Yine Memleketim Üstüne Söylenmiştir
Resim Dersleri

Yine Memleketim Üstüne Söylenmiştir

Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktında yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim...

Yine Ölüme Dair

Zevcem,
ruhu revanım
Hatice Pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
demek ki arteryo skleroz
başlıyor bende...
Bir gün
kar yağarken,
yahut
bir gece,
yahut
bir öğle sıcağında,
hangimiz ilkönce,
nasıl
ve nerde öleceğiz?
Nasıl
ve ne olacak
ölenin son duyduğu ses,
son gördüğü renk,
kalanın ilk hareketi
ilk sözü
ilk yediği yemek?
Belki de birbirimizden uzakta öleceğiz.
Haber
çığlıklarla gelecek,
yahut da ima edecekler,
ve kalanı yalnız bırakıp
gidecekler...
Ve kalan
karışacak kalabalığa.

Yani efendim, hayat...
Ve bütün bu ihtimâlât
1900 kaç senesinin
kaçıncı ayı
kaçıncı günü
kaçıncı saatinde?

Zevcem,
ruhu revanım
Hatice Pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
geçen ömrümüzü düşünüyorum.
Kederli
rahat
ve hodbinim.
Hangimiz ilkönce
nasıl
ve nerde ölürsek ölelim,
seninle biz
birbirimizi
ve insanların en büyük dâvasını sevebildik
- dövüştük onun uğruna -,
«yaşadık»
diyebiliriz.

Yine Senin Sefaletinde.(Sensizlik Çatışmasında)

Bu gün sensizliğin;
Ben diyeyim üç,
Sen de ki dördüncü kışındayım.
Ve ölümün bilmem kaçıncı çeşitini yaşamaktayım.
Oysa atalarıma,
Toprak altındaki muammalara,
O kadar özeniyorum ki;
Onlar bir kere ölmüş,
Her ne olursa olsun çeşiti.
Koşarak beyaz bir nura,
Canlarına öyle demişler elveda.
Bende koşuyorum her gece,
Çakılınca sen kan revan gönlüme,
Adi bir karanlık beni zehirleyince,
On dördüncü ayın,
Ve beşinci mevsimin içine girince,
Koşuyorum bir nura bende.
Fakat nur ki ateşlerdense,
Ateş ki sense;
Başkadır ölüm.
Acı,sancı ve yalancıdır...
Yarın yine kör karanlıkta açarsın gözlerini.
Ölmek bir kereyse güzedi.
Ya senin eşliğinde,
Senin mahkemende,
Senin azrailliğinde,
Ve de sensizliğinde ölmek...
Ölümlerin en acısıda yaşarken ölmek...
Ben her daim gecelerdeysem,
Her daim sensizliğindeysem,
Hangi ölümlerdeyim ölüyorsam halen? ...
Defalarca can veriyorum bir mülteci gecede,
Yine senin sefaletinde.
Mayınlara basarken yüreğim militancasınsa,
Kavuşmak isterken senin gönül karargahına,
İnfilak ediyor yada can veriyor;
Bir sensizlik çatışmasında....
Ölüyorum,ölüyorum,ölemiyorum...
Sürgülü bir derin sevda namlumda,
Sensizlik çatışmasında,
Beşinci mevsimde koşuyorum sana...
Yaşarken ölmek pahasına;
Seviyorum,seviyorum,seni seviyorum...
Sen kimsin birde bilsem,bilemiyorum...
Belkide aşkımı, aşka aşkımı seviyorum....

İbrahim Nazım Ülker 11-12-16 Aralık _2005 Günleri

Aşkın Adı Gül Olsaydı (Gerçek Aşkı Yine Onunla Anlat)

Gül bir çiçeksindir,
Bazen yeryüzünde bir melek,
Bazen olursun sekarat-ı mevt,
Her an alemimsim ve bir cennet.

Gül bir sevgimiz vardır sana;
Kırmızı rengin gibi sıcak,
Bir ateş ki daha da artacak..

Gül bir aşkımız vardır;
Mavi rengin kadar nadir,
O kadar da yürekten ve ilahidir...

Gül bir sevdamız saklıdır;
Yüreğimizde siyahın gibi karadır,
İçimizde,ta ruhumuzda bir yaradır...

Gül duygularımızın saflığı,
Beyazında saklı,
Bilemezsin sensizliğin karanlığını...

Gül bir çiçeksindir,
Bazen yeryüzünde bir melek,
Bazen olursun sekarat-ı mevt,
Her an alemimsin ve bir cennet...

Bu günde adın Gül olsun,
Ama sen yoksun,

Hiç olmadın ki,
Yine belde-i hayal gibi...

29/11/2005 Saat:9:24

İbrahim Nazım Ülker