Nahit Ulvi Akgün Şiirleri
Bir şey var aramızda
Senin bakışından belli
Benim yanan yüzümden.
Dalıveriyoruz arada bir
İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki,
Gülüşerek başlıyoruz söze.

Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Birşey var aramızda,
Senin gözlerinde ışıldıyor.
Benim dilimin ucunda

Bugün ayrılacağım gönlümün limanından
İçimde bir şeylerin hasreti,kafamda cevapsız birkaç soru
Nedeni..niçini..belli olmayan türden…
Hepsini arkamda bırakıp çıkacağım yola
Martılar gibi hür olabilmek için
Güneşi ufukta yakalayabilmek için
Belki de kendimi bulabilmek için…

Ah!Şu denizin yosun kokusu yok mu?
Beni benden alan...
Yüreğime yaşam sevinci katar,her çekişimde doya,doya…
Sonra gelir yakamoz vakti
Tüm parıltısıyla iner gece suya.
Yıldızların bir dili olsa da konuşsa
Sesim olsa dalgalar,her kıyıya vuruşumda…
Yağmurlara yürüsem,serseri bir sonbahar sabahında
İçmeden sarhoş olanların limanında…

Kim bilir akıldan neler geçer de dil dönmez
Pır pır eder bir şeyler de kıramaz prangalarını
Haykırmak ister de konuşamaz şairler ayrılık anında…
Kilit vurulmuş sanki ağızlara bıçak sırtında!

Gün olur da kimsenin dili dönerse bu sessiz limanda…
Varsın konuşsun dilediği gibi benim hakkımda.

Günlerim kararlı bir kararsızlık içerisinde
Kollarımda kelepçe değil ama aklımda sen
Bir ben oluşum ki ne seninle ne de sensiz
Bir de şehir;hani benim olan ama sana bıraktığım…
Kız kulesine sövmüşüm,her ayağım kaydığında Üsküdarda
Arka sokaklarında kaybolmuşum Beyoğlu’nun
İzimi bulamamış ne bir polis,ne de bir sokak aşiftesi
Sabahlayan gecelerim sinmiş adeta gözlerime
Korkularım inadına gizlenmiş ceketimin sağ cebine
Üzerimde bir yirmi yaş ürkekliği ve heyecanı
Dilimde birkaç yasak şiir;hani uğrunda cana kıydıkları!
Ayıplanmışım bir ülke düşündüm diye
Fişlenmişim,güya Taksim’i kirlettiğim sözlerimle…
Haliçte tek el tabanca sesi duyulmuş
Bir aydını vurmuş milliyetçi bir ben
Bir beni vurmuş demokrat olmayan bir sen!
Kahraman denmiş katillerine,yerde yatan cansız bedenimin
Faili meçhul olmuş düşlerimdeki memleketim
Silinmiş 9.caddedeki taşları boyayan gizemim…

Hepsine inat uçmuş martıları bu şehrin
Bana nispet kalkmış vapurları Eminönü iskelesinin
Pencerende güneş,İstanbulda sabah ,Haliçte polisler…
Arkamda bir sen,bir bu şehir,bir de demokrat bir ben…

doğum günümde;
sana bir sevgili…
bu şehre de bir sen…
bıraktı gidiyor,içimdeki demokrat bir ben.



Benim için ağlıyorsan
Boşuna gözyaşı dökme
Ben seni unuttum artık
Geri dönülmez yola gelme

Benim için ağlıyorsan
Boşuna sitem etme
Ben seni unuttum artık
Bu adrese geri dönme

Benim için ağlıyorsan
Boşuna kalbini yakma
Ben seni unuttum artık
Bu kalbe artık geri dönme

Benim için ağlıyorsan
Boşuna mahsun kalma
Ben seni unuttum artık
Kendini mahsun bırakma


Kalbime sığmayan sevgindi
Umutları çoğaltan adındı
Hayalleri gerçeğe dönüştüren
Soğuk ellerimi ateşe çeviren
Ve uykudan kaldıran beni
Gelişindi

Beraber yüklenmiştik Dünya´yı
Ağırlığı beraber paylaşmıştık
Yaşamın özgürlüğünü
Zamanın sonsuzluğunu
Ve sevginin direncini
Kolkola taşımıştık




Bir ömür boyu yüzüne bakacağım
Başka yüzlere perde koyacağım
Görmeyecek gözlerim başka yüzleri
Sana açık olacak bu gözler
Başkalarına kör

Yıllar geçsede usanmayacağım
Yüzüne baktıkça doymayacağım
Aşk kitabının sayfalarını
Her geçen gün kalınlaştıracağım

Sevgi durağının bekçisi olacağım
Terketmeyeceğim nöbet noktamı
Fırtınalar gelirse üstümüze
Direneceğim korkusuzca

Gecemde,gündüzümde,her anımda
Düşümde,sevdamda,yarınımda
Sen olacaksın baharımda,yazımda
Hayat ağacının dallarında



Bütün cümlelerim senle başlıyor
Senle devam ediyor
Ama bitmiyor.
Hasretin acımasız vurgunu
İnletiyor kalbimin duvarlarını
Çığ gibi büyüyor
Yalnızlığın gölgesinde
Hasretlerim

Yazıyorum gökkuşağına adını
Renklerle
Güneş,ay ve yıldızlar
Seni kıskanıyorlar
Sen onların yerine geçiyorsun
Dünyamı aydınlatmaya
İşte o zaman
Şiirimin adını koyuyorum
´Şiirimin adı sensin