Hüseyin Siret Özsever Şiirleri
Google Reklamları



İlaç Rehberi

Bırakıp gidiyorum Adayı ilkteşrinde,
Sen yeşil bir kıyısın, ben dalgayım enginde;
Gözyaşlarım dolaşır yorulmuş eteğinde,

Ben ağlarım.. Uzaktan iniltimi dinlensin.

Mevsim yaprak dökümü, hep ağaçlar üşüyor,
Yaprak sanma, her daldan soluk bir ah düşüyor,
Düşünceli dağlara karaltılar üşüyor.

Yol üstünde geç vakit böyle kimi beklersin?

Baş ucundaki yıldız sönük gece kandili;
Su geçen beyaz bulut yaşlı hicran mendili,
Rüzgar atmış havaya, onu al da sevgili,

derdinle ağlayanın gözyaşını silersin.

Sanırsın dertli ishak garib garib öttükçe,
Bir kırık dal altından ney üfler hazan gece,
Beyaz atkı omzunda meh-tab dinler sessizce..

Ayrılık akşamıdır hazan gibi inlersin..
Akşamın rengi soldu gün gideli,
Batı maziye açtı bir dehliz;
Yaşlı bir levha şimdi mavi deniz
Abanoz gölgelerle çerçeveli.

Özlerdim pek şu köhne sayfiyeyi;
Orda oğluyla münzevi Ekrem;
Komşu gitmiş Sezai, bir görsem,
Onların hali belki benden iyi.

Bir gün elbet bu ayrılık bitecek.
Mevsimin son zamanı yaklaşıyor
Kargalar ufka bir çelenk taşıyor,
Bu bahar son baharım olsa gerek.
Gördüm, seni sevdim güzelim gonce-yi tersin;
Sevmek mi güzel, yoksa sevilmek mi ne dersin?
Ben ağlıyorum... sen de mi bitab-ı kedersin?
Sevmek mi güzel, yoksa sevilmek mi ne dersin?

Fark eyledim aşkınla bugün nur ü zalamı;
Sensin geceler manzaramın mah-ı tamamı.
Lutf et! Bana anlat bu muamma-yı garamı;
Sevmek mi güzel, yoksa sevilmek mi ne dersin?
NE ANLAMI VAR
Hayat bir yel gibi esip geçiyor
Ne anlamı var yaşamanın
Düşünmenin ne anlamı var

Herkesin gözü yukarılarda
Herkes bir Napolyon, bir Mussoluni, bir Hitler olmak istiyor
Anlamıyorum ki ne için

Hitler bir tarih bıraktı gitti
Edison aydın bir dünya
Birine küfürler yağdı arkadan, birine övgüler

Faydası var mı onlara bu övgü ve küfürlerin

Lenin’i mumyaladılar öldükten sonra
Bunun ne faydasını gördü kendisi

Geceli gündüzlü 60-70 yıl
Çalışmalar, çabalar
Uykusuz geceler
Buğum buğum kafa
Yorgun benizler
Ve haksız yere kıyılan canlar
Ezilen müstazafinler sınıfı
Sahip olunan dünya makamı
Mallar mülkler
Şöhret, ihtiras, mal sevdası
Ve bunlara ulaşmak için verilen bunca emek, bunca mücadele
Dökülen bunca ter
Çalışmaktan solan benizler
Kızaran gözler
Ve hırslandıkça hırslanan insan benliği ‘ENE’
İlahlaşma yolunda atılan bunca adımlar
Ve kendilerine atfedilen yüce unvanlar
Lordum, kralım, efendim vesaireler

YA SONRASI???????
“BİRE İKİ EBATINDA BİR TOPRAK PARÇASI”

Yazık değil mi
Yazıklar değil mi şimdi
Herşey bir hiç için mi

Bir hiç uğruna mı yaşandı bunlar
Katlanılan bunca fedakarlıklar
Bir toprak parçası için mi idi

Bir hiç uğruna mı yaşandı yani
Yazık olmadı mı ama, yazıklar olmadı mı

Yazan : Hüseyin KIR

EY NEBİ (SAS)
Esmez mi bir bahar ufuklarından
Özlemin içimde bir kor gibidir

Yandıkça artar sana hasretim
Küllenen hasretim bir lav gibidir

Yıllardır bağrıma bastığım taşlar
Münbit topraktaki bir kar gibidir.

Yıllardır gözümden döktüğüm yaşlar
Hasretine doğru akar gibidir

Gözlerimde buğu buğu hasretin
Yüreğimi her an yakar gibidir

Yüreğimde tütüyorsun ey nebi
Sana hasret olmak visal gibidir

Yazan : Hüseyin KIR
Yolların ayrımındayım,
Sessizliğin otağındayım,
Ve hakikat haykıran
Bir dere kenarındayım
Pırıl pırıl akan suya hayranım,
Sessiz sessiz esen yele hayranım,
İnce ince açan güle hayranım,
Doğan kuşa hayranım ben
tabiatın bağrında
Gökte uçan bir baykuşa hayranım,
Hayranım ben ormandaki aslana,
Hayranım ben çölde gezen tilkiye,
Özgürlüğü tadanlara hayranım
Tarlasında bir çiftçiye,
İşyerinde bir işçiye,
Mutfağında bir aşçıya,
Alın teri silenlere hayranım.



Yazan : Hüseyin KIR


Gözlerimde buğu, ruhumda hüzün
Yine kederliyim ve yine üzgün

Acılar, acılar var ruhumu yakan
Acı tebessümler, bir acı bakış
Acılar sarıyor her yanımı

Ve ben kıvranıyorum kimsesiz
Ve ben kıvranıyorum, kimsesiz, sessiz

Bir özlem bu aslında, bir vuslat arzusu
Bir aile sıcaklığı istiyor canım
Bir sıcak çorba, bir tatlı tebessüm
Hepsi bu
Ve ben, ve ben yıllardır bundan mahrumum

Ve hangi yıllar, hangi seneler
Ben doğarken daha acılarla doğmuşum
Gözlerimi açar açmaz dünyaya, ağlayan insanlar görmüşüm

Ve ben, ve ben kaderin garip kuşu
Daha doğarken acılarla doğmuşum

Bir sıcak çorba, bir tatlı tebessüm
Ve sıcak bir yuva hepsi bu

Olmayan bir şeyi istiyor canım

Heryerde misafirim ben, kalkmak üzere oturan
Rahat edemem hiçbiryerde rahatsız gözler görürüm

Ve bir ev benim evim, hani nerde

Ve ben misafirim kalkmak üzere oturan
Rahat edemem hiçbir yerde

Yani ben, olmayan bir şeye özlem duyuyorum şu an
Yerleşmek niyetiyle oturduğum
Diken üzerinde olmadığım
Kimseden rahatsızlık duymadığım
O yere
Yani özlem duyuyorum şu an “EVİME”

Yazan : Hüseyin KIR

Google Reklamları