Mert Gösterişli Şiirleri
seni sevmek,

beyaz bir gökyüzü



koca bir ülke,

bağlanılası



sıcak bir merhaba çoğu zaman



kabul edilecek bir dua huzuru

uyku öncesi



tekrarlanacak bir an



tıpış bir geliş



bile bile lades



isteri


Bir resmine

bir siir versem

sende siir

bende resmin

Sende senim

bende gozlerin kalmis olmaz mi

gozlerin siir olmaz mi




İhtimal vermediğin bir anda
sükunetle
tüm caddeleri kaplayan
huzurlu yağmurlar gibidir aşk.

dışarıda çalışkan bir yağmur;
sebebimiz…

ıslanmamak için tüm gayretin
- eskisi gibi değilsin, belki olmamak doğrusu -

Sözleri sana bıraktım,
ne desem geçerli olmuyor.
inandıramıyorum seni de kendim inanmazken;
sorun değil,
durumumuz bu sadece

elbet
bırakırsın beni de
zamanı akışına bırakır gibi

Vaçgeçmiş olabilirsin;
yine de dört mevsim İstanbul
en güzel bu tepeden izlenir.



seni sevmek,

beyaz bir gökyüzü



koca bir ülke,

bağlanılası



sıcak bir merhaba çoğu zaman



kabul edilecek bir dua huzuru

uyku öncesi



tekrarlanacak bir an



tıpış bir geliş



bile bile lades



isteri


Farkında mısın,



ne çok şeye sahibiz

ertelenmiş



ve kelimeler kalbe yaklaştıkça

kontrolsüz



ve durgunlaşırım ben

bir aşkın başında

ve

sonunda…


Döneceğini biliyordum. Sadece, söz verdiğim bu satırları göndermeden önce varlığını bir kez daha kanıksamak istedim. Çünkü senin herşeyinle, benim yarattığım bir hayal olmadığını hatırlamam gerekiyordu.
Sesini duymadan olmazdı.

Sana her söz verişimde, kendimi ödüllendirdiğimi farkediyor mu diye meraklanıyorum. Gidişinden bu yana, büyük bir heves ile bugüne hazırlandım. Güneşin henüz ısıtamadığı tüm serinlik içimi ürpertti, canlandım. Aldığım her nefes, ciğerlerimden beynimdeki damarlara aktı ve sonra seni anımsayıp sıcak bir tebessüme dönüştü.
Yazmadan olmazdı…

Kimi zaman, içimdekileri el yazısı ile anlatamamanın eksikliğini hissediyorum. Çünkü duygularım söz konusu olduğunda vurgu, nokta ve virgülden bağımsız; bazen tüm kelimelerde, bazen hecelerde durur. Tek öznenin sen olduğu hikayemin cümlesi yüklem ile değil; sana akıp giden saatler, geceler ile biter; yalnız sen ile tamamlanır.
Sensiz olmazdı.

Seninle zenginleşip kendim ile fakirleşmekti aşk… Aşkı herkes kendinde yaşıyor ve o da sevilene ait zaten. Senden sonra, herşey sensin.
Anlatmadan olmazdı.

Ruhum, ruhuna dokunmuştu. Sana aittim. Kokun, beynimin tüm kıvrımlarında zonkluyordu.
Dokunmadan olmazdı.

Sevmeden olmazdı.
Sevginin iklimi farklıdır.

Adımlarım düz yolda, yokuş yukarı tırmanası bir gayret içinde; ne kadar da zorlamayı seviyorum kendimi düzlükler nezdinde. O sokağın başından başlayarak asfalttaki her çizgi, bir ölçek daha küçülttü beni. O kadar minik oldum ki “ben” kalmadı; sokak var şimdi.

Çok istemiştim sevgiden bahsetmeyi yalniz...

Her yaprakta aşka hazır bir çift ışık var diyorum kendi kendime. Bu heyecan değil mi yaprakları dallarından ayıran. Yine de gücün tanımı yapılamıyor; heyecan bu denklemin en büyük bilinmeyeni. Bulutlar sert rüzgarları davet ettiklerinde, biliyorum dallara olan incecik bağlantı değil seni orada tutan.

Toprağa düşene kadar ki zaman, aşk dedikleri.

Bulutun sevdası, yağmur toprağa düşene kadar; yaprağın sevdası toprak...

Kendimi değil, herşeyi ispatlamayım; varolduklarını bilmem yetmiyor. Bu yüzden en bilinen tuzaklara kendim düşmekten hoşlanıyorum.

En isyankar yanım..

Ben gönüllüyüm yaşama...