İnsanlığı kirleten kanayan düşüncelerin sahibiyim,
Bu kirli kanda boğulan fikirlerin malikiyim,
Mesleği günah olmuş nefsimin meleğiyim,
Kendini kurtaramayan kurtarıcımın eşiyim,
Azaptan çatlamış vicdanımın dermanıyım,
Senden nefret eden bir yanımın düşmanıyım,
Her durakta seni bekleyen gözlerimin feriyim,
Sen gelmeyince isyan eden bir serseriyim,
Hayattan sıkılmış hayatımın mebusuyum,
Saçları ağarmış koca bir ömrün mensubuyum,
Mekândan büyük, meselemin meydanıyım,
Zamandan büyük, düşlerimin rüyasıyım,
Bu yükleri taşıyan cesedimin kağnısıyım,
Ne olur git!
Sen beni sırtında taşıyamazsın,
Sakın arkana bakma!
Yoksa bir, an, olursun koskoca tarihimde.
12.07.2006
Bu kirli kanda boğulan fikirlerin malikiyim,
Mesleği günah olmuş nefsimin meleğiyim,
Kendini kurtaramayan kurtarıcımın eşiyim,
Azaptan çatlamış vicdanımın dermanıyım,
Senden nefret eden bir yanımın düşmanıyım,
Her durakta seni bekleyen gözlerimin feriyim,
Sen gelmeyince isyan eden bir serseriyim,
Hayattan sıkılmış hayatımın mebusuyum,
Saçları ağarmış koca bir ömrün mensubuyum,
Mekândan büyük, meselemin meydanıyım,
Zamandan büyük, düşlerimin rüyasıyım,
Bu yükleri taşıyan cesedimin kağnısıyım,
Ne olur git!
Sen beni sırtında taşıyamazsın,
Sakın arkana bakma!
Yoksa bir, an, olursun koskoca tarihimde.
12.07.2006
Kanatsız Melek
Zannetme ki bu, bir samimiyet;
Belki de bir mecburiyet,
Olmazsa samimiyet;
Olmaz ki meşrutiyet.
Vur! Ölsün; fikrindeki cahiliyet,
Zaten hiç kalmadı o eski masumiyet,
Aşkı da kaybettin, görmedin hiç galibiyet,
Kaderindir artık senin; mağlubiyet,
Vur kendini! Özgür kalsın hürriyet;
Hürriyeti yaşasın cibiliyet,
Unutma! Sen değilsin kabiliyet,
ALLAH’ındır, kayıtsız şartsız, hâkimiyet.
31.07.2006
Belki de bir mecburiyet,
Olmazsa samimiyet;
Olmaz ki meşrutiyet.
Vur! Ölsün; fikrindeki cahiliyet,
Zaten hiç kalmadı o eski masumiyet,
Aşkı da kaybettin, görmedin hiç galibiyet,
Kaderindir artık senin; mağlubiyet,
Vur kendini! Özgür kalsın hürriyet;
Hürriyeti yaşasın cibiliyet,
Unutma! Sen değilsin kabiliyet,
ALLAH’ındır, kayıtsız şartsız, hâkimiyet.
31.07.2006
Yürüyorum karanlıkta;
Uygunsuz ve karmaşık düşüncelerle.
Aydınlığı arıyorum karanlıkta;
Uykusuz ve paslı gözlerle.
Korkuyorum aslında; karanlığı yaracak ışıktan.
Çıkmak istemiyorum ki! Karanlıktan.
Korkmuşum bir kere ışıktan.
Alışmışım karanlığa; annemden doğmadan.
Çıkıyorum; karanlık merdivenleri adım adım.
Yalnızlık, benim ahbabım.
Merdivenin sonu da aydınlık,
Eh, orası biraz da kalabalık.
Yoruldum merdiveni çıkmaktan.
Zaten ışık istemiyorum ki ben.
Hem kalabalıktan da korkarım ben.
Karanlığa da yalnızlığa da ihanet edemem.
On’lardı beni ilk seven.
Hoşça kal!
Karanlığa gidiyorum ben.
Karanlıkta bir şey arıyorum; ama onu diyemem.
Ortalıkta ne NUR var, ne de O’ndan bir ses.
Aradığım buydu işte; O’ndan bir ses.
Karanlığı bu yüzden sevdim ben.
Karanlıklar ışığı aydınlatsın.
Düşümde ki NUR’um bana gelsin.
NUR’umu aradım! ben;
Ama bulamadım.
NUR’um ölmüş! benim.
Yalnız kaldı elim, ayağım ve tenim.
Bir de yüreğim.
Madem yalnızlığa mahkûm oldu cesedim!
Varsın karanlığa mahkûm olsun;
Düşlerim, ruhum ve gözlerim.
Artık bundan sonra NUR´un yolunu değil,
Sonunda NUR olan; ölümün yolunu gözlerim.
28.06.2006
Uygunsuz ve karmaşık düşüncelerle.
Aydınlığı arıyorum karanlıkta;
Uykusuz ve paslı gözlerle.
Korkuyorum aslında; karanlığı yaracak ışıktan.
Çıkmak istemiyorum ki! Karanlıktan.
Korkmuşum bir kere ışıktan.
Alışmışım karanlığa; annemden doğmadan.
Çıkıyorum; karanlık merdivenleri adım adım.
Yalnızlık, benim ahbabım.
Merdivenin sonu da aydınlık,
Eh, orası biraz da kalabalık.
Yoruldum merdiveni çıkmaktan.
Zaten ışık istemiyorum ki ben.
Hem kalabalıktan da korkarım ben.
Karanlığa da yalnızlığa da ihanet edemem.
On’lardı beni ilk seven.
Hoşça kal!
Karanlığa gidiyorum ben.
Karanlıkta bir şey arıyorum; ama onu diyemem.
Ortalıkta ne NUR var, ne de O’ndan bir ses.
Aradığım buydu işte; O’ndan bir ses.
Karanlığı bu yüzden sevdim ben.
Karanlıklar ışığı aydınlatsın.
Düşümde ki NUR’um bana gelsin.
NUR’umu aradım! ben;
Ama bulamadım.
NUR’um ölmüş! benim.
Yalnız kaldı elim, ayağım ve tenim.
Bir de yüreğim.
Madem yalnızlığa mahkûm oldu cesedim!
Varsın karanlığa mahkûm olsun;
Düşlerim, ruhum ve gözlerim.
Artık bundan sonra NUR´un yolunu değil,
Sonunda NUR olan; ölümün yolunu gözlerim.
28.06.2006
Gözlerinin içine bakıp,
Hafiften gözlerimi kısarak,
Tatlı bir tebessüm savurmak mıydı?
Yoksa, o büyük gerçeği hatırlayıp,
Derin bir ah çekmek miydi?
Ağlamayı unutmuşken,
Senden ağlamayı öğrenmek,
Ve bir ömür boyu hep ağlamak mıydı?
Yoksa, bu dersi unutup hep gülmek miydi?
Senin gözyaşlarında,
Senle beraber boğulmak mıydı?
Yoksa, kendimi sahile atıp kurtulmak mıydı?
Senle gezdiğimiz sokaklar,
Çıktığımız Beydağı, gittiğimiz Elazığ mıydı?
Yoksa, gidemediğimiz yerler miydi?
Beraber dinlediğimiz şarkılar,
Bana çizdiğin resim,
Ve bana yazdığın şiirler miydi?
Yoksa, benim sana,
Çizemediklerim ve yazamadıklarım mıydı?
Hep senle beraber yaşama ümidi miydi?
Yoksa, seni sensiz yaşamaya,
Mecbur kalma ümitsizliği miydi?
Gerçeği kabullenip hep susmak mıydı?
Yoksa, senin oluşturacağın,
Özgür bir ortamı sabırla bekleyip,
Sana özgürce evlenme teklifi edip,
Ve hiç susmamak mıydı?
Seni eski hayatınla baş başa bırakıp,
Bir gün geleceğini ümit ederek,
Sana hep güvenmek miydi?
Yoksa, gelemeyeceğini bildiğim halde,
Belki bir gün çıkar gelirsin diye,
Kendi bildiğime olan, güvensizliğim miydi?
Sana kavuşmayı ümit etmek miydi?
Yoksa, ümidimi kesip,
Cüzdanımda taşıdığım bebeklik fotoğrafına,
Acı acı bakıp, ağlamak mıydı?
Tüm bu acılara katlanmak mıydı?
Yoksa, bu acıları unutup,
Başka bir acıya katlanmaya hazır olmak mıydı?
Her an bana edeceğin,
İhanetin korkusuyla yaşamak mıydı?
Yoksa, bu korkuları unutup,
Ders çalışmak gibi,
Aptalca bir davranışta bulunmak mıydı?
Tüm bu acılara katlanırken,
Bir de ihanetine katlanmak mıydı?
Yoksa, bir ihanete daha,
Katlanmayı beklemek miydi?
Beklenen ihanetin gelmemesini,
Ümit etmek miydi?
Yoksa, çektiğim tüm acılara
Ve döktüğüm tüm gözyaşlarıma,
Mükâfat olsun diye, bir madalya gibi,
Boynuma astığın ve bana hediye ettiğin,
Bir ömürlük ihanetinin gelmesi miydi?
İhanetini unutup,
Tekrar tekrar, seni sevebilmek miydi?
Yoksa, ihanetini hatırlayıp,
Senden hep nefret etmek miydi?
Tüm bu olanlardan delirip,
Yanlışlıkla seni kırmak mıydı?
Yoksa, seni kırdığım için üzülüp,
Tekrar tekrar delirmek miydi?
Nihayetinde
Seni de kaybettikten sonra,
Ölümü kazanmak mıydı?
Yoksa, hayatın bunca ızdırabından usanıp,
Ölmeye karar vermişken, senden belki bir ümit,
Ve belki bir haber, gelir diye,
Ölmekten vazgeçip, senin için,
YAŞAMAYI, GÖZE ALMAK MIYDI?
NEYDİ SENİ SEVMEK?...
15/04/2006
Hafiften gözlerimi kısarak,
Tatlı bir tebessüm savurmak mıydı?
Yoksa, o büyük gerçeği hatırlayıp,
Derin bir ah çekmek miydi?
Ağlamayı unutmuşken,
Senden ağlamayı öğrenmek,
Ve bir ömür boyu hep ağlamak mıydı?
Yoksa, bu dersi unutup hep gülmek miydi?
Senin gözyaşlarında,
Senle beraber boğulmak mıydı?
Yoksa, kendimi sahile atıp kurtulmak mıydı?
Senle gezdiğimiz sokaklar,
Çıktığımız Beydağı, gittiğimiz Elazığ mıydı?
Yoksa, gidemediğimiz yerler miydi?
Beraber dinlediğimiz şarkılar,
Bana çizdiğin resim,
Ve bana yazdığın şiirler miydi?
Yoksa, benim sana,
Çizemediklerim ve yazamadıklarım mıydı?
Hep senle beraber yaşama ümidi miydi?
Yoksa, seni sensiz yaşamaya,
Mecbur kalma ümitsizliği miydi?
Gerçeği kabullenip hep susmak mıydı?
Yoksa, senin oluşturacağın,
Özgür bir ortamı sabırla bekleyip,
Sana özgürce evlenme teklifi edip,
Ve hiç susmamak mıydı?
Seni eski hayatınla baş başa bırakıp,
Bir gün geleceğini ümit ederek,
Sana hep güvenmek miydi?
Yoksa, gelemeyeceğini bildiğim halde,
Belki bir gün çıkar gelirsin diye,
Kendi bildiğime olan, güvensizliğim miydi?
Sana kavuşmayı ümit etmek miydi?
Yoksa, ümidimi kesip,
Cüzdanımda taşıdığım bebeklik fotoğrafına,
Acı acı bakıp, ağlamak mıydı?
Tüm bu acılara katlanmak mıydı?
Yoksa, bu acıları unutup,
Başka bir acıya katlanmaya hazır olmak mıydı?
Her an bana edeceğin,
İhanetin korkusuyla yaşamak mıydı?
Yoksa, bu korkuları unutup,
Ders çalışmak gibi,
Aptalca bir davranışta bulunmak mıydı?
Tüm bu acılara katlanırken,
Bir de ihanetine katlanmak mıydı?
Yoksa, bir ihanete daha,
Katlanmayı beklemek miydi?
Beklenen ihanetin gelmemesini,
Ümit etmek miydi?
Yoksa, çektiğim tüm acılara
Ve döktüğüm tüm gözyaşlarıma,
Mükâfat olsun diye, bir madalya gibi,
Boynuma astığın ve bana hediye ettiğin,
Bir ömürlük ihanetinin gelmesi miydi?
İhanetini unutup,
Tekrar tekrar, seni sevebilmek miydi?
Yoksa, ihanetini hatırlayıp,
Senden hep nefret etmek miydi?
Tüm bu olanlardan delirip,
Yanlışlıkla seni kırmak mıydı?
Yoksa, seni kırdığım için üzülüp,
Tekrar tekrar delirmek miydi?
Nihayetinde
Seni de kaybettikten sonra,
Ölümü kazanmak mıydı?
Yoksa, hayatın bunca ızdırabından usanıp,
Ölmeye karar vermişken, senden belki bir ümit,
Ve belki bir haber, gelir diye,
Ölmekten vazgeçip, senin için,
YAŞAMAYI, GÖZE ALMAK MIYDI?
NEYDİ SENİ SEVMEK?...
15/04/2006
Düşmüşsen, eğer bir bataklığa;
Unutma ki! Her bataklıkta,
Solmuş olsa bile, bir gül vardır.
Gülün rengi solmuşsa, dökülmüşse yaprakları;
Unutma ki! Gülün kokusu vardır.
Sen o bataklıkta çırpınırken
Ve bu çırpınışlar seni yormuşsa,
Bezdirmişse savaşmaktan;
Unutma ki! O gülü tutacak ellerin vardır.
Tutmak istiyorsan o gülü;
Unutma ki! Gülün dikeni vardır.
Gücün tükenmişse,
O dikenin;
Seni öldüreceğinden korkuyorsan;
Unutma ki! Bataklığın içindeyken,
Gülün yanında ölmek güzeldir.
22.02.2006
Unutma ki! Her bataklıkta,
Solmuş olsa bile, bir gül vardır.
Gülün rengi solmuşsa, dökülmüşse yaprakları;
Unutma ki! Gülün kokusu vardır.
Sen o bataklıkta çırpınırken
Ve bu çırpınışlar seni yormuşsa,
Bezdirmişse savaşmaktan;
Unutma ki! O gülü tutacak ellerin vardır.
Tutmak istiyorsan o gülü;
Unutma ki! Gülün dikeni vardır.
Gücün tükenmişse,
O dikenin;
Seni öldüreceğinden korkuyorsan;
Unutma ki! Bataklığın içindeyken,
Gülün yanında ölmek güzeldir.
22.02.2006
Nasıldı o ilk karşılaşmamız;
Ummadığımız bir andı
Rüyaydı sanki onca yaşananlar
Ayrılık rüzgârı böyle söylüyordu,
Yalnızlığımızı umursamadan
Işığımız da sönüverdi,
Mavinin karanlığa döndüğü an
Bana ellerin lazım diyordu;
Erkenden yaşlanan ellerim
Bana ellerin lazım diyordu;
Ellerimden giden ellerin
Gözlerimizde öyle söylüyordu
İyi ki gördüm diyen gözlerim, nerden bilirdi
Mavinin karanlığa döneceğini.
15/12/2005
Ummadığımız bir andı
Rüyaydı sanki onca yaşananlar
Ayrılık rüzgârı böyle söylüyordu,
Yalnızlığımızı umursamadan
Işığımız da sönüverdi,
Mavinin karanlığa döndüğü an
Bana ellerin lazım diyordu;
Erkenden yaşlanan ellerim
Bana ellerin lazım diyordu;
Ellerimden giden ellerin
Gözlerimizde öyle söylüyordu
İyi ki gördüm diyen gözlerim, nerden bilirdi
Mavinin karanlığa döneceğini.
15/12/2005
Dün gece bir düşteydim
Düşmüydü gerçekmiydi bilemedim
Sen vardın yanımda
Sımsıcak kollarınla sarılmıştın bana
İşte buydu Hayalim diyordum
Gerçekleşti sonunda
Şaşkındım ama sevinçliydim
Bir çocuk gibi
Bitti hasret diyordun
Kavuştuk artık birbirimize
Sen gülüyordun Bense ağlıyordum sevinçten
Uyandığımda hala ağlıyordum
O güne uyandığıma lanet ettim
Sen yoktun yanımda
Bir düştü sadece
Düşmüydü gerçekmiydi bilemedim
Sen vardın yanımda
Sımsıcak kollarınla sarılmıştın bana
İşte buydu Hayalim diyordum
Gerçekleşti sonunda
Şaşkındım ama sevinçliydim
Bir çocuk gibi
Bitti hasret diyordun
Kavuştuk artık birbirimize
Sen gülüyordun Bense ağlıyordum sevinçten
Uyandığımda hala ağlıyordum
O güne uyandığıma lanet ettim
Sen yoktun yanımda
Bir düştü sadece