Bir daha aşık olmam diyordum
Sen çıktın o an karşıma
Kendime verdiğim sözü tutamadım
Sevdim seni bir tanem
Bir daha böylesine sevemem diyordum
Olmadı yapamadım bir tanem
Seni görünce değişti dünyam
Sevdim seni bir tanem
Bir zamanlar sevmiştim delicesine
Ayırdılar bizi öldürürcesine
Kim demişti seven mutlu olur diye
Ben ölmüştüm işte o an
Geçmişi tekrar yaşamak istemiyorum
Sen farklısın seni seviyorum
Ben seversem tam severim
Sevdim seni bir tanem
Şu anda öylesine aşığım ki
Sen yoksan yapamıyorum
Bir gün aramasan merak ediyorum
Çünkü seni çok seviyorum
Kimse bilmez bu sevdamı
Sen çıktın o an karşıma
Kendime verdiğim sözü tutamadım
Sevdim seni bir tanem
Bir daha böylesine sevemem diyordum
Olmadı yapamadım bir tanem
Seni görünce değişti dünyam
Sevdim seni bir tanem
Bir zamanlar sevmiştim delicesine
Ayırdılar bizi öldürürcesine
Kim demişti seven mutlu olur diye
Ben ölmüştüm işte o an
Geçmişi tekrar yaşamak istemiyorum
Sen farklısın seni seviyorum
Ben seversem tam severim
Sevdim seni bir tanem
Şu anda öylesine aşığım ki
Sen yoksan yapamıyorum
Bir gün aramasan merak ediyorum
Çünkü seni çok seviyorum
Kimse bilmez bu sevdamı
ethem eti
Bu bahar başka bahar
Kuruyan yapraklar dökülüyor
Yeşeren ağaçlar kuruyor
Kuşlar topluca göçüyor
Ben seni tanıdım bu bahar
Rüzgar estikçe her şey havalanıyor
Senin saçların gibi
Bulutlar kararınca
Yağmurun öncesi gibi
Senin ağlaman geliyor aklıma
Önce kararıp sonra ağlardın
Artık korkmuyorum şimşeklerden
Çünkü sen varsın yanımda
Her sonbahara kızardım
Ağaçlar yapraklarını döküyor diye
Şimdi daha çok seviyorum
Seninle tanıştım bu sonbahar da
Bu bahar başka bahar
Sen varsın yanımda
Artık hiçbir şeyden korkmuyorum
Sen varsın ya yanımda
Özgürüz ikimizde bu bahar akşamında
Kışın bu ilk başlangıcında
Sıcacık ellerin ellerimde
Eskisi gibi değil artık bir tanem
Senin yanımda olman ısıtıyor beni
Bitmesin bu bahar ne olur
Gitme sevgilim bu akşam benimle kal
Ayrılmak çok acı geliyor bana
Bu bahar başka bahar
Dökülen yapraklar sanki yerinde duruyor
Solan çiçekler tekrar açmış kokuyor
Göçmen kuşlar geri dönüyor
Bizim aşkımıza eşlik ediyor
Bu bahar başka bahar
Çünkü bu bahar sen varsın yanımda
İlkbaharımı yaşıyorum bu sonbahar akşamında
Tüm güzellikler benimle beraber
Senin varlığınla inan her şey çok güzel
Kuruyan yapraklar dökülüyor
Yeşeren ağaçlar kuruyor
Kuşlar topluca göçüyor
Ben seni tanıdım bu bahar
Rüzgar estikçe her şey havalanıyor
Senin saçların gibi
Bulutlar kararınca
Yağmurun öncesi gibi
Senin ağlaman geliyor aklıma
Önce kararıp sonra ağlardın
Artık korkmuyorum şimşeklerden
Çünkü sen varsın yanımda
Her sonbahara kızardım
Ağaçlar yapraklarını döküyor diye
Şimdi daha çok seviyorum
Seninle tanıştım bu sonbahar da
Bu bahar başka bahar
Sen varsın yanımda
Artık hiçbir şeyden korkmuyorum
Sen varsın ya yanımda
Özgürüz ikimizde bu bahar akşamında
Kışın bu ilk başlangıcında
Sıcacık ellerin ellerimde
Eskisi gibi değil artık bir tanem
Senin yanımda olman ısıtıyor beni
Bitmesin bu bahar ne olur
Gitme sevgilim bu akşam benimle kal
Ayrılmak çok acı geliyor bana
Bu bahar başka bahar
Dökülen yapraklar sanki yerinde duruyor
Solan çiçekler tekrar açmış kokuyor
Göçmen kuşlar geri dönüyor
Bizim aşkımıza eşlik ediyor
Bu bahar başka bahar
Çünkü bu bahar sen varsın yanımda
İlkbaharımı yaşıyorum bu sonbahar akşamında
Tüm güzellikler benimle beraber
Senin varlığınla inan her şey çok güzel
ince dağlar,uzun dağlar
yol göründü,yar bitti
yüreğim kırgın ağlar
sapa vurdu hayat beni
kırdan sarı kuşum uçtu
gurbet oldu,yol göründü
dert dediğin bir avuçtu
sen gidince çok büyüdü
yol göründü,yar bitti
yüreğim kırgın ağlar
sapa vurdu hayat beni
kırdan sarı kuşum uçtu
gurbet oldu,yol göründü
dert dediğin bir avuçtu
sen gidince çok büyüdü
Sorarlarsa bir gece
Niye ketten döndüğümü
Yağmurun ıslattığı caddelerde
Bendim mutsuz
Şişlide bir göz gördüm
Uykumdan önce
Hala gözlerim
O gözden beri uykusuz
Daracık andı
Bir kapı girişinde
Ellerim suçlu
Kırdı cam ve aynaları
Suratımdaki yeni kentli duruşuna
Mıhlandı kızgın ve acımaklı gözler
Daracık andı
Bir kapı girişinde
Bir göz ki heryanı alev dolu
Alevler yağmurla
Boy atmış,büyümüş
O gözler gecenin
İlk iki siyah devi
Şimdi anlarım
Onlar beni ketten sürmüş
Daracık andı
Bir kapı girişinde
Niye ketten döndüğümü
Yağmurun ıslattığı caddelerde
Bendim mutsuz
Şişlide bir göz gördüm
Uykumdan önce
Hala gözlerim
O gözden beri uykusuz
Daracık andı
Bir kapı girişinde
Ellerim suçlu
Kırdı cam ve aynaları
Suratımdaki yeni kentli duruşuna
Mıhlandı kızgın ve acımaklı gözler
Daracık andı
Bir kapı girişinde
Bir göz ki heryanı alev dolu
Alevler yağmurla
Boy atmış,büyümüş
O gözler gecenin
İlk iki siyah devi
Şimdi anlarım
Onlar beni ketten sürmüş
Daracık andı
Bir kapı girişinde
ağlamaklı gözlerinde
durmalı cesur asker gibi
gözyaşların
yeni güne doldukca anılar
vurmalısın delice
ölüce susmalısın
bir şimşeğin ardından
kalbinde gözlerin kadar
umudun da yakınlaşmalı
sevgiye...
ah! demeli
af dileyebilmeli merhamet
ve kutsanmış bir kaç söz taşıyorsa
en keskin sürgünlere
bu yürek
ah! diyebilmeli
lav durgun;gönlünce
erimeli şiirlerin birinde
şehre dolmalı ne varsa
yamalı bakışlarından kalan
eski dağların
aldatılan yüreğime
rağmen doğurmalı gemiler
en yeni aşk sandallarını ki
bulmalıyım yeni günde kendimi
saray pencerelerindeki serânatta
senin odanın hafif-sarı ışıkları
dolmalı sonsuzca kollarıma
ben sarılmalıyım onlara
sana sarılmış gibi!
durmalı cesur asker gibi
gözyaşların
yeni güne doldukca anılar
vurmalısın delice
ölüce susmalısın
bir şimşeğin ardından
kalbinde gözlerin kadar
umudun da yakınlaşmalı
sevgiye...
ah! demeli
af dileyebilmeli merhamet
ve kutsanmış bir kaç söz taşıyorsa
en keskin sürgünlere
bu yürek
ah! diyebilmeli
lav durgun;gönlünce
erimeli şiirlerin birinde
şehre dolmalı ne varsa
yamalı bakışlarından kalan
eski dağların
aldatılan yüreğime
rağmen doğurmalı gemiler
en yeni aşk sandallarını ki
bulmalıyım yeni günde kendimi
saray pencerelerindeki serânatta
senin odanın hafif-sarı ışıkları
dolmalı sonsuzca kollarıma
ben sarılmalıyım onlara
sana sarılmış gibi!
Birgün buralardan gideceğim nüveylâ
Toprağın üzerine bir gül uzatarak
Ufkun dolaplarından çıkartıp kasketimi
Gözlerinden dökülen yağmura tutarak
Bu benim son yolculuğum nüveylâ
İçimdeki gitme arzusunu yenemedim
Senin yanında kilitlendi yaşamın dili
Sana kendimden hiç söz edemedim
Toprağın üzerine bir gül uzatarak
Ufkun dolaplarından çıkartıp kasketimi
Gözlerinden dökülen yağmura tutarak
Bu benim son yolculuğum nüveylâ
İçimdeki gitme arzusunu yenemedim
Senin yanında kilitlendi yaşamın dili
Sana kendimden hiç söz edemedim
yok aslında farkı ağlamanın
gülmekten bir duygu olarak
yorgun omuzlarından bir kuş kalkar
her ikisinde de gagasında kurşun tohumuyla
bir döl alır denizler, göller ve sevda
bu kuşun göklere ağmasıyla...
of, yine yalnızım,
bir sürahi su yanımda; bulanık
kahrımdan seni seviyorum yine
sana ağlar gibi yapıp
bir yudum alıp sudan
yine kahkahalar atıyorum
seni seviyorum nüveylâ
bir bakıma gölgeliksin sıcak çöllerde
bir ardıç altı takasısın kırlarda
sana ağlamak; inlemektir melhem dokunuşuyla
en yıpranmış dokuların birinin içinden
seni sevmek delirmektir yıldız çorbası içinde
bir nane çöpü gibi sağa sola gitmektir
of, seni seviyorum nüveylâ!
sana gülmek kandilleri dağıtmaktır ırmaklara
mumlukları buluşturmaktır yunak taşında
lime olmuş ayışıklarıyla; sevda çalmaktır
dikencikten oyulmuş bağlama sazıyla
delirmektir evet delirmektir
boğaz gibi bir denizin içinde
seni sevmenin bir farkı yok
aslında senden nefret etmekten
yine içime ağır gelmiş sigara dumanı biçiminde
en ötelere üflenilmek üzere doğurulmuş
gibisin bu aşk için...
beni getirdiğin yere bakılırsa
sonsuz sükunet yerinden ırak, bir alıngan
gelincik başının saklanışı gibi duruyorum
ışığa muhtaç yeşil ormanlar içinde
of, bayılıyorum sana nüveylâ
bir kuşun gagasında taşıdığı kurşun tohumu gibisin
dertlisin, gamlısın, yeknesat yayılan buğusun
ama seni çok seviyorum
bir ceylanın son nefesi, bir kentin
ortaçağ soylusu gibisin, nüveylâ
güzelsin.
kocaman bir elma tadında; farkında
yırtıcı kuşların ve onulmaz kahramanlıkların
karşısında çaresiz kalıp beni sevmiş
gibisin.
nüveylâ, ağlamanın farkı yok gülmekten
bu akşam beni satacak gibisin!
gülmekten bir duygu olarak
yorgun omuzlarından bir kuş kalkar
her ikisinde de gagasında kurşun tohumuyla
bir döl alır denizler, göller ve sevda
bu kuşun göklere ağmasıyla...
of, yine yalnızım,
bir sürahi su yanımda; bulanık
kahrımdan seni seviyorum yine
sana ağlar gibi yapıp
bir yudum alıp sudan
yine kahkahalar atıyorum
seni seviyorum nüveylâ
bir bakıma gölgeliksin sıcak çöllerde
bir ardıç altı takasısın kırlarda
sana ağlamak; inlemektir melhem dokunuşuyla
en yıpranmış dokuların birinin içinden
seni sevmek delirmektir yıldız çorbası içinde
bir nane çöpü gibi sağa sola gitmektir
of, seni seviyorum nüveylâ!
sana gülmek kandilleri dağıtmaktır ırmaklara
mumlukları buluşturmaktır yunak taşında
lime olmuş ayışıklarıyla; sevda çalmaktır
dikencikten oyulmuş bağlama sazıyla
delirmektir evet delirmektir
boğaz gibi bir denizin içinde
seni sevmenin bir farkı yok
aslında senden nefret etmekten
yine içime ağır gelmiş sigara dumanı biçiminde
en ötelere üflenilmek üzere doğurulmuş
gibisin bu aşk için...
beni getirdiğin yere bakılırsa
sonsuz sükunet yerinden ırak, bir alıngan
gelincik başının saklanışı gibi duruyorum
ışığa muhtaç yeşil ormanlar içinde
of, bayılıyorum sana nüveylâ
bir kuşun gagasında taşıdığı kurşun tohumu gibisin
dertlisin, gamlısın, yeknesat yayılan buğusun
ama seni çok seviyorum
bir ceylanın son nefesi, bir kentin
ortaçağ soylusu gibisin, nüveylâ
güzelsin.
kocaman bir elma tadında; farkında
yırtıcı kuşların ve onulmaz kahramanlıkların
karşısında çaresiz kalıp beni sevmiş
gibisin.
nüveylâ, ağlamanın farkı yok gülmekten
bu akşam beni satacak gibisin!