parça-parça yürek
Çare değil şu cana kasten zulmetmek
Kanayan yanlarımda teninin kokusu
Denizi İstanbul’un , akşamında korkusu
Perde-perde sarar yalnızlığın efsunu
Yıllara yaslı duran bir yanı düşük omuzum
Sona geldiğimi sanmıştım
Yürürken bu sokakları yavaş-yavaş
Bir banliyöde rastlamak sana ne tuhaf!
Geride bırakılan yıllar değişmemiş sende yine aynı
Belli oluyor mudur;
Vurukluğum , düşkünlüğüm , sana yanmışlığım,
Ateşi sönmeyen hislerim,
Bu yarası kapanmayan bedevinin aşk-ı ?
Kalkmaz mı yanında oturan şu ihtiyar...?
“ey amca bu senin durağın” gönlümü eyle bahtiyar
Nihayetinde istasyonun sonu geldi , benim de cenazem
Kızarmaz mı gamzelerin , sitem olsun diye bana bakmayan gözlerin
Hamur açmaz mı o yüreğin , yufkası ince-ince ellerinden
Yakalasam saçlarından abı-hayat’ın içinden
Benim olanı bana ver ! git o zaman nereye gidersen...
Gelmiyor gönlümden bu aşkın selasını vermek
İçimden kalyonlar çekilir senin sessizliğinde
Erdinç Batur..
Kırıkları aynada yüreğimin , çizgisi berrak
Gecenin karanlığı git gide matlaşır
Sana yazdığım sayfalar gözlerimden daha ıslak
Ben tutsam içimde , boğazım yutkunur
Kesmez genzimi başka bir kadın
Kapısı açılmaz sen yokken şu odanın
Vurduysa kurşun , kanayandır sol yanım
Papatya türküsü değil seni seviyorum demek
Yokluğunda ağlar serçeler , kanaryalar
Sensiz aşkın azametinde parça-parça yürek
Çare değil şu cana kasten zulmetmek
Kanayan yanlarımda teninin kokusu
Denizi İstanbul’un , akşamında korkusu
Perde-perde sarar yalnızlığın efsunu
Yıllara yaslı duran bir yanı düşük omuzum
Sona geldiğimi sanmıştım
Yürürken bu sokakları yavaş-yavaş
Bir banliyöde rastlamak sana ne tuhaf!
Geride bırakılan yıllar değişmemiş sende yine aynı
Belli oluyor mudur;
Vurukluğum , düşkünlüğüm , sana yanmışlığım,
Ateşi sönmeyen hislerim,
Bu yarası kapanmayan bedevinin aşk-ı ?
Kalkmaz mı yanında oturan şu ihtiyar...?
“ey amca bu senin durağın” gönlümü eyle bahtiyar
Nihayetinde istasyonun sonu geldi , benim de cenazem
Kızarmaz mı gamzelerin , sitem olsun diye bana bakmayan gözlerin
Hamur açmaz mı o yüreğin , yufkası ince-ince ellerinden
Yakalasam saçlarından abı-hayat’ın içinden
Benim olanı bana ver ! git o zaman nereye gidersen...
Gelmiyor gönlümden bu aşkın selasını vermek
İçimden kalyonlar çekilir senin sessizliğinde
Erdinç Batur..
Düş önüme düş sevdam
Düş önüme;
Gelemediğim , söyleyemediğim ,
Bilmediğim çekincelerim ,
Düş önüme düş canan...
Sığmıyor yüreğim sokağına ,
Sığmıyor yüreğim kapına ,
Ben senden esersem al beni , al kollarına
Yaz bitiyor , göç vakti geliyor , arzuhal;
Kanatlarım filizlenmeden vur beni
Kalbimin tam ortasından
Bırak öylece kapında sana yakın kalayım
Bu sana isyanım , kendime sitemim
Adı olmayan sevdamın çaresizliği
Orda öylece gülüşün ve gözlerin
Küflenmek üzere ceketimin iç cebine sıkıştırdığım kelimeler
Arada demir parmaklıklar ve birkaç insan gölgesi
Zemheri kurşun deler geçer bağrımı
Kapının eşiğinden girmez ayaklarım içeri
Tutar omuzlarımdan geri çeker beni; şu iflah etmez kalabalık
Her yerim kan , gözlerim duman , duman
Her kalabalığın içinde bir canan
Yollar , sokaklar , kapılar ne yana açsam sana çıkar
Şu fezanın içinde dünya ,
Şu dünyanın içinde İstanbul
Hikayesi şu mazlumun
Ben tutuyorum dünyayı avuçlarımda
Bir sen sığmıyorsun... yüreğime
Bir ben giremiyorum , o kapıdan içeri
Kaldırımlara mırıldanırım şarkılarımı
Sözlerim hasret , özlem ve sanki yol daha çok uzun
Şu kısacık ömrüm sensiz zaten harab
Semaya açılan ellerim kapanmasın Ya Rab
Bir tek gülüşün var kanayan yanlarımı bastıran
Ve bir de bu kalabalık beni ezip geçen ,
Kim bilir kaç zamandır bekliyorsundur beni
Kim bilir , aldırmıyor , öylesine baktım sanıyorsundur gözlerine
Değil canan , asla!.. aklım firarda senden yana
Evet mahcubum , biraz güçsüz , ve kanayan bir kalbim var
Senden muaflığım , kaldırımlardaki suretim
Az biraz silkin , şu parmaklıklardan bana doğru
Yolu görüyorum artık, düş önüme düş sevdam
Ceketime sakladığım kelimeler hala tap taze
Onlar gibi sende düş önüme , düş canan...
Düş önüme;
Gelemediğim , söyleyemediğim ,
Bilmediğim çekincelerim ,
Düş önüme düş canan...
Sığmıyor yüreğim sokağına ,
Sığmıyor yüreğim kapına ,
Ben senden esersem al beni , al kollarına
Yaz bitiyor , göç vakti geliyor , arzuhal;
Kanatlarım filizlenmeden vur beni
Kalbimin tam ortasından
Bırak öylece kapında sana yakın kalayım
Bu sana isyanım , kendime sitemim
Adı olmayan sevdamın çaresizliği
Orda öylece gülüşün ve gözlerin
Küflenmek üzere ceketimin iç cebine sıkıştırdığım kelimeler
Arada demir parmaklıklar ve birkaç insan gölgesi
Zemheri kurşun deler geçer bağrımı
Kapının eşiğinden girmez ayaklarım içeri
Tutar omuzlarımdan geri çeker beni; şu iflah etmez kalabalık
Her yerim kan , gözlerim duman , duman
Her kalabalığın içinde bir canan
Yollar , sokaklar , kapılar ne yana açsam sana çıkar
Şu fezanın içinde dünya ,
Şu dünyanın içinde İstanbul
Hikayesi şu mazlumun
Ben tutuyorum dünyayı avuçlarımda
Bir sen sığmıyorsun... yüreğime
Bir ben giremiyorum , o kapıdan içeri
Kaldırımlara mırıldanırım şarkılarımı
Sözlerim hasret , özlem ve sanki yol daha çok uzun
Şu kısacık ömrüm sensiz zaten harab
Semaya açılan ellerim kapanmasın Ya Rab
Bir tek gülüşün var kanayan yanlarımı bastıran
Ve bir de bu kalabalık beni ezip geçen ,
Kim bilir kaç zamandır bekliyorsundur beni
Kim bilir , aldırmıyor , öylesine baktım sanıyorsundur gözlerine
Değil canan , asla!.. aklım firarda senden yana
Evet mahcubum , biraz güçsüz , ve kanayan bir kalbim var
Senden muaflığım , kaldırımlardaki suretim
Az biraz silkin , şu parmaklıklardan bana doğru
Yolu görüyorum artık, düş önüme düş sevdam
Ceketime sakladığım kelimeler hala tap taze
Onlar gibi sende düş önüme , düş canan...
Gelemedim sana , benim de içim kan ağlıyor
Tıkanır cümleler , sevda ise sana olan yangınım
Beni sana hariç her yana sürükler
Geçerken sokağından ve kapından
Her adımın bir ok gibi cana batar
Her bakışın alev-alev içimde yangın
Önce kavurur sonra nefesin savurur küllerimi
Dizlerim tutmuyor can
Sevdan ağır gelir taşıyamam
Beni affet...
Gözlerim kamaşır , ağlamaklı hallerde
Başım yaslı durur bükülen bileklerime
Duvarlara vurmaya ramak kala
Öylede acı , böyle de acı
Bazen kader deyip geçiyorum
Oysa benim dönmeyen yüzümü , söyleyemeyen sözümü
Mazeretsiz erteleyişlerim sığmaz affa
Kıyametim gelir can
Ben bu aşka taraf olamam
Beni affet...
İçimde uhde kaldı ,
Sana duyduğum özlemler
İçimde bir piyade tüfeği , mermisi saplı kaldı
Hayalin gündüz güneş , gece yıldız
Gözlerimden kalkmayan şu sis perdesi
Semahında cihanın sana haykırsam
Sesim ulaşmaz sana duyuramam
Yüreğim dilimden ırak
Bedenimse senden feragat gibi
Bu aşka yol veremem can
Benim varlığımdır sana ben-d olan
Beni affet...
Erdinç Batur...
Tıkanır cümleler , sevda ise sana olan yangınım
Beni sana hariç her yana sürükler
Geçerken sokağından ve kapından
Her adımın bir ok gibi cana batar
Her bakışın alev-alev içimde yangın
Önce kavurur sonra nefesin savurur küllerimi
Dizlerim tutmuyor can
Sevdan ağır gelir taşıyamam
Beni affet...
Gözlerim kamaşır , ağlamaklı hallerde
Başım yaslı durur bükülen bileklerime
Duvarlara vurmaya ramak kala
Öylede acı , böyle de acı
Bazen kader deyip geçiyorum
Oysa benim dönmeyen yüzümü , söyleyemeyen sözümü
Mazeretsiz erteleyişlerim sığmaz affa
Kıyametim gelir can
Ben bu aşka taraf olamam
Beni affet...
İçimde uhde kaldı ,
Sana duyduğum özlemler
İçimde bir piyade tüfeği , mermisi saplı kaldı
Hayalin gündüz güneş , gece yıldız
Gözlerimden kalkmayan şu sis perdesi
Semahında cihanın sana haykırsam
Sesim ulaşmaz sana duyuramam
Yüreğim dilimden ırak
Bedenimse senden feragat gibi
Bu aşka yol veremem can
Benim varlığımdır sana ben-d olan
Beni affet...
Erdinç Batur...
SANA
Sözüm sana bugün yine
Her zamanki gibi
Sevgim,
Aşkım,
Özlemim sana.
Tüm yaşamım
Gecem gündüzüm sana.
Kalbimin her atışı
Aldığım her nefes
Gördüğüm her çiçek
Sadece,sadece sana.
Şükürüm ise tanrıya
Verdi diye seni bana
ENİS KOMŞU
Sözüm sana bugün yine
Her zamanki gibi
Sevgim,
Aşkım,
Özlemim sana.
Tüm yaşamım
Gecem gündüzüm sana.
Kalbimin her atışı
Aldığım her nefes
Gördüğüm her çiçek
Sadece,sadece sana.
Şükürüm ise tanrıya
Verdi diye seni bana
ENİS KOMŞU
Biliyorum hakkım yok kıskanmaya.
Kıskanırsam seni kaybetmekten korkarım.
Lakin dayanamıyorum seni paylaşmaya,
Bu dünyada sensiz kalmaya korkarım.
Korkarım bu hayatı sensiz geçirmeye,
Sensiz nefes almaktan korkarım.
Her şeyinle benim ol derim ama,
Bu dünyada sensiz kalmaya korkarım.
Seni,sen olduğun için sevdim.
Kaybedersem seni,yaşamaya korkarım.
Ne pahasına olursa olsun seninleyim.
Bu dünyada sensiz kalmaya korkarım.
ENİS KOMŞU
Kıskanırsam seni kaybetmekten korkarım.
Lakin dayanamıyorum seni paylaşmaya,
Bu dünyada sensiz kalmaya korkarım.
Korkarım bu hayatı sensiz geçirmeye,
Sensiz nefes almaktan korkarım.
Her şeyinle benim ol derim ama,
Bu dünyada sensiz kalmaya korkarım.
Seni,sen olduğun için sevdim.
Kaybedersem seni,yaşamaya korkarım.
Ne pahasına olursa olsun seninleyim.
Bu dünyada sensiz kalmaya korkarım.
ENİS KOMŞU
Öyle alıştım ki sana,
Sensiz yaşamak anlamsız.
Sen olmasan yanımda,
Bu dünyada yaşamak imkansız.
Seninle olup,sensiz olmak.
Sevginle dolup,sevgimle taşmak.
Seni kucaklayıp,sonsuz yaşamak,
Kime anlatayım bunu,imkansız.
Tabiatın yağmuru özlediği kadar,
Yanımda olsan da özlüyorum.
Bilsem de ömrümün biteceğini
Senden vazgeçmem imkansız.
ENİS KOMŞU
Sensiz yaşamak anlamsız.
Sen olmasan yanımda,
Bu dünyada yaşamak imkansız.
Seninle olup,sensiz olmak.
Sevginle dolup,sevgimle taşmak.
Seni kucaklayıp,sonsuz yaşamak,
Kime anlatayım bunu,imkansız.
Tabiatın yağmuru özlediği kadar,
Yanımda olsan da özlüyorum.
Bilsem de ömrümün biteceğini
Senden vazgeçmem imkansız.
ENİS KOMŞU