Mustafa Soylu Şiirleri
SEVMEK SUÇ MU ?

Vefan ne gidene, ne gelenedir.
Dayandım kahrına bunca senedir.
Çatık kaşlarının anlamı nedir?
Sevdim diye seni suç mu işledim?

Kalbim pırpır eder her gelişinde.
Kışın ayazında, yaz güneşinde.
Ömrüm heba oldu koştum peşinde.
Sevdim diye seni suç mu işledim?

Hatırla halimi sor bazı bazı.
Ne baharı bahar gördüm ne yazı.
Gülümü soldurdu hasret ayazı.
Sevdim diye seni suç mu işledim?

Aşıklar sevince candan severler.
“Çok cilve, bıktırır âşığı derler.”
Dayanır mı buna gök ile yerler ?
Sevdim diye seni suç mu işledim?

Çemberinden geçemeden feleğin,
Bu hasret sürer mi mahşere değin?
Ne sevdiğin belli ne sevmediğin.
Sevdim diye seni suç mu işledim?


Ad-Soyad :Mustafa SOYLU




Bursa’nın dağları güzel
Ovası, bağları güzel
Şehidi, sağları güzel
Sevdim bin bir güzelini.

Uludağ’dan gelip geçtim
Soğuk sularından içtim
Hem tanıştım hem de seçtim
Sevdim bin bir güzelini.

Gül topladım bayırında
Yuvarlandım çayırında
Güzeller panayırında
Sevdim bin bir güzelini.

Diyarıdır sevenlerin
Evliya ve erenlerin
Dost gönlüne girenlerin
Sevdim bin bir güzelini.




Yüzünden acıyı elemi kov da,
Biraz da neşeyle gül be çocuğum.
İki elin ile gözlerin ov da,
Şu akan yaşları sil be çocuğum.

Sağnak sağnak yağdı bomba füzeler,
Göğüste açıldı çifte gözeler,
Vahşeti tarife yetmez dizeler,
Olsa da umutla gül be çocuğum.

Toprağın altında babanla anan,
Acıyı hisseder sadece yanan,
Mahşerde sevinir can ile canan,
Olsa da umutla gül be çocuğum.

Baharda çiçekler açmasa bile,
Acılar konuşup gelmese dile,
Dalga dalga sarmış her yanı hile,
Olsa da umutla gül be çocuğum.

Gelir geçer artık bu kara günler,
Yerini bırakır yarına dünler,
Çalınır davullar olur düğünler,
Uzat ellerini gel be çocuğum
Biraz da neşeyle gül be çocuğum.

Harabe gönlümün ustası nerde?
Çare bulunur mu devasız derde?
Ümitler hiçliğe doğru gider de,
Peşi sıra alır götürür beni.

Kalabalıklarda yalnız yaşarım,
Mutluluk getirmez oldu başarım,
İçimde fırtına dolar taşarım,
Sel olur savurur yitirir beni.

Bir zalim dilberin gönlüne aktım,
Sözde ömür boyu dost kalacaktım,
Gemiler kül oldu sahilde yaktım,
Deryaya dalmadan batırır beni.

Sarhoşum aşkından kayıp dilberin,
Gönül sarayımda ateşi derin,
Alev alev devam eden kederin,
İçinde eritir bitirir beni.

Filiz olur çıkar gönül bağımdan,
Çekinir dolaşır hep ırağımdan,
Bir bûse kondursa ah yanağımdan,
Firdevs-i âlâ’ya yetirir beni.

Soylu sever sevdiğini aldatmaz,
Sevdiğini başkasıyla bir tutmaz,
Baş üstü gezdirir yerlere atmaz,
Çilesi yüzüstü yatırır beni.

AL GÖNLÜNE BROŞ GİBİ TAK BENİ

Taze tomurcuklar salacak yerde,
Sarardı gönlümün tüm çiçekleri.
Neden tat vermiyor içecekleri?
Ümitler yurduna varılan yerde.

Bu duruşun kanatıyor içimi,
Nedendir sebebi diyemez misin?
Kırıp inadını gelemez misin?
Beni üzme canım yap bu seçimi.

Bir kerecik nazar etmek yok mudur?
Gül yüzüne hayran garip birine.
Değer verip koyup insan yerine,
Bir tatlı söz, bir tebessüm çok mudur?

Riya olsun, önemi yok, yak beni,
Al selamı, verme geri gam değil.
Beklediğim şöhret değil nam değil.
Al gönlüne broş gibi tak beni.











ben aşkı hep yağmurlarda buldum güneşdoğmadan kaybettim usul usul hep son çaresizliğimde yakalandım bir arkadaş selamında atıldı yüreğime ğit desem gitmez.
bir gece ansızın sevdaya yürümek hiç bilmediğin şiirleri okumak güneşin doğmadığı bir sabahı beklemek ve sürgün edilmiş bir rüzgara inatlaşan yaprağı
izlemekmiş sonbaharda sevmek