Mustafa GÜRBIYIK Şiirleri
KİM BİLİR?





Dağda akan,

Şu çoban çeşmesi,

Kim bilir,

Kaç canlıya su verir…

Gecenin karanlık koynunda,

Hangi odada,

Kim bilir,

Kaç yürek,

Bir yürek içi delirir…

Geceler geceler,

Saklayın beni sırlarınıza.

Mecnunlar koşsun, tek imdadıma…

BİZ,İKİMİZ



Can çekişiyordu,

Kıyıya vurmuş balık gibi,

Son bakışlarımızda sevdamız.

Çözüldü sessizce,

Kenetlediğimiz yüreklerimiz.

Titriyordu,

Acı haber almış baba gibi,

Birbirine yapışık dizlerimiz.

Kanıyordu,

Bir kasap elinde,

Can veren kınalı kuzu gibi sözlerimiz.

Kavruluyordu,

Bir yanardağ lavında,

“Hoşçakal”diyen dillerimiz.

Yuvarlandı gitti,

Bir uçurumdan uçar gibi,

O cihana bedel günlerimiz.

Dün,

Yoluna can feda diye,

Ninnilerle büyütüp,

Kan verdiğimiz,

Aşkımızı katlettik,

Biz ikimiz.

Bende yetim,

Sende öksüz kaldı,

Sevgimiz,ellerimiz,gözlerimiz,yüreklerimiz.

Anılar mezarlığına gömdük,

Sevdamızı biz,

Yalnız ikimiz,

Tek başına ikimiz…



GİZLEDİM



Gül rengi akşamlarda,

Asıldı kaldı gözlerim.

Sana yetişmez ellerim,

Tüketti dermanı dizlerim.

Uykularımın katili oldun,

Gözyaşlarımı,

Rüyalarıma gizledim..

SEN BİL



Her gün batımı,

Ufukta idam edilir gözlerim.

Hep soğuk kaldı,

Bir ele hasret ellerim.

Gece olur,

Rüyalarımdan bile gizlenirim.

Bunu bir sen bilesin,

Bir de

Sana hasret,şu yüreğim…

BAHAR CEMRESİ



Bir güz serinliği olurdu,

Şu tenimde ve yüreğimde.

Kartopları geçerdi,

Yaz günleri,çevremde.

Bahar cemresi gibi düştün,

Önce ellerime,

Sonra da,

Yüreğimin derinliklerine…
GÜLÜN RENGİ DE VARMIŞ



Bir gülün rengi gibi,

Düştün yüreğime usulca.

Bir yaprağın ışığı gibi,

Girdin yemyeşil,ruhuma.

Bir bıçak gibi,

Saplandın yüreğime insafsızca.

Razıyım ben,

Sürsün bu sevda asırlarca…

AK GÜVERCİN



Bir güvercin vardı,

Kendi gibi ak yürekli.

Durmadan uçar ama,

Yuvasına yorgun düşerdi.

Bir gün,

Ak kanatları,

Senin kınalı ellerine değdi.

İşte dedi:

Aradığım,bu yüreğin sahibiydi.