Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri
Google Reklamları



İlaç Rehberi

"Sen kalbsizsin; hani senin gençliğinin hayatı?"
"Aşklarım mı? Bir nefesle solabilen bu şeyler,
"Bir yanar-dağ ateşiyle kömür gibi karardı;
"Şimdi isi yerlerinde bir sıtmalı yel eser.

"Evet, benim her şirimde yılan dişli diken var;
"Sizler gidin, bal verecek yeni açmış gül bulun.
"Belki benim acı sesim kulakları tırmalar,
"Sizler gidin, genç kızların türküsüyle şen olun!

"Varın sizler, onlar ile korularla el ele
"Gezin, gülün, bir çift bülbül aşkı ile yaşayın;
"Yalnız kendi, yalnız kendi ruhunuzu okşayın!

"Zavallı ben, elimdeki şu üç telli saz ile
"Milletimin felaketli hayatını söyleyim;
"Dertlilerin gözyaşını çevrem ile sileyim!..."
Genç çağdayım, kendimi bir dikenli yolda buldum;
Hıçkırıklar işittim, gül ve bülbül bağlarından.
Felaketler topladım, Anadolu dağlarından;
Uzun sazlı Aşıklar diyarında şair oldum.

Ezgi koydum, ahlarla, figanlarla Türk şirine,
Öz dilimde haykırdım, "ey milletim, uyan!" diye;
Viran yurdun dolaştım, bir şehrinden bir şehrine;
Saç ve sakal ağarttım ben de, "Vatan, vatan!" diye.
Bana yirmi yaşımda ateş saçan bir sevda,
İlk şirime altundan kanad veren o hulya
Ak şaçlarım altında yine alev saçacak.

Milletinin ruhuyle feryad eden bir dudak
O şeyleri söyler ki çağlattığı gümüş ses
Asırların önünde nağmesini dindirmez.

Hiddet, tahkir hepsi boş!... Her cefaya katlanan
Yine şair kalbinden başka bir kalb değildir;
Bu zayıf kalb en mağrur alınları eğiltir.

Şu dünyada bir büyük rüya gören kahraman
O kartala benzer ki en yangınlı şimşekler
Onun sisli ve korkunç yollarına nur serper.
Bilinen yolların
meçhul sonuna yol almakta olan
iki kişilik otobüsün ağırlığı
hafifletmekteydi
muazzam korkusunu
ısmarlama transfer edilmiş
yeni bir satırla bailayan hayatın
bölen hanesini
hep bölünerek mesken edinmiş
yoldaşının dayanağında arşınlardı
yağmurlu geceleri
tek korkaklığı
korkmamaktı dolmaya başlayınca boş sayfalar
sabır anlamını kazanırdı gözünde ılıman aşklar
ne yalnızlığını üşüten
ne nefesini çekerken terleten
sadece hayatın gölgesini anlamlı kılan
yegane neden
Hadi arkadaş gidelim
arştaki koruya
yürümekle arşınlanmaz bu yol
eğlenelim faytonla
bir sen bir ben
bir sevda birde fatma
unutma ateşi karıştıracağız
atıştıracağız beytileri
alalım birer maşa
ne ateş yaksın bizi
ne sevda ne de fatma
havada güzel
şimdi kaysı zamanı
yaşayalım doya doya
gelmeden ecel zamanı
birde olsaydı bir şişe rakı
aldırmazdım
dünya başıma yıkılsaydı
Sormuş şair ressama
mutluluğun resmini yapabilirmisin diye
susmuş ressam
mutluluk ne ki
gülümseyen yüzmü aynadan akseden
elinde oyuncak
yanağında gözyaşıyla çocukmu
çizemedi kimse mutluluğun resmini
göremedi suretini
ne bilirdim mutluluk ne ola ki
resmini görmeden önce
mutluluğun resmide oluyormuş
gönül beğenince
gülüşün ecel olmasa birde
Onlar bir denizdirler
her kıyıya vurmasını
gemilere kucak açmasını bilirler
çağlayan olup akmasını gözlerden birde
şairler bilirler bir tek
geceleri kaç yıldız kaydığını
bulutların kime ağladığını
ağaçlar kimleri gölgeler
onlara sorun ben demezler
yüreğini deli sevdalar mesken eder şairler
onlardır uzaktaki acıyı hisseden
paylaşan paylaştıran
kim kendini paylaşmıştır şairler kadar
her soluk alışlarında
bir nefeslik sigara çekişlerinde
yüreklerini sevgiyle dolduran onlardır
bir kalemin sayfalara dökülen
gölgesinin döküntüleriyim ben
ben şair değilim
şairdirler onlar
bir asuman bin zeban
ben şair değilim
bir bulut bir hece
dağlarında taş
denizlerinde bir katre su
güneşlerinde ısınan gölge
ben şair değilim
onlar kalemdedir
kalem bende
gönülleri alemdedir
ben bir gönülde
ben şair değilim
buğulu camlara yazılmış bir adamım

Google Reklamları