
Şafak Türküsü-3-4
3
sanirim baytardi
yuregimin depreminde rihter olcegi catlarken
olebilir raporu veren beyaz onluklu doktor
bosver hipokrat amca
uzulme ne olur
sen de anne
sen de uzulme
hucremin dort bir kosesinde el ayak izlerimi
cigerlerimde yirtilan bir ciglikla hazir bekledigim
ve korkunc bir sabirla birbirine ekledigim
korkak kahraman gecelerimi
duslerimle sinirsiz
diretmisligimle genc
saskinligimla cocuk devrederken siradakine
usulca aciliverdi
yanagimda tomurcuk
pir sultani dusun anne
seyh bedrettini
borkluceyi
torlak kemali dusun anne
hala kanamasi nedendir fasizmin gogsunde
utangacligi bile vuramadan yanaklarina yasinin
onsekizinde olumune pervasiz yuruyen
ince bilekli ciplak ayakli tanyanin
denizi dusun anne
her mayis safaginda uzun
uzun doverken daragaclarini
ve o safaktan dogma
onbir yasini cigneyip yuruyen cocuklari
insanlari dusun anne
dusun ki yuregin sallansin
dusun ki o an
gunesli guzel gunlere inanan
mutlu bir yusufcuk havalansin
4
sicak omuzlar degerken omzuma
buz ustunde yurudum yillar boyu
bayraklar ve turkulerle
kopunca memelerinden o mukemmel yasama
kursunlar siktilar alnima
acik alanlarda agir
kartallarin konup kalktigi
yalcin kayalardan biriydim
olup dirildim yeniden
gunesli gunessiz aksamlarda
mutlu yarinlar adina
ozgurluk adina ekmek adina
ustune vardim kuyrugu kanli itlerin
dirilip donmesin diye hirosimalar
tahtadan atlarin boynuna ciplak
olumlerle yatmasin diye cocuklar
ac gozlerle bakmasin diye cocuklar
kardeslik adina
havadaki kus denizdeki balik adina
yurudum yillar boyu
donup bakmadim arkama
irakti gozlerim cok irak
izim kalir mi bilmem yurudugum yolda
kalsa da silinir gider
yalnizca bir agit gibi cakilir
ardimca gelenlere gozlerimi yaktigim yer
sanirim baytardi
yuregimin depreminde rihter olcegi catlarken
olebilir raporu veren beyaz onluklu doktor
bosver hipokrat amca
uzulme ne olur
sen de anne
sen de uzulme
hucremin dort bir kosesinde el ayak izlerimi
cigerlerimde yirtilan bir ciglikla hazir bekledigim
ve korkunc bir sabirla birbirine ekledigim
korkak kahraman gecelerimi
duslerimle sinirsiz
diretmisligimle genc
saskinligimla cocuk devrederken siradakine
usulca aciliverdi
yanagimda tomurcuk
pir sultani dusun anne
seyh bedrettini
borkluceyi
torlak kemali dusun anne
hala kanamasi nedendir fasizmin gogsunde
utangacligi bile vuramadan yanaklarina yasinin
onsekizinde olumune pervasiz yuruyen
ince bilekli ciplak ayakli tanyanin
denizi dusun anne
her mayis safaginda uzun
uzun doverken daragaclarini
ve o safaktan dogma
onbir yasini cigneyip yuruyen cocuklari
insanlari dusun anne
dusun ki yuregin sallansin
dusun ki o an
gunesli guzel gunlere inanan
mutlu bir yusufcuk havalansin
4
sicak omuzlar degerken omzuma
buz ustunde yurudum yillar boyu
bayraklar ve turkulerle
kopunca memelerinden o mukemmel yasama
kursunlar siktilar alnima
acik alanlarda agir
kartallarin konup kalktigi
yalcin kayalardan biriydim
olup dirildim yeniden
gunesli gunessiz aksamlarda
mutlu yarinlar adina
ozgurluk adina ekmek adina
ustune vardim kuyrugu kanli itlerin
dirilip donmesin diye hirosimalar
tahtadan atlarin boynuna ciplak
olumlerle yatmasin diye cocuklar
ac gozlerle bakmasin diye cocuklar
kardeslik adina
havadaki kus denizdeki balik adina
yurudum yillar boyu
donup bakmadim arkama
irakti gozlerim cok irak
izim kalir mi bilmem yurudugum yolda
kalsa da silinir gider
yalnizca bir agit gibi cakilir
ardimca gelenlere gozlerimi yaktigim yer
Nevzat Çelik
Şafak Türküsü-5-6
5
toren adimlariyla olmek
ne garip sey anne
kanli karanlik bir oyunda bas oyuncuyum
butun gozler ustumde
suruyor gecenin karninda safaga bakan oyun
masa ustunde usuyen bir sigara
yaninda kucucuk bir cam bardak
icinde rengi bu gecenin
ciliz titrek bir kibrit
kagit kalem
sandalye
geride flu
yagli
bukum bukum bir ip
ve cingene kuralina uygun
degismez dekoru mudur
idam mahkumunun
6
kirilacak cammisim gibi davraniyorlar
yuzlerinde zoraki catilmis bir huzun
oysa birazdan boynumu kiracaklar
pul pul dokulecek yaz sivasi eylulun
ben olumu asil az otede titreyen
cingenenin kara killi ellerinde gordum
anladim ki kullenen sigaradir
soguyan bir bardak caydir benim omrum
yani benim guzel annem
alacasafaginda ulkemin
yildiz ucurmak varken
oturup yildizlar icinde
kendi buruk kanimi ictim
toren adimlariyla olmek
ne garip sey anne
kanli karanlik bir oyunda bas oyuncuyum
butun gozler ustumde
suruyor gecenin karninda safaga bakan oyun
masa ustunde usuyen bir sigara
yaninda kucucuk bir cam bardak
icinde rengi bu gecenin
ciliz titrek bir kibrit
kagit kalem
sandalye
geride flu
yagli
bukum bukum bir ip
ve cingene kuralina uygun
degismez dekoru mudur
idam mahkumunun
6
kirilacak cammisim gibi davraniyorlar
yuzlerinde zoraki catilmis bir huzun
oysa birazdan boynumu kiracaklar
pul pul dokulecek yaz sivasi eylulun
ben olumu asil az otede titreyen
cingenenin kara killi ellerinde gordum
anladim ki kullenen sigaradir
soguyan bir bardak caydir benim omrum
yani benim guzel annem
alacasafaginda ulkemin
yildiz ucurmak varken
oturup yildizlar icinde
kendi buruk kanimi ictim
Şafak Türküsü-7-8
7
ne garip duygu su olmek
optugum kizlar geliyor aklima
bir aciklamasi vardir elbet
giderken daragacina
8
geride
masa ustunde boynu bukuk kaldi kagit kalem
bagisla beni guzel annem
ogul tadinda bir mektup yazamadim diye kizma bana
elleri degsin istemedim
gozleri degsin istemedim
aglayip koklayacaktin
belki bir omur tasiyacaktin koynunda
usul adimlarla yurudum omrumu
karsimda kurum kurum-lasan daragaci
(tarlakusu korkmaz ki korkuluktan
okse de olsa dort bir yani)
birdenbire acidi boynum
gelecekler var birbiri ardinca genc
yakisikli
ne olur isci kadinim
az yumusak dik
su kefenin yakasini
ne garip duygu su olmek
optugum kizlar geliyor aklima
bir aciklamasi vardir elbet
giderken daragacina
8
geride
masa ustunde boynu bukuk kaldi kagit kalem
bagisla beni guzel annem
ogul tadinda bir mektup yazamadim diye kizma bana
elleri degsin istemedim
gozleri degsin istemedim
aglayip koklayacaktin
belki bir omur tasiyacaktin koynunda
usul adimlarla yurudum omrumu
karsimda kurum kurum-lasan daragaci
(tarlakusu korkmaz ki korkuluktan
okse de olsa dort bir yani)
birdenbire acidi boynum
gelecekler var birbiri ardinca genc
yakisikli
ne olur isci kadinim
az yumusak dik
su kefenin yakasini
Şafak Türküsü-9-10
9
yasamak agrisi asildi boynuma
oysa turku tadinda yasamak isterdim
cicekleri kokmak irmaklari akmak
yaz boyu cobanaldatanlara aldanmak
su baslarinda aylak sektirmek kavalimi
sonra bir cocugun afacan bacaklarinda
anavarca kayaliklarina tirmanmak isterdim
o guzel gunleri gorenler arasinda
bir soluk ben de yasamak isterdim
bir de luvr muzesinde seyretmek gizliden
operken siya-u jakondu tebessumunden
iste o an saclarindan yakalamak dolunayi
bir de yirmibes kilometreden gorebilmek
nazimin gozleriyle piril piril moskovayi
olmek ne garip sey anne
bayram kartlarinin tutsakligindan asirip bayrami
sedef kakmali bir kutu icinde
vermek isterdim cocuklarin ellerine
sonra
sonra benim guzel annem
damdan duser gibi
vurulmak isterdim bir kiza
10
kunyemi okudular
sucumuz malum
gecenin kiyisinda durmusum
kefenin cebi yok
koynuma yildiz doldurmusum
kosun cocuklar cocuklar kosun
sabah ustume
ustume geliyor
yanlis mi duydum yoksa
erkenci bir horoz mu otuyor
keskin bir aci bilenmis
gitgide yaklasiyor sonum
iri sozlerim yoktu soyleyecek
usulca baktim yuzlerine
bin yillik iskeletleri catirdayarak
goctu ayaklarinin dibine
korkutamadilar beni anne
avlunun ortasinda catik bir kas gibi duran
daragaci
bir zaman ruzgarda
sacini tarayan telli kavak degil mi
boynumdaki kemendi bir ogle sonu bukerken o kiz
sari sicak sevdasini dusunmedi mi
soyle anne
o cingene
bir cicek bahcesi kadar sicak sokagimizdan
bagira cagira gecen bohcaci kadini
sevmedi mi cilginca
yasamak agrisi asildi boynuma
oysa turku tadinda yasamak isterdim
cicekleri kokmak irmaklari akmak
yaz boyu cobanaldatanlara aldanmak
su baslarinda aylak sektirmek kavalimi
sonra bir cocugun afacan bacaklarinda
anavarca kayaliklarina tirmanmak isterdim
o guzel gunleri gorenler arasinda
bir soluk ben de yasamak isterdim
bir de luvr muzesinde seyretmek gizliden
operken siya-u jakondu tebessumunden
iste o an saclarindan yakalamak dolunayi
bir de yirmibes kilometreden gorebilmek
nazimin gozleriyle piril piril moskovayi
olmek ne garip sey anne
bayram kartlarinin tutsakligindan asirip bayrami
sedef kakmali bir kutu icinde
vermek isterdim cocuklarin ellerine
sonra
sonra benim guzel annem
damdan duser gibi
vurulmak isterdim bir kiza
10
kunyemi okudular
sucumuz malum
gecenin kiyisinda durmusum
kefenin cebi yok
koynuma yildiz doldurmusum
kosun cocuklar cocuklar kosun
sabah ustume
ustume geliyor
yanlis mi duydum yoksa
erkenci bir horoz mu otuyor
keskin bir aci bilenmis
gitgide yaklasiyor sonum
iri sozlerim yoktu soyleyecek
usulca baktim yuzlerine
bin yillik iskeletleri catirdayarak
goctu ayaklarinin dibine
korkutamadilar beni anne
avlunun ortasinda catik bir kas gibi duran
daragaci
bir zaman ruzgarda
sacini tarayan telli kavak degil mi
boynumdaki kemendi bir ogle sonu bukerken o kiz
sari sicak sevdasini dusunmedi mi
soyle anne
o cingene
bir cicek bahcesi kadar sicak sokagimizdan
bagira cagira gecen bohcaci kadini
sevmedi mi cilginca
Kitap Türküsü-II
canım
sana bu mektubu
gözlerim dolu
yüreğim paramparça yazıyorum
eline geçmeyecek biliyorum
tepeden tırnağa kedere battığım şu saat
bilmek yetmiyor fakat
zulüm kanlı bir kene gibi başımda
korkunç bir işkence sonrası
uzun sakallarımla oturduğum
dört ayaklı masamda
ne karanfil kokulu bir hemşirenin çebine benzeyen zarfım
ne zarfın gül yüzüne kösnül bir öpücük gibi konduracak pulum
ne de sigara kağıtlarının dar boyutlarında başıboş
bir hoş
koşturacak kalemim var
yokluk özrümü kabul etmiyor
satır satır karıştı kanıma bir kere kitap
ve ben metris direnişi içinden gözlerimi ısırarak
elimi kanlı etime basarak
yazıyorum bu mektubu
dur canım
hemen kaynayıp kabarmasın yüreğin
bu yazdıklarım
yazacaklarımın ne ilki
ne sonu
sarı saçlarını omzuna vurup
okuyamayacaksan mektubumu
derim ki sana
sardunya kokulu balkonun kapısını aç
dağlar bir serin
dağlar bir derin
bir rahat
iyi dinlemeli dağları
kulak basıp dinler gibi tepinen karnını bir kadının
duyuyor musun çatırdıyor
nerde bir zincir varsa kolunda insanın
belki bu ses
parıldayan otuziki diş afrika karasında
bu ses belki
dehşetli güzel bir özlemle beklediğimiz haberi
melez avuçlarından üfüren
salvadorlu kardeşlerimin sesi
belki kim.ilir fakat hayır neden olmasın
bu ses bizim dağlarımızın sesidir
bizim dağlarımız kendi esintesiyle savrulan genç kızlarımıza benzer
ve bizim kızlarımız
korkunç bir sabırla tutuşan bacaklarını gizler
gün gelir güneşli günlere yaslanarak
sıyırırlar eteklerini bellerine kadar
bir anda
birdenbire bacakları arasından
onbinlerce çocuk taşar kente
düşün
bir anda
bir-den-bire
ülkemizde çocuk taşkını.
neyse canım
yaralıyım
kanım azaldı
benzim bir güz yaprağı gibi sarardı
oysa sana anlatacaklarım
anlatamadıklarım kadar çok
sözü uzatmaya gerek yok
dinle iki gözüm
yüreğinle kafanla dimdik dinle
yıl 1933
10 masıy berlin
berlinde faşizm kol geziyor
berlin sokaklarından yüzbinlerce kitap
opera alanına akıyor
kitaplar yakılıyor
kitaplar be
kitaplar
kitaplar hiroşimalı çocuklar
gibi yakılmazdan önce
sermayenin gamalı uşağı goebels
berlin üniversitesi önünde
kırkbin kişiye söylev verdi:
"alman düşmanlarının kitaplarını yakan ateeş
yüreklerinizde vatan sevgisini tutuştursun..."
ve faşizm
dumanında boğulacağını bile bile
aç bir kurt gibi indi kitapların üstüne
1933 yılında
berlin opera alanında
kitaplar yakılacaktı
inaçtı yağıyordu yağmur
koyu mavi gök delirmiş
yığıyordu öfkesini bulut bulut
ve hitler ve flick ve krupp
yani açlık yani savaş yani faşizm
oysa benim
ne berlin üniversitesi kapısından girmişliğim
ne opera alanını sarsarak gezmişliğim
ne de bir hücre evinde kahrolarak
goeblesi dinlemişliğim var radyodan
gene de mümkün değil acısını duymamak
buruşup kalıyor ağzımda bak
sana söylemek istediğim en güzel söz
bir düşün
kırkbin insan
kırkbin çift el
ayak
göz
bu söylevi ağzı açık dinledi
karşı yapının beşinci katında
genç bir soprano inledi
berlin berlin olalı
böyle kanlı bir gün görmedi
o günden bugüne
senin yaşın benim yaşım
artı çocuk yaşı zaman geçti
geçmedi fakat faşizmin korkusu
çöreklenmiş toprağıma etime
kanımı emiyor sürgit
kanımda boğulacak
itoğlu it
.....
sana bu mektubu
gözlerim dolu
yüreğim paramparça yazıyorum
eline geçmeyecek biliyorum
tepeden tırnağa kedere battığım şu saat
bilmek yetmiyor fakat
zulüm kanlı bir kene gibi başımda
korkunç bir işkence sonrası
uzun sakallarımla oturduğum
dört ayaklı masamda
ne karanfil kokulu bir hemşirenin çebine benzeyen zarfım
ne zarfın gül yüzüne kösnül bir öpücük gibi konduracak pulum
ne de sigara kağıtlarının dar boyutlarında başıboş
bir hoş
koşturacak kalemim var
yokluk özrümü kabul etmiyor
satır satır karıştı kanıma bir kere kitap
ve ben metris direnişi içinden gözlerimi ısırarak
elimi kanlı etime basarak
yazıyorum bu mektubu
dur canım
hemen kaynayıp kabarmasın yüreğin
bu yazdıklarım
yazacaklarımın ne ilki
ne sonu
sarı saçlarını omzuna vurup
okuyamayacaksan mektubumu
derim ki sana
sardunya kokulu balkonun kapısını aç
dağlar bir serin
dağlar bir derin
bir rahat
iyi dinlemeli dağları
kulak basıp dinler gibi tepinen karnını bir kadının
duyuyor musun çatırdıyor
nerde bir zincir varsa kolunda insanın
belki bu ses
parıldayan otuziki diş afrika karasında
bu ses belki
dehşetli güzel bir özlemle beklediğimiz haberi
melez avuçlarından üfüren
salvadorlu kardeşlerimin sesi
belki kim.ilir fakat hayır neden olmasın
bu ses bizim dağlarımızın sesidir
bizim dağlarımız kendi esintesiyle savrulan genç kızlarımıza benzer
ve bizim kızlarımız
korkunç bir sabırla tutuşan bacaklarını gizler
gün gelir güneşli günlere yaslanarak
sıyırırlar eteklerini bellerine kadar
bir anda
birdenbire bacakları arasından
onbinlerce çocuk taşar kente
düşün
bir anda
bir-den-bire
ülkemizde çocuk taşkını.
neyse canım
yaralıyım
kanım azaldı
benzim bir güz yaprağı gibi sarardı
oysa sana anlatacaklarım
anlatamadıklarım kadar çok
sözü uzatmaya gerek yok
dinle iki gözüm
yüreğinle kafanla dimdik dinle
yıl 1933
10 masıy berlin
berlinde faşizm kol geziyor
berlin sokaklarından yüzbinlerce kitap
opera alanına akıyor
kitaplar yakılıyor
kitaplar be
kitaplar
kitaplar hiroşimalı çocuklar
gibi yakılmazdan önce
sermayenin gamalı uşağı goebels
berlin üniversitesi önünde
kırkbin kişiye söylev verdi:
"alman düşmanlarının kitaplarını yakan ateeş
yüreklerinizde vatan sevgisini tutuştursun..."
ve faşizm
dumanında boğulacağını bile bile
aç bir kurt gibi indi kitapların üstüne
1933 yılında
berlin opera alanında
kitaplar yakılacaktı
inaçtı yağıyordu yağmur
koyu mavi gök delirmiş
yığıyordu öfkesini bulut bulut
ve hitler ve flick ve krupp
yani açlık yani savaş yani faşizm
oysa benim
ne berlin üniversitesi kapısından girmişliğim
ne opera alanını sarsarak gezmişliğim
ne de bir hücre evinde kahrolarak
goeblesi dinlemişliğim var radyodan
gene de mümkün değil acısını duymamak
buruşup kalıyor ağzımda bak
sana söylemek istediğim en güzel söz
bir düşün
kırkbin insan
kırkbin çift el
ayak
göz
bu söylevi ağzı açık dinledi
karşı yapının beşinci katında
genç bir soprano inledi
berlin berlin olalı
böyle kanlı bir gün görmedi
o günden bugüne
senin yaşın benim yaşım
artı çocuk yaşı zaman geçti
geçmedi fakat faşizmin korkusu
çöreklenmiş toprağıma etime
kanımı emiyor sürgit
kanımda boğulacak
itoğlu it
.....
Müebbet Türküsü -I-II
I
önce kol sonra sürgü sonra anahtar açılır kapı
itilirim sırtımdan ben ebedi kıracı kesilmiş hükmüm
önce sürgü sonra kol sonra anahtar kapanır kapı
bir ömür boyu diri diri içmek için gövdemi
dolanır bacaklarıma balçık gibi ağır bir karanlık
çırpınsam küçücük balçık gibi ağır bir karanlık
üstünde yüzüme örülür binlerce kare demirörgü
hir karesinde oyulmuş bir göz gibi kanar gökyüzü
batan güneşim kapının önünde kıpkızıl asılırım biran
ranzam tavana ranzam yere ranzam göğsüme çakılı
kımıldasam göğsüm boydan boya yırtılacak sanki
duvarlarını üstüme yıkacak hücrem aldım atsam
adım atsam apansız kurşun değdi kanadına kuşun
tutun beni önüm berbat uçurum bu kimin sesi
bırak torbanı atlasa ödüldür gökkubbeyi taşımak
düş kırıklığına salan salsın gözlerini bırak
ranzanda yatak yatakta düşlerin dağınık kalsın
yürü delikanlım beton altında toprak uyansın
duvarı duvara vur ateş gibi bir ıslık tuttur
yürü a benim deli gönlüm yürü kesilmiş hükmüm
II
şarkılar türküler skeçler camdan cama gülücükler
-olur böyle şeyler takma kafanı yatarız be-
gecede ay mı var alttan alta katılaşan bir şey
olur böyle şeyler takmıyorum kafamı yatarız be..
biter havalandırma eğlentisi de gecenin bir yerinde
son sigaranın ateşi kararır dostlar uykuya varır
gecesafası bu mevsim açar mı gecede ay mı vardı
idamdan müebbete düştüm müebbetten hücreme
belki sıcaktı şubat gece karla başladı fakat
en güzel yüzünü resminin yüreğime ters kapadım
kırdım belleğimin bütün sırı dökük aynalarını
ranzam soğuk ranzam ayaz ranzam kar
altımda demir üstümde ışık yanımda duvar
üşür ellerim sensiz ellerim öksüz ellerim
nerede portakal bahçesi kadar sıcak memelerin
dönerim gene duvar gene soğuk gene ayaz
düşlerim seni almaz düşlerime müebbetim sığmaz
bir dal fesleğen taksan da saçlarına yorulursun
güneşi yatırsalar koynuma ısınamam
bir yerine vardım ki gecenin sen yoksun
önce kol sonra sürgü sonra anahtar açılır kapı
itilirim sırtımdan ben ebedi kıracı kesilmiş hükmüm
önce sürgü sonra kol sonra anahtar kapanır kapı
bir ömür boyu diri diri içmek için gövdemi
dolanır bacaklarıma balçık gibi ağır bir karanlık
çırpınsam küçücük balçık gibi ağır bir karanlık
üstünde yüzüme örülür binlerce kare demirörgü
hir karesinde oyulmuş bir göz gibi kanar gökyüzü
batan güneşim kapının önünde kıpkızıl asılırım biran
ranzam tavana ranzam yere ranzam göğsüme çakılı
kımıldasam göğsüm boydan boya yırtılacak sanki
duvarlarını üstüme yıkacak hücrem aldım atsam
adım atsam apansız kurşun değdi kanadına kuşun
tutun beni önüm berbat uçurum bu kimin sesi
bırak torbanı atlasa ödüldür gökkubbeyi taşımak
düş kırıklığına salan salsın gözlerini bırak
ranzanda yatak yatakta düşlerin dağınık kalsın
yürü delikanlım beton altında toprak uyansın
duvarı duvara vur ateş gibi bir ıslık tuttur
yürü a benim deli gönlüm yürü kesilmiş hükmüm
II
şarkılar türküler skeçler camdan cama gülücükler
-olur böyle şeyler takma kafanı yatarız be-
gecede ay mı var alttan alta katılaşan bir şey
olur böyle şeyler takmıyorum kafamı yatarız be..
biter havalandırma eğlentisi de gecenin bir yerinde
son sigaranın ateşi kararır dostlar uykuya varır
gecesafası bu mevsim açar mı gecede ay mı vardı
idamdan müebbete düştüm müebbetten hücreme
belki sıcaktı şubat gece karla başladı fakat
en güzel yüzünü resminin yüreğime ters kapadım
kırdım belleğimin bütün sırı dökük aynalarını
ranzam soğuk ranzam ayaz ranzam kar
altımda demir üstümde ışık yanımda duvar
üşür ellerim sensiz ellerim öksüz ellerim
nerede portakal bahçesi kadar sıcak memelerin
dönerim gene duvar gene soğuk gene ayaz
düşlerim seni almaz düşlerime müebbetim sığmaz
bir dal fesleğen taksan da saçlarına yorulursun
güneşi yatırsalar koynuma ısınamam
bir yerine vardım ki gecenin sen yoksun
Müebbet Türküsü -III-IV
III
bir yerine vardım ki gecenin sen yoksun
sen yüreğimin dağlarında sakladığım kaçak kız
seni sunuyor kar yüklü dallarıyla çam ağaçları
kimliğin bende saklı uzanıp alsam alnın apak
gece balçık gibi yapışıyor ellerime saat kaç
tende yaşanmayacak aşkımız anladım tenimde isyan
yorgunum ranzama uzansam gözlerimi kapatsam
bir daha açmasam beni bu kapkara suskunluk
beni öldürecek diyorum avaz avaz düşüyorum
asma dikse anam kapımızdan balkona tırmansa
akçamların kokusunu sen saçlarından savursan
üç yanı sırılsıklam ülkem gibi hep acı dalgalara dirensen
yanağından mutlu bir damların yuvarlandığını görsem
kar da eridi çamur sonra yağmur sokaklar çıplak
asfalt makadam bulvar ayaklarda o bildik bıçak acısı
haki gömleğinden bir düğme aç ellerimden üşüyorum
şafakları yunus çıkarsa ağlarından balıkçılar beter ağlar
dudaklarımda uzayan sigara külü martı kanatları ve türkü:
bir dal fesleğen taksan da saçlarına yorulursun
bulaşıyor dilime beni ağzınla sustur susturacaksan
IV
sabah oldu beni ağzınla sustur susturacaksan
gazeteyle uzatıldı mazgaldan dürülmüş bir yangın gbi
korkunç acılarıyla ellerime on üç yıl öncesinden vietnamı
pirinç tarlaları bambu evleri insanları yani kavgaları
1972 trag bang köyü ve temmuz güneşi
ve yankee ve napalm yani ölüm bulutları
yapışıyor sırtlarına çocukların çocukların bacakları tutuk
çığlıkları var fakat ağızlarında boylarında büyük
ilkokul çağında saçı kara çığlığı yangın küçücük kızın
bant çekmişler göbeğinin altına ne ayıp ne yasak
kaçıyor o güzelim çocuk bütün insanlığıyla çıplak
elinden tutmalı göğsüme basmalı göğsümde soluklandırmalıyım
benim de gözlerim yanaklarıma doğru çekilmeli acıdan
ağzımı kulaklarıma dek yırtarcasına haykırmalıyım
payıma düşeni almalıyım yedi miyon ton bombadan
işte ben her acıda böyle sırılsıklam şaşkınım
haykırılmış her çığlık burada benim ağzımı yakıyor
durma kanıyor acılarım gövdemin neresine dokunsam
kaldırmadan demir parmaklığı insanla insan arasından
canım sevgilim ben bu yaraları kabuk bağlatmam
bir yerine vardım ki gecenin sen yoksun
sen yüreğimin dağlarında sakladığım kaçak kız
seni sunuyor kar yüklü dallarıyla çam ağaçları
kimliğin bende saklı uzanıp alsam alnın apak
gece balçık gibi yapışıyor ellerime saat kaç
tende yaşanmayacak aşkımız anladım tenimde isyan
yorgunum ranzama uzansam gözlerimi kapatsam
bir daha açmasam beni bu kapkara suskunluk
beni öldürecek diyorum avaz avaz düşüyorum
asma dikse anam kapımızdan balkona tırmansa
akçamların kokusunu sen saçlarından savursan
üç yanı sırılsıklam ülkem gibi hep acı dalgalara dirensen
yanağından mutlu bir damların yuvarlandığını görsem
kar da eridi çamur sonra yağmur sokaklar çıplak
asfalt makadam bulvar ayaklarda o bildik bıçak acısı
haki gömleğinden bir düğme aç ellerimden üşüyorum
şafakları yunus çıkarsa ağlarından balıkçılar beter ağlar
dudaklarımda uzayan sigara külü martı kanatları ve türkü:
bir dal fesleğen taksan da saçlarına yorulursun
bulaşıyor dilime beni ağzınla sustur susturacaksan
IV
sabah oldu beni ağzınla sustur susturacaksan
gazeteyle uzatıldı mazgaldan dürülmüş bir yangın gbi
korkunç acılarıyla ellerime on üç yıl öncesinden vietnamı
pirinç tarlaları bambu evleri insanları yani kavgaları
1972 trag bang köyü ve temmuz güneşi
ve yankee ve napalm yani ölüm bulutları
yapışıyor sırtlarına çocukların çocukların bacakları tutuk
çığlıkları var fakat ağızlarında boylarında büyük
ilkokul çağında saçı kara çığlığı yangın küçücük kızın
bant çekmişler göbeğinin altına ne ayıp ne yasak
kaçıyor o güzelim çocuk bütün insanlığıyla çıplak
elinden tutmalı göğsüme basmalı göğsümde soluklandırmalıyım
benim de gözlerim yanaklarıma doğru çekilmeli acıdan
ağzımı kulaklarıma dek yırtarcasına haykırmalıyım
payıma düşeni almalıyım yedi miyon ton bombadan
işte ben her acıda böyle sırılsıklam şaşkınım
haykırılmış her çığlık burada benim ağzımı yakıyor
durma kanıyor acılarım gövdemin neresine dokunsam
kaldırmadan demir parmaklığı insanla insan arasından
canım sevgilim ben bu yaraları kabuk bağlatmam