Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine hicran
şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
geldi hazân, yine giryân, yine figan ,yine efgân
gönüllere elem konuk her akşam ...
Bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine efgân, yine figan
bir ince sızıdır nereye baksam
Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
bülbül bi-zar-ı figan, bi-zar-ı fizan, bi-zar-ı efgân
ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
bir ince sızıdır düşer sineye her akşam
Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
yine boyun büktü akşamlar öksüz
ey vah yine hazân, yine efkar, yine ah-u zar
yine firgat, yine hasret, yine gurbet, yine gam var
bir ince sızı düşer sineye her akşam ah leyli yar
Rüzgar hicran inler gönül secdede
nağmeler aşkı kanar her hecede
ay küser bir efkâr basar gecede
yine hazan, yine hüzün, yine hicran, yine gam
yine figan, yine efgân, yine giryân, yine hüsran
bir kara dumandır iner her akşam
Felek ki, demirden örmüş ağını
ceylanlar aşk için yakmış dağını
gazeller savurmuş gönül bağını
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine gam
yan ey deli gönül dermansız derdine yan
Yine efkar vakti, yine her yer karardı
bahçe gazel döktü yaprak sarardı
her sokak başını bir elem sardı
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine giryan, yine hicran
bir ince sızıdır nereye baksam
Tipi bize, boran bize, kar bize
feryat bize, figan bize, zar bize
hicran bize, fizan bize, har bize
yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
dinmez bir sızıdır yüreğinde ne yapsan
gönüllere elem konuk her akşam
Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran, yine giryân bana düştü...
yine firgat, yine hasret,yine figan, yine efgân cana düştü...
attı felek, her birimiz bir yana düştü
yan ey gönül yan, şimdi dermansız derdine yan
ah ile vah ile geçip gidiyor zaman
hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
ah!
neylersin leyli yar...
Nuri CAN
www.nuricann.com
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine hicran
şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
geldi hazân, yine giryân, yine figan ,yine efgân
gönüllere elem konuk her akşam ...
Bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine efgân, yine figan
bir ince sızıdır nereye baksam
Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
bülbül bi-zar-ı figan, bi-zar-ı fizan, bi-zar-ı efgân
ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
bir ince sızıdır düşer sineye her akşam
Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
yine boyun büktü akşamlar öksüz
ey vah yine hazân, yine efkar, yine ah-u zar
yine firgat, yine hasret, yine gurbet, yine gam var
bir ince sızı düşer sineye her akşam ah leyli yar
Rüzgar hicran inler gönül secdede
nağmeler aşkı kanar her hecede
ay küser bir efkâr basar gecede
yine hazan, yine hüzün, yine hicran, yine gam
yine figan, yine efgân, yine giryân, yine hüsran
bir kara dumandır iner her akşam
Felek ki, demirden örmüş ağını
ceylanlar aşk için yakmış dağını
gazeller savurmuş gönül bağını
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine gam
yan ey deli gönül dermansız derdine yan
Yine efkar vakti, yine her yer karardı
bahçe gazel döktü yaprak sarardı
her sokak başını bir elem sardı
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine giryan, yine hicran
bir ince sızıdır nereye baksam
Tipi bize, boran bize, kar bize
feryat bize, figan bize, zar bize
hicran bize, fizan bize, har bize
yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
dinmez bir sızıdır yüreğinde ne yapsan
gönüllere elem konuk her akşam
Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran, yine giryân bana düştü...
yine firgat, yine hasret,yine figan, yine efgân cana düştü...
attı felek, her birimiz bir yana düştü
yan ey gönül yan, şimdi dermansız derdine yan
ah ile vah ile geçip gidiyor zaman
hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
ah!
neylersin leyli yar...
Nuri CAN
www.nuricann.com
Nuri CAN
Ne zaman
savaş bültenleri alsam
antenlerde
çocukların çığlıklarını duyarım
dünyanın bir yerinde
acı feryadını annelerin
güvercinlerin
göz
yaşı
d
ö
k
ü
l
ü
r
yangınlı savaş meydanlarına
ellerine
güllerin kanı bulaşır
bilim adamlarının
ve
ben
oturup ağlarım
insan olmanın utancıyla
güneşin ardında bir siperde
çiçeklerini süslerken bahar
evrenin yüreğine
savaş bültenleri alsam
antenlerde
çocukların çığlıklarını duyarım
dünyanın bir yerinde
acı feryadını annelerin
güvercinlerin
göz
yaşı
d
ö
k
ü
l
ü
r
yangınlı savaş meydanlarına
ellerine
güllerin kanı bulaşır
bilim adamlarının
ve
ben
oturup ağlarım
insan olmanın utancıyla
güneşin ardında bir siperde
çiçeklerini süslerken bahar
evrenin yüreğine
Diyorumki bir gün
sevdamı yüreğime yüklesem
alıp gölgemi yanıma
dağ deniz çekip gitsem...
dolanır ayaklaıma güz
anamın yanık ninnileri
kor beni çaresiz...
uçurumlar doldurur bakışlarımı
yönümü nereye çevirsem...
kalsam,
sığdıramam bu deli maviyi
ihanet kokan soluguna metropollerin
üşür gözlerimde yediveren tomurcuk
yedigöğün yıldızları
yüreğimde bir maral ağlar
hangi suya eğilsem...
kanayan bir yaradır özlemim
güz kıyılarında
akıp gider sancıyarak mevsimlere
her kirpiğimde bir gül ıslanır
hangi sarkıyı dinlesem...
gözlerimde bilinmiyen adresler
kulağımda uğuldayan sesler
durmadan bir ezgi sarıyor içimi
dudağımı kanatıyor şiirler
ah ben bu sevdayı kime söylesem...
tanrım
nedir bu gecelere sığdıramadığım hüzün
yüreğimi ikiye bölen sancı
nedir bu acemi sevda,
mavilere tutkun yanım
eğer ben şair değilsem...
bir rüzgar soluğu türkülerdeyim
bir güvercin kanadı göklerde
bulutlar bulutları kovalar
dalgalar dalgaları
durmadan bir deniz çalkalanır
gönlümde
bir yol uzanır durmadan
ah nasıl özlem kokuyor uzaklar bir bilsen...
sevdamı yüreğime yüklesem
alıp gölgemi yanıma
dağ deniz çekip gitsem...
dolanır ayaklaıma güz
anamın yanık ninnileri
kor beni çaresiz...
uçurumlar doldurur bakışlarımı
yönümü nereye çevirsem...
kalsam,
sığdıramam bu deli maviyi
ihanet kokan soluguna metropollerin
üşür gözlerimde yediveren tomurcuk
yedigöğün yıldızları
yüreğimde bir maral ağlar
hangi suya eğilsem...
kanayan bir yaradır özlemim
güz kıyılarında
akıp gider sancıyarak mevsimlere
her kirpiğimde bir gül ıslanır
hangi sarkıyı dinlesem...
gözlerimde bilinmiyen adresler
kulağımda uğuldayan sesler
durmadan bir ezgi sarıyor içimi
dudağımı kanatıyor şiirler
ah ben bu sevdayı kime söylesem...
tanrım
nedir bu gecelere sığdıramadığım hüzün
yüreğimi ikiye bölen sancı
nedir bu acemi sevda,
mavilere tutkun yanım
eğer ben şair değilsem...
bir rüzgar soluğu türkülerdeyim
bir güvercin kanadı göklerde
bulutlar bulutları kovalar
dalgalar dalgaları
durmadan bir deniz çalkalanır
gönlümde
bir yol uzanır durmadan
ah nasıl özlem kokuyor uzaklar bir bilsen...
Ah… çocuk
vakitsiz açan
bir çicçek tarlası gibi
yüreğin
beyaz kardelenler
sarı papatyalar
bükmüş boyunlarını
ip – ince boynundan
güneşe bakıyorlar
her iç çekişte
dünyanın bütün çiçekleri
kanamada
bütün kuşları havalanmada
umudun evi yok
sevincin adresi
ah… neylersin çocuk
ah…. çocuk
vereceksen
rüzgarlara ver sesini
tomurcuklara ver
baharı muştulasın yarınlara
benim yıldızım yitik
yıllarım yorgun
ne yaşadıysam dünyada
ince sızı yoksulluklar örter
ince sızı dostluklar
mümkünü yok artık
gittiğim her yere
soluk yüzünü taşıyacağım
ve seni her düşündüğümde
çağımın utancını yaşayacağım
vakitsiz açan
bir çicçek tarlası gibi
yüreğin
beyaz kardelenler
sarı papatyalar
bükmüş boyunlarını
ip – ince boynundan
güneşe bakıyorlar
her iç çekişte
dünyanın bütün çiçekleri
kanamada
bütün kuşları havalanmada
umudun evi yok
sevincin adresi
ah… neylersin çocuk
ah…. çocuk
vereceksen
rüzgarlara ver sesini
tomurcuklara ver
baharı muştulasın yarınlara
benim yıldızım yitik
yıllarım yorgun
ne yaşadıysam dünyada
ince sızı yoksulluklar örter
ince sızı dostluklar
mümkünü yok artık
gittiğim her yere
soluk yüzünü taşıyacağım
ve seni her düşündüğümde
çağımın utancını yaşayacağım
Aşklara vurur bülbülüm / yuvalanır gönlümün gülüstanına
Gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde / soluğun ateş
Yak savur küllerimi çölüme döneyim
Orman fısıltıları kulağımda/ rüzgar ıslıkları
Yağmur tutuşmaları / sevgi buluşmaları
Aşkın düştüğü yer… yangın
Yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
Ve rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm
Bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
Ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
Irmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
Dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
Gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım
Uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
Fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
Karlı dağlarda uzak bir ses gibi
Solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
Kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
Ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
Bütün bahçelerinden kovuldum umudun
Bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum
Uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
Sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
İçinden kırılmış bir gölge
Başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
Ve nasıl dayanabilirki
Sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların
Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
Yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
Baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
Yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
Çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde
Şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
Çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim.
Kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
Nereye uçsun, umutlar yoksa kanadında esen yellerin
Bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
Aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
Gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım
Ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
İçime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
Bırak ki dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
Ateş oflayan ormanında bu ahın
Gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
Koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
Dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
Tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem
Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
Kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
Gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
Gönlünün güneşli bahçelerinden / nilüferlerin zülüflerinden
Ve derin kuyularından hasretin, su getir
Koca İstanbulu getir bana gelirken
Mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
Üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
Mor salkımlı düşlerini getir
İstiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları
Düşsüzüm düşlerine al beni / soluksuz sevişmelerine sakla
Dudaklarınla kapat dudaklarımı / soluduğumda
Uyuduğumda / alnımdan öperek uyandır beni
Ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
Şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
Aşk bir yanımı alıp götürsün / özlem bir yanımı
Bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım
Şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
Sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im
Bırak güllere vursun gülüşün / harelensin denizlerin yüreğine
Yanaklarında aşkın solmayan rengi
Saklayıp gecelere gizini / yıldızlara uzansın mavi düşlerin
Bense çevire çevire dört duvarımı / bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım
Gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde / soluğun ateş
Yak savur küllerimi çölüme döneyim
Orman fısıltıları kulağımda/ rüzgar ıslıkları
Yağmur tutuşmaları / sevgi buluşmaları
Aşkın düştüğü yer… yangın
Yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
Ve rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm
Bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
Ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
Irmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
Dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
Gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım
Uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
Fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
Karlı dağlarda uzak bir ses gibi
Solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
Kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
Ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
Bütün bahçelerinden kovuldum umudun
Bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum
Uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
Sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
İçinden kırılmış bir gölge
Başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
Ve nasıl dayanabilirki
Sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların
Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
Yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
Baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
Yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
Çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde
Şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
Çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim.
Kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
Nereye uçsun, umutlar yoksa kanadında esen yellerin
Bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
Aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
Gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım
Ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
İçime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
Bırak ki dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
Ateş oflayan ormanında bu ahın
Gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
Koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
Dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
Tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem
Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
Kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
Gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
Gönlünün güneşli bahçelerinden / nilüferlerin zülüflerinden
Ve derin kuyularından hasretin, su getir
Koca İstanbulu getir bana gelirken
Mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
Üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
Mor salkımlı düşlerini getir
İstiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları
Düşsüzüm düşlerine al beni / soluksuz sevişmelerine sakla
Dudaklarınla kapat dudaklarımı / soluduğumda
Uyuduğumda / alnımdan öperek uyandır beni
Ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
Şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
Aşk bir yanımı alıp götürsün / özlem bir yanımı
Bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım
Şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
Sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im
Bırak güllere vursun gülüşün / harelensin denizlerin yüreğine
Yanaklarında aşkın solmayan rengi
Saklayıp gecelere gizini / yıldızlara uzansın mavi düşlerin
Bense çevire çevire dört duvarımı / bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım
Okyanusun maviliklerinde kaybolmuş,
gözaltı mor bir balıktım ben.
Hep gülümser sanırdım yunusları
hep oynar sanırdım
ağa takılmış balıkları
Dibe vurunca bir nefes kala
Anladım yunusun gözyaşını
suya karışan o acıyan yanını
Anladım bilmeden ağa gelmiş yavruların
Oyunla bir düşe gidişlerini
Ağladım dibe vurup düş olmuşlarıma
Oysa bir gözaltı mor balıktım ben
maviliklerinde kaybolmuş hayatın
Uyumazdım pek dalgalardan
tabiatın cilvesi ağlayamazdım da
Bir tek söktüklerinde içimden seni
Bir tek ayrılırken dalından bir meyve gibi
Uzaktan bakıp sana mor göz bir pencereden
Bakıp da ağlayamadan hayatın cilvesinden
Mavi hayatın içinde çıplak bir haldeyken
Sen kırmızı pul benliğim
Ben ise kılçık tadında sensizliğim
Koysan yalancı mavilerde
Tekrar yüzer miyim ?
Yüzer miyim bilmem…
Ben her tanem susuşken çaresiz
o dibe düşer miyim?
Düşer miyim bilmem
Okyanusun maviliklerinde kaybolmuş,
gözaltı mor bir balıktım ben.
içimden aldılar seni
öylece kalakaldım
öylece kalakaldım ben
gözaltı mor bir balıktım ben.
Hep gülümser sanırdım yunusları
hep oynar sanırdım
ağa takılmış balıkları
Dibe vurunca bir nefes kala
Anladım yunusun gözyaşını
suya karışan o acıyan yanını
Anladım bilmeden ağa gelmiş yavruların
Oyunla bir düşe gidişlerini
Ağladım dibe vurup düş olmuşlarıma
Oysa bir gözaltı mor balıktım ben
maviliklerinde kaybolmuş hayatın
Uyumazdım pek dalgalardan
tabiatın cilvesi ağlayamazdım da
Bir tek söktüklerinde içimden seni
Bir tek ayrılırken dalından bir meyve gibi
Uzaktan bakıp sana mor göz bir pencereden
Bakıp da ağlayamadan hayatın cilvesinden
Mavi hayatın içinde çıplak bir haldeyken
Sen kırmızı pul benliğim
Ben ise kılçık tadında sensizliğim
Koysan yalancı mavilerde
Tekrar yüzer miyim ?
Yüzer miyim bilmem…
Ben her tanem susuşken çaresiz
o dibe düşer miyim?
Düşer miyim bilmem
Okyanusun maviliklerinde kaybolmuş,
gözaltı mor bir balıktım ben.
içimden aldılar seni
öylece kalakaldım
öylece kalakaldım ben
Aklının alamadığı kadar öpüştüm ben,
her öpüşmemde bir önceki geldi aklıma
kıyaslamalardan doğan fikirlerimde sadece yaz vardı
yaz sıcağında özlenmiş bir parça öpücük ve sonrasında
unutulmuşlardan esen bir akşam yelinde sarılmalar doğardı
Fikrimde,öpüşürken de istediğimdin,üşürken de beklediğim
Tüm aklındakilerin aksine fikrimde sendin
Aklımda sendin yanımda olmadığında
Hiç bir yazım olmadı
Sen olmadın
Soğuk bir yelde kalıp üşüdüm
hep o ağustos sıcağında
her öpüşmemde bir önceki geldi aklıma
kıyaslamalardan doğan fikirlerimde sadece yaz vardı
yaz sıcağında özlenmiş bir parça öpücük ve sonrasında
unutulmuşlardan esen bir akşam yelinde sarılmalar doğardı
Fikrimde,öpüşürken de istediğimdin,üşürken de beklediğim
Tüm aklındakilerin aksine fikrimde sendin
Aklımda sendin yanımda olmadığında
Hiç bir yazım olmadı
Sen olmadın
Soğuk bir yelde kalıp üşüdüm
hep o ağustos sıcağında