Fikret Kızılok Şiirleri
Alıştır kendini biraz yalnızlığa...
Şöyle bir sağdan
Bir de soldan bak / Ara sıra
Yatağın senden uzun olsun
Düşlerin senden uzak
Ve /
Her bir kelime
Dilinde bir tuzak
Bak /
Yer gök yapayalnız
Lodos kendisinde
Poyraz yağmura gebe değil
Bu hep böyle ...
Ne sudan nefes aldın
Ne havayı içebildin
Sevdin / Sevdin /
Belki sevdin ama
Alıştır kendini biraz /
Yalnızlığa
Sanma ki
Sana baktığımda
Aklımdan aşklar gelip geçiyor...
Sana bakınca
Kendimi soyut bir aynada
Seyrediyor gibiyim...
Nasıl ki / Karşılıklı iki ayna
Çoğalıp gider /
Öyle...
Sırtımda bir şüphe küfesi
Sürüyorum...
Tam ıssızlığımın kavşağına gelince
Sanma ki aklımdan
Aşklar geçiyor.
Kendimi kendimden sıyırıp
Sarılıp /
Doyasıya öpmek istiyorum
Nasıl ki karşılıklı iki ayna
Çoğalıp gider
Öyle...
Kim seni sorsa / Hangisi olursun
Tutunca kaçar
Gelince tüyersin
Yaşadıkça gece
Uykudan rahat...
Gül koklayıp koltuksuz otobüste
Ucunu koysa iki yakana
Işine yarasan
Uykudan rahat...
Işin zor / Vaktin az
Üstelik kestane karası / Ev kirası
Bir de şu içindeki
Hicran yarası...
Kıpır kıpır deniz dalgasını geçerken
Dünyanın işi
Akşamüstü turistler / Pazarlık
Kasa fişi
Uykudan rahat...
Toparlayıp saçmalasan /
Seni bırakmaz
Ille de biri içine döker işini
Tersine bakıp
Karartıp gözünü
Sen / Sen olabilsen
Sana şarkı olsun diye
Yazsam nihavent yalnızlığımı
Yaşamadan / Söylersin
Yalandan
Rahat...
Istemiyorsun günahları
Rüzgarlara savurmak /
Ve düşlerini fırlatıp
Koynumda uyumak...
Erkeğinim diyorsun
Rençberim
Buğday tanem
Hoyrat kadifem
Gel /
Gel artık yeniden
Sırasıdır...
Sen yaptın atom bombalarını
Sen sürdün kuşku tarlalarını
Sen yarattın savaşı / Korkuyu
Telaşı ve kini
Gel /
Gel artık sırasıdır / Diyorsun
Yeniden
Yeniden doğurayım seni...
Zaman taş
Başı boş /
Bırakıp gitsen
Tutsan /
Taş olur da sapan olur /
Çocuklara eğlence...
Zaman taş
Başı boş /
Baş yarıp / Bir yere varır / Gider
Ev olur
Duvar / Eşik
Babile kule
Değirmene dibek...
Madem ki ışınan atom
Düşünen taş parçası
Cana can
Her şeyle her şey
Olmaz mı /
Sevişmek...
Bakmak bir fiil...
Göz göze / Göre göre
Fail olur...
Paralelde çalışan tren yolu /
Sor bakalım /
Solun sağını alıp /
Güneşde yanıp
Diğerine
Gölge olmaz mı...
Sol elim olmasa
Alkış bile zor
Olmasa kavga / Aşk başlar mı
Başın bir sonu yok mu
Hangi adım geride ki
Kalan ileri gitmedi...
Gitmek bir fiil
Göz göze / Göre göre / Fiil
Fail olur...
gökyüzü griye çalıyordu
ve hüzün kokuyordu sokaklar
demli bir istanbul sabahındaydı günüm
istanbul ağlamaya duruyordu

ıslak kaldırımlarda yürüme çabasıyla ıslanırdı tenimiz
ellerimiz cep genişliği kadar özgür

gökyüzü griye çalıyordu
usul usul gözyaşı kokuyordu
istanbul
ve ağaçlar hüzün döküyordu yaprakla toprak arası
demli bir istanbul sabahıydı günüm
istanbul hüzün kokuyordu

yarı ayık bir sabahtı
üşümeye durmuş titrek bir istanbuldu hayat
oysa istanbul demli bir çay kokusuydu
ve yağmur içiyordu hayat

gökyüzü griye çalıyordu
vakit dardı
ve çamur deryasına bulaşmama amacıyla uzanırdı adımlarımız
istanbulda bir sonbahar havasıydı
demli bir istanbul sabahıydı günüm
istanbul hıncını döküyordu usul usul

ıslak kaldırımlarda yürüme çabasıydı adımlarımız
ve bu çabayla ıslanırdı tenimiz
cep genişliğimiz kadar özgür ellerimiz

ve adı kalabalık kendi yalnız şehirdi istanbul
gökyüzü griye çalıyordu
istanbul ağlıyor, ağlıyordum
nemli bir istanbul sabahıydı günüm.