Çiçek Gibi-2
Resim Dersleri

Çiçek Gibi-1

seven
güzelim çocuk
karşımda duruyor fotoğrafın
güneş gibi asmışım ranzama seni
gözlerimi gözbebeklerinde unutup
o kadar yakın ve o kadar ürkeksin ki
uçacak elimin sana uzanan rüzgarında
sarı saçların tokasından kurtulup
kolumu kanadımı kırıyor fakat
yüzünün ortalık yerinde buruşan keder
tam da gülecekken
sımsıkı kapanıp yapışıyor
kiraz ağacının bütün kirazı dudakların
gözlerinin yemyeşil uğultusu
ve pembe buğusu yanaklarının
susup kalıyor apansız

hem ne dersin
ben sana aşık oldum küçük kız
hem de içerdeki adama durup dururken
aşık olan bir dolu şaşkın varken
hem de bunu yasaklamışken kendime
duvarla demir arasında
idamla müebbet arasında
voltada ranzada
aykaranlıklarında
yapayalnız
çarparken yüreğim
deli deli

seni sevmenin sakıncası yok fakat
seni sevmek yarını sevmek gibi birşey
o güne dek bırak oyalansın bu yürek
hem nasılsa sevmeyi öğrenmen için
bir on yıl daha büyümen gerek

Çiçek Gibi-2

baban hapiste seven
ranzası ranzama bakıyor
öfkesi öfkeme
seni anneni ve ülkemizi düşünüyor
kükrüyor yaralı bir aslan gibi
seni anneni ve ülkemizi düşünürken

baban çıkacak hapisten
uçacaksın gümüş bir kuş gibi
kanatları kurşundan kurtulmuş gibi
ne güzel şey seven
baban çıkınca hapisten
uçacaksın gümüş bir kuş gibi
kanatları kurşundan kurulmuş gibi

Çiçek Gibi-3

belki herkesin babası çıkamayacak hapisten
ve belki onlar uçamayacak gümüş bir kuş gibi sevinçten
bir zaman daha belki
yaylım ateşlere düşecek
en çocukça düşlerinin yolu
belki bir zaman daha
gözlerini ısıra ısıra
ıpıslak bir bulut gibi
yürüyecekler duvarlar boyu
ve felaket
şundan emin ol ki güzelim çocuk
kollarının ucunda sıkışan
dehşetli masum o iki yumruk
alametidir
kopacak
kıyametin

Güneş Gibi

iki elinle kapatıp
yırtığını yaranın
koynunda yıldız taşırsın
ama düşer yine yıldız

düşeceksen sen de
bir akşam alacası
güneş gibi düşmelisin
ardında binlerce yıldız

Bir Masaldı Herşey, Yaşamak Gibi

´küçük kıza...´
hep bir masal gibi yaşadık seninle,
gerçek olmayı hiç başaramadık
ben Don Kişot oluyordum
sen yel değirmenleri
savaşıyorduk seninle
kaybeden hep ben oluyordum.

sonra sen Pinokyo oluyordun
yalanlar söylüyordun bana
burnun hiç uzamıyordu ama

ben isimsiz şövalye
sen ejderhaların koruduğu bir kalede
tüm cesaretimle kurtarıyordum seni
öpmeye hiç cesaret edemiyordum ama

sen poliyana
mutlu olacak birşeyler buluyordun illa
ben hep karamsar
imreniyordum sana

dedim ya;
hep bir masal gibi yaşadık seninle
gerçek olmayı hiç başaramadık.
sen kaf dağı kadar uzaktın bana
ben zümrüd-ü anka

masallar mutlu biterdi oysa
mutlu son enaz senin kadar uzak
bu sonu olmayan masala...