SEVGİLİYE SİTEM
Resim Dersleri

SEVGİLİYE SİTEM


Umarım sende bir gün seversin benim kadar,
Zehirler biri hem geceni hem de gündüzünü,
Benim gibi yutkunarak alırsın o her soluğunu,
Teselli olamasın hiç kimse senin de acılarına.
-
Ağlamak bile durdurmasın tek bir göz yaşını,
Aksın gözyaşlarınla içine lav seli gibi acıların,
Göremeyesin, bulamayasın sen de benim gibi,
Gökyüzünde ne güneşi ne yıldızların tek birini.

Seversin benim gibi sende bir gün ölürcesine,
Duygularınla oynasınlar senin de zalimcesine,
Beni düşünür bir bir hatırlarsın yaptıklarını,
O zaman belki anlarsın çektirdiğin o acıları.

bu sitem sevgiliye

KİM ,BUZ TUTMUŞ YÜREĞİMİ ÇÖZECEK

KİM, ACIYA KEDERE MİMLENMİŞ YÜREĞİME HESAP VERECEK



KİM, OLACAK YOSUN KOKAN SAHİLLERDE EL ELE DOLAŞAMADIĞIM

VE KİM, OKUDUĞUM EN UCUZAŞK ROMANLARDA BİLE KALBİME SEVGİ TOHUMU SERPEN SEVGİLİ.



KİM, DİNLEDİĞİM TÜM HÜZÜNLÜ ŞARKILARDA GÖZYAŞLARIMI TIPKI GECE AKAN IRMAK GİBİ ,İÇİME İÇİME AKITAN

KİM ,UYKUSUZ GECELERMDE BANA DOST KADEHİMDEKİ,

BURAM BURAM SEVDA KOKAN İÇKİM

GENÇLİĞİMİ BENDEN ÇALAN UMTLARIMI ELİMDEN ALAN VE

GÜZLLİĞİMİ SOLDURAN KİM PEKİ

ELİNİ TUTARKEN DİZLERİMİN KESILDİĞİ

BAKARKEN GÖZLERİNE YÜREĞİMİN YETMEDİĞİ

BELKİ BİR SOLUK KADAR YAKIN YADA YILDIZ KADAR UZAK

KİM HA KİM , KİM SEVECEK BENİ .......?

SENCE......................?




bu sitem sevgiliye

KİM ,BUZ TUTMUŞ YÜREĞİMİ ÇÖZECEK

KİM, ACIYA KEDERE MİMLENMİŞ YÜREĞİME HESAP VERECEK



KİM, OLACAK YOSUN KOKAN SAHİLLERDE EL ELE DOLAŞAMADIĞIM

VE KİM, OKUDUĞUM EN UCUZAŞK ROMANLARDA BİLE KALBİME SEVGİ TOHUMU SERPEN SEVGİLİ.



KİM, DİNLEDİĞİM TÜM HÜZÜNLÜ ŞARKILARDA GÖZYAŞLARIMI TIPKI GECE AKAN IRMAK GİBİ ,İÇİME İÇİME AKITAN

KİM ,UYKUSUZ GECELERMDE BANA DOST KADEHİMDEKİ,

BURAM BURAM SEVDA KOKAN İÇKİM

GENÇLİĞİMİ BENDEN ÇALAN UMTLARIMI ELİMDEN ALAN VE

GÜZLLİĞİMİ SOLDURAN KİM PEKİ

ELİNİ TUTARKEN DİZLERİMİN KESILDİĞİ

BAKARKEN GÖZLERİNE YÜREĞİMİN YETMEDİĞİ

BELKİ BİR SOLUK KADAR YAKIN YADA YILDIZ KADAR UZAK

KİM HA KİM , KİM SEVECEK BENİ .......?

SENCE......................?




SEVGİLİYE MEKTUP-I

SEVGİLİYE MEKTUP -1


İNCE BİR SİTEM...

Şimdi bir deniz misali yalnızım...
Üzerinde martıların amaçsızca kanat çırptığı...
Mavisine hüznümün karıştığı dalgalar kadar kimsesiz...
Issız bir yelkenli gibi yapayalnız.
Bir esintinin merhametine kalmış ümitsiz bir ümitle
sahilden sahile sürüklenir bedenim.
Köz olmuş, kör olmuş yüreğim
yıkanır yokluğunun koyu hasret bezeli limanında.
Can çekişir benliğim
sensizliğin damla damla ıslattığı sahil kayalıklarında.
Engin mavinin tükenmezliğine dalıp gider
hoyrat bakışlı gözlerim.
Seni arar, seni ister aslında gelmeyeceğini bile bile.
Şimdi martıların çılgınca ötüşlerine karışır suskunluğum.
Kıskanır kışkırtan gülüşlerini ...
Ve boyun büker günden güne
içinde ördüğü çaresizliğin demir parmaklıklarına.

SOLGUN YANIM...

Oy karşılıksız sevdam oyy...
ne çok mutsuzluk ektin yorgun kalbimin orta yerine...
ne çok yaprak döktürdün sevdamın sensiz gülistanına...
Seni senle veya sensiz sevmenin farkını bilir misin sevgili?
Cevabı öyle ağır, öyle derin, öyle kocaman ki mecal yetmez anlatmaya.
Artık sana ve hayata inat susar her yanım.
Dağılmış bir ömrün dili olmaz zaten.
Sana en büyük tepkim tepkisizliğimdir.
Suskunluğuma gömdüğüm isyanım, nefretim
ya da en koyusundan yaralı sevdamdır.
Bazen içim içime sığmaz,
fırtınalar kopar dalgalı yüreğimde.
Bazen tüm hislerim alabora olur,
Poyraz’la boğuşur gönül deryam...
Deli dolu çarpar çaresiz açan bu gönül sümbülüne...
An olur ne kendini tanır ne yosun bağlamış kaderini.
Bırakır kendini hayatın yalancı cilvesine.
Oysa hayatın bu yanı senin kadar,
gülüşün kadar yalan...Ve yine her şey eski gerçekliğine döner.
Yanılgılar içerisinde döner durur zamansız muhakemelerim...
Bir an hayalin belirir duman kaplamış göz bebeklerimde
ve dalıp gider gözlerim mazideki günlere...
Sadece gözlerimizin konuştuğu o dargın demlerin üzerinden
ne çok zaman geçti, ama ne çabuk geçti...
Bir düşün yüreği “olmaz”larla dolu sevgili...!
Hayat ne garip değil mi?
Yıllar önce nefret etmiştin benden...
ama içinde sevgi olmayan bir nefret idi.
Bense sana karşı yıllarca sırtımda hem sevgi hem kırgınlık taşıdım.
Çok şey değişti, iki şey hariç...
Biri kalbimde taşıdığım sen...
diğeri sevgimden hep şüphe eden sen..
Bir yandan dağ gibi büyüdün,
bir yandan da kaybolup gittin şu kocamış yüreğimde...


GELMEZ BAHARIM...

Oysa sadece bakışlarımızın her şeyi anlattığı zamanlar daha mutluydum...
Sınırlarını kendi ellerimle çizdiğim
hesapsız ve pazarlıksız bir sevgi dünyam vardı...
Her defasında beni yıkıntıya çeviren
o şüphe taarruzların yoktu...
Ve ben sana karşı içimdeki ateşi göstermek zorunda değildim...
Ölümü,sırtımdan vurulmayı kısaca her kötülüğü kabul ederdim
ama senin şüphelerini asla.
Çünkü edalı kız...
ben ne namert köprüsünden geçtim ne çakal gölgesinde yattım...
Seviyorum dediysem bu benim için şüphe götürmez bir hakikatti.
Fakat maalesef sen bunu ya gerçekten görmedin ya da görmek istemedin.
Olsun bahar bakışlı ceylan...olsun.
Her yaprak döken asi kardelenin kökü isyan ettiği kar suyunu içer...
Kar eriyip gitse de suyu kardelen ve toprağa berekettir.
Belki bu tarz satırlarım sana anlaşılmaz gelebilir
ama biraz derinliğine düşünürsen ne demek istediğimi anlarsın...


GÖNÜL YARAM...

Oyy gönül derdi oyy... meğer ne yamanmışsın, ne çok yüklenirmişsin kalbe...
Sen kalbime yüklendikçe kalbim de içindeki buhranı, aşkı-sevdayı, isyanı bazen sitemli bazen lirik satırlara dökerek name-i aşk haline getirdi.
Geçen yaştan mı bilinmez, kalbim artık o kadar güçsüzleşti ki
en küçük duygusal sarsıntıda bile çöküyor.
Hani kendimi yargılamıyor değilim...
Niye bu kadar güçsüzüm?
Ya da bu kadar güçsüz müydüm?
Geçen yıllara dönüp baktığımda elbette ki böyle değildim.
Ama neylersin ki aşk denilen illette ne mantık ne vicdan arayabilirsin...
Zaten “aşk” olmasının sebebi erişilmezlik(ulaşılmazlık) olgusu değil mi?
Aşkı aşk yapan budur.
Eğer tersi olsaydı Leyla ile Mecnun’da, Kerem ile Aslı’da,
Emrah ile Selvi’de aşktan bahsedebilir miydik?
Peki aşk bitince her şey biter mi? Elbette hayır...
Aşk ilk(ham) meyve olduğu için çok tutulur...
ama aşk bitince yerine sevgi(olgun meyve) geçer.
Bu temel mantıkta benim kendime göre ayrıntılarım var(dı).
Bana eza vermeyen ilkelerim var(dı).
En önemlisi benim için bir aşkın uzun ömürlü olabilmesi için
“karşılıklı” anlayışının olmamasında yatar.
Ticaret yapan iki insan kâr etmeyi bekler.
Aşk yaşayan iki insan da karşılıklı aşk bekler...
Yani bir alış-veriş var ve çoğu zaman iki taraftan biri üzülür bu durumda...
Oysa sevdiğin insandan hiçbir şey beklemeyeceksin.
Hatta daha da aşırıya kaçıyorum ve diyorum ki
sevdiğin insanın senden haberi bile olmamalı...

UZAK HAYALİM...

Biliyorum bu söylediklerim sana çok sıkıcı gelecektir
ama bunları sana söylemek zorunda kalmasaydım
şimdi böyle mutsuz olmayacaktım.
Sana karşı nankörlük de etmek istemiyorum...
iyi niyetli, insaflı (ya da boşlukta olduğun) çok güzel anlarımız da oldu...
Ama senin memleketine iki kez gidip-dönmen bana günleri zehir etti.
Yani ikimizden yana ümit ve çarenin olmadığını bilmeme-bilmene rağmen sanki seni gördüğüm ilk fırsatta alıp götürecekmişim gibi uzak ve soğuk durman beni odama, yalnızlığıma, sen dolu uykusuz gece yarılarına mahkum etti.
Üzüntüm hep sineme vurdu. İçim hep sitemli dolaştım seni bana göstermeyen bu yıkılası şehrin sokaklarında.
Niye böyle bir son?
Oyy gamsız sevdam sana şimdi ne demeli?
Beni niye böyle nar-ı cehennemde bıraktın?
Niye umursamadan gittin ve her anı aşılmayan mapusane tutkunu yaptın?

TÜKENMEZ KEDERİM...

Şimdi yokluğunla kalakaldım...
Şimdi yıkılıp-kaldım ağu olan sevdanın ağır yükü altında...
Artık hayat koca bir mezar , bense içinde mahşeri bekleyen bir mevta...
Gerçekten çok güzel beceriyorsun can yakmayı...
Sana karşı içimdeki isyan denizini dökerek kurutamam,
iyisi sana hiç isyan etmememdir...



HÜZÜN VEREN SONSUZ HATIRAM...

Şimdi bir dağ misali yapayalnızım...
Üzerinde bulutların yağmur döktüğü,
Güneşin Ay’a, Ay’ın geceye, gecenin mehtaba göz kırptığı
o zamansızlık içerisinde hüzün dökerim etrafa...
Bir serçenin aşiyanındaki yavrusuna yüreğini sunduğu
akşam kızıllığında bense etrafımdaki sessizliğe gönül yaşlarımı sunarım...
Bir çobanın kavalındaki nağmeyle volkan gibi coşar
bana hatıra olarak bıraktığın kederim...
İçimdeki koca lavlar sönüp taşa dönüşse de
yüreğimdeki bu keskin ve kızgın hasretin hiç sönmeyecek..
Yamacımda akan pınarın sesine kulak versen
duyarsın bir sevdayı yere vurmanın o feryat eden türküsünü...
Ve hiç susmayacak bir türkü...
Yüreğimde sönen hasretim...
Senin eline dokunurken kendimi soylu bir hasret ve acı ırmağının kenarında bulacağımı, el ele dolaşırken senle ,
sınırı olmayan bir hüzün sahrasında geziyor olacağımı biliyordum...
Ama seni çok az da olsa yaşayabilmek,
karşılığı olmayan bu sevdamın dikenli gülünü
sonsuza kadar içimde büyütmeye yetti ve yetecektir...
Tüm sitemim,tüm isyanıma rağmen
seni mabedimmiş gibi çok seviyorum...<..>

...:::SiTeM (Bir GüN):::...



Yine kördüğüm bir akşam üstü...
Yavaş yavaş zulasından çalarken ömrüm
Koyu gri caddelerin,
Hüzünbaz sokaklarında ömrümü gördüm...

Sonra birden!
Kulağımı kestiğinde o acı poyraz...
Durdum!
Korktum...
Kendime sordum..

Hep böyle umarsız tipilerin al ayazındamı geçti,
Hercai serseri ömrüm?
Damla damla, yudum yudum...

Karanlık akşamların,
Karamsar kucağındamı kendimi buldum?

Ahhh!...
Nerdeydim ben?
Nerdeydi
Sevda?
Menzil?
Nerdeydi yurdum?
Hep sonu gelmez yolların
Hüzün dolu yarınlarınamı hayaller kurdum?

Tanrı bensizdi;
Bense hep kördüm...
Bir tek,
Ama
Birtek seni gördüm!

Bu olmaz olası beni,
Sana bağladım, sana vurdum..

Şimdi her yanım hüzün...

Ve şuramda...
Umudumu verdiğim,
Hayallerimi yaktığım gönül sızın...

Ve yine aklımda!
Kapıyı çarpıp giderken söylediğin son sözün..
Ama unutmadım,
Hiç
Unutulmadın!

Bağrımdaydı
Adına hasret sevda közün..
Belkide hayata dair tekşeydi,
Aklımdaydı,
O masumane, melek yüzün...

Yine geç oldu saat...
Kaldırımlarım beni bekler..
Ha birde gitmeden!
Bil bendeki sırrını;
Bu evren nefes almaz,
Evrende kimse kalmaz!
Yüreğim seni saklar...
Yürek saklarda saklamasına;
Bu beden ne kadar bekler?

Ne kadar?....

....:::İbrahim Gökhan DOĞAN:::...

SEVGİLİYE

GECEYİ KISKANDIRAN GÖZLERİNLE GÜL
SONRA ATEŞİME KÖRÜKLERLE GEL
AĞLAMAK DENİZLERİN OLSUN
BİR SABAH VAKTİ ANSIZIN GELKİ
LEYLASIZ MECNUNLAR SENLE GÜLSÜN

GÜLLER BOYNUN BÜKMÜŞ BİLMEM NEDENDİR
SEVİNÇİNEMİ AĞLIYOR BU ASİT YAĞDIRAN GÖKLER
YÜREĞİMİN NİLLERİ ÇOŞUYOR NİCE FİRAVUNLARI GÖMÜYORUM
BİR SABAH VAKTİ ANSIZIN SEVGİLİNİN HÜLYASIYLA GÖÇÜYORUM

İLK ŞERBETİMİ SENDE TADIYOR
İLK DEFA YÜREGİMLE GÜLÜYORUM
MEĞER ÖLÜM VUSLATIN DİĞER ADIYMIŞ
CEFA ÜLKESİNİN GÜZ KOKULU BAHARLARI BENİ SANA BAĞLAMIŞ.

DOĞAYLA AŞKIN SAVAŞI (SEVGİLİYE SESLENİŞ)

Sarıldım, yokluğunda sensizliğe,
Çığlıklar duydum boş odalarda
Miladım oldun daaa!!!
Kıyametimi bulamadım…
Sende bitersin eyy acı hayat.

Derinden yol alan gemilerle aradım,
Deniz fenerleriyle yandım, söndüm.
Yunuslar dostum oldu,
Denizkızları sevdiğim…
Sende ağlarsın eyy mavi umman.

Aradım, gözlerinin siyahını gecelerde,
Gizledi mehtap, saçlarının her telini.
Kayan yıldızlarla hayal kurup,
Dolunayla açtım aşkımın şarabını.
Sende hainsin eyy karanlık kuşak.

Hayal mısın, yoksa gerçek mi?
Geleceğim misin, geçmişim mi?
Acaba melek misin???
Öyle uzaksın ki banaaa!!!
Sende sahtesin eyy damlayan gözyaşı.

Dünyayla beyazınla barıştım,
Büyülendim kızıllığınla.
Hayat verdi yeşilin bana,
Yüreğim oldu mavi, nefesim…
Sende yalancısın eyy kaçak gökkuşağı.

M.FURKAN AYDEMİR-2007