Gökyüzü alaca karanlıga bürünmüştü
Bir yıldız aydınlattı yüregimi
Yagmur damlası ıslattı bedenimi
Tattlı bir ürperti idi
O aydınlık ve ıslaklıkta
İc dünyam
sonsuzluk girdabına yakalanmıştı
Sahilde batan güneşin kızıllığında
Dalga sesleri sahilde
Bir el ellerimde bırakmamacasına
Tutkulu bir yürek bir gönül
Girdi dünyama
Mutluluktu yaşanan,yaşanmakta olan
Çıplak sevgi idi bu
Bir yıldız aydınlattı yüregimi
Yagmur damlası ıslattı bedenimi
Tattlı bir ürperti idi
O aydınlık ve ıslaklıkta
İc dünyam
sonsuzluk girdabına yakalanmıştı
Sahilde batan güneşin kızıllığında
Dalga sesleri sahilde
Bir el ellerimde bırakmamacasına
Tutkulu bir yürek bir gönül
Girdi dünyama
Mutluluktu yaşanan,yaşanmakta olan
Çıplak sevgi idi bu
oktay
Olmuyor, bir patikadan çıkıyorum ellerine
Hislerinde bir ürkeklik, eksik bir coşku,
Arkasındasın karton duvarların, sarhoş pembe zakkumların.
Yine de uzanıyorum düşlerine koyu bir gecede
Kalbim ağaçlara, banklara, masalara çarpıyor,
Dokunmuyor kirpiklerin yüzüme artık
Çok geç.
Sabah olmuyor, gün batmıyor artık ağır yüklü anlamlarıma.
Ben hala sallanan bir yalnızlık sembolü çocukluğumda.
Yol başlar, yol bitmez.
Kurak kayboluşuna, yitirlişine doğru bir gece yolculuğu şimdi.
Kör gibi arıyorum bir sevgi dolu ifadeyi, olmuyor.
Kör kütük çaresiz, seralara yatırırken fotoğrafları
Ansam da, söylesem de bir ismi,
Değişmeyecek güllerin duruşu.
Fısıldasa da rüzgar gözlerine, duysan
Mavi bir şiir uyansa hatrında.
Koşuyorum yolları, her karışta sensiz çiçek kokuları
Suskun bakışlar damla damla, metropolik özlemler içimde,
Sanki bir son buluşma öncesi uygunsuz kehanetler yazıyorum.
Kaderim gözlerin, kaderim kalemim,
Ellerimi uzatsam da otobüs duraklarına,
Adımlarımda yoksun işte
Yaşamak bir intihar olasılığı gibi
Her sabit bir değişkene mahkumken.
Dayanıksız binalar bedenim
Duygularım korumasız gecekondu çocukları şimdi.
Yine de rüzgara karşı bir sigara yakıp
Ölü aşklardan çiçek topluyorum.
Herşey geriye doğru genleşiyor,
Dün geceye doğru uykuya dalıp ismini çıkmaz sokaklara veriyorum.
Sonra oturup bir kaldırıma ağlıyorum, olmuyor.
Daralıp uzuyor, kayganlaşıyor caddeler.
Beklenmeyen aksilikler, küçük dikkat hataları gibi,
Rastgele seçilmiş bir kart, bile bile bir ihmalkarlık...
Ters yöne akan trafik kazaları gibi seviyorum seni.
Boşver diyorsun bir renk eksik olsun resimden
Olmaz diyorum, olmuyor!
Zincirleme olumsuzlukları yazıyorum Tanrı´ya
Cevaplar kuruyor sarı yapraklar uçuşurken
Sen hala solgun bir sonbahar portresinde yalnız,
Kapılar, paramparça buğulu camlar,
Basit melodiler dilimde
Susuyorum kelimeleri sayfalara,
Al diyorum, uzanıyorum gözlerine
Bir akıntının en sıcak noktasına bırakıyorum kağıtları,
Nehrin gölgesi gibi mürekkep dökülüyor ellerine,
Sense reddedip bu bitişin harikulade başlangıcını
Kara deliklere bırakıyorsun uzun dalgın bakışlarını
Dokunamıyor hislerin sözcüklerime, olmuyor.
Efe OKTAY
Hislerinde bir ürkeklik, eksik bir coşku,
Arkasındasın karton duvarların, sarhoş pembe zakkumların.
Yine de uzanıyorum düşlerine koyu bir gecede
Kalbim ağaçlara, banklara, masalara çarpıyor,
Dokunmuyor kirpiklerin yüzüme artık
Çok geç.
Sabah olmuyor, gün batmıyor artık ağır yüklü anlamlarıma.
Ben hala sallanan bir yalnızlık sembolü çocukluğumda.
Yol başlar, yol bitmez.
Kurak kayboluşuna, yitirlişine doğru bir gece yolculuğu şimdi.
Kör gibi arıyorum bir sevgi dolu ifadeyi, olmuyor.
Kör kütük çaresiz, seralara yatırırken fotoğrafları
Ansam da, söylesem de bir ismi,
Değişmeyecek güllerin duruşu.
Fısıldasa da rüzgar gözlerine, duysan
Mavi bir şiir uyansa hatrında.
Koşuyorum yolları, her karışta sensiz çiçek kokuları
Suskun bakışlar damla damla, metropolik özlemler içimde,
Sanki bir son buluşma öncesi uygunsuz kehanetler yazıyorum.
Kaderim gözlerin, kaderim kalemim,
Ellerimi uzatsam da otobüs duraklarına,
Adımlarımda yoksun işte
Yaşamak bir intihar olasılığı gibi
Her sabit bir değişkene mahkumken.
Dayanıksız binalar bedenim
Duygularım korumasız gecekondu çocukları şimdi.
Yine de rüzgara karşı bir sigara yakıp
Ölü aşklardan çiçek topluyorum.
Herşey geriye doğru genleşiyor,
Dün geceye doğru uykuya dalıp ismini çıkmaz sokaklara veriyorum.
Sonra oturup bir kaldırıma ağlıyorum, olmuyor.
Daralıp uzuyor, kayganlaşıyor caddeler.
Beklenmeyen aksilikler, küçük dikkat hataları gibi,
Rastgele seçilmiş bir kart, bile bile bir ihmalkarlık...
Ters yöne akan trafik kazaları gibi seviyorum seni.
Boşver diyorsun bir renk eksik olsun resimden
Olmaz diyorum, olmuyor!
Zincirleme olumsuzlukları yazıyorum Tanrı´ya
Cevaplar kuruyor sarı yapraklar uçuşurken
Sen hala solgun bir sonbahar portresinde yalnız,
Kapılar, paramparça buğulu camlar,
Basit melodiler dilimde
Susuyorum kelimeleri sayfalara,
Al diyorum, uzanıyorum gözlerine
Bir akıntının en sıcak noktasına bırakıyorum kağıtları,
Nehrin gölgesi gibi mürekkep dökülüyor ellerine,
Sense reddedip bu bitişin harikulade başlangıcını
Kara deliklere bırakıyorsun uzun dalgın bakışlarını
Dokunamıyor hislerin sözcüklerime, olmuyor.
Efe OKTAY
Sanki şu kapıdan çıkıp gelecek
Yüzüme bakıpta gülümseyecek
Benimki de hayal nerden bilecek
Yıllardır hep onu beklediğimi
Hasretine hasret eklediğimi
Gittiğinden beri yüzüm gülmüyor
Ne yapsam ne etsem inan olmuyor
Onun bir suçu yok belli bilmiyor.
Yıllardır hep onu beklediğimi.
Hasretine hasret eklediğimi
Çok az sey saklamisim yasamimda ;
ne bir fotograf var ilk asklardan
ne bir mektup,
dostlardan bes on tane ;
sunlari yazmis Stockholmden
Demir Özlü 1983te :
"rahmetli Çigiltepenin oglunu gördüm
geçenlerde Helsinkide,
sürüyorum geçmisin izlerini".
Hangi izlerin pesinden gittim ben
içimde bir mahser beklentisi ?
Çok az sey biriktirmisim yasamimda ;
hiçbir andaç yok babamdan,
verdigi mineli çakmagi
unutmusum bir Amerikan Barda ;
ah umursamaz gençlik !
Simsiki tutsaydim simdi
avucum isinir miydi acaba ?
Yiginla not var ama masamin gözlerinde :
söyle Üç Kör basliklisi : -Homeros,
Milton, Borges-. Içgörü üzerine bir siir
yazacaktim belki de. Iste bir baskasi :
Yolculuk : -Odysseia, Moby Dick,
Karanligin Yüregi-
Belli : Çikis ve Varis ya da
Baslangiç ve Son takilmis kafama.
Demek ki yetisemiyor insan
ne yapsa kendi tasarisina.
Kitaplardaki kenar notlarinda kalacak
benim ardimda biraktigim iz,
anonim bir kimlik olacagim ;
bir sahaf dükkâninda yillar sonra
satilmis kitaplarimi karistiran okur
bilemeyecek
satirlarin altini benim çizdigimi,
geçmise ve gelecege karisa karisa.
Ithaf sayfalarini da yirtmaliyim yavas yavas ;
yiginla düs kirikligi, yanilis ;
yüzünü görmediklerim var,
yazdiklarini sevmediklerim.
Küskün ölenler oldu bana,
kimlere küskün ölecegim
ben acaba ?
ne bir fotograf var ilk asklardan
ne bir mektup,
dostlardan bes on tane ;
sunlari yazmis Stockholmden
Demir Özlü 1983te :
"rahmetli Çigiltepenin oglunu gördüm
geçenlerde Helsinkide,
sürüyorum geçmisin izlerini".
Hangi izlerin pesinden gittim ben
içimde bir mahser beklentisi ?
Çok az sey biriktirmisim yasamimda ;
hiçbir andaç yok babamdan,
verdigi mineli çakmagi
unutmusum bir Amerikan Barda ;
ah umursamaz gençlik !
Simsiki tutsaydim simdi
avucum isinir miydi acaba ?
Yiginla not var ama masamin gözlerinde :
söyle Üç Kör basliklisi : -Homeros,
Milton, Borges-. Içgörü üzerine bir siir
yazacaktim belki de. Iste bir baskasi :
Yolculuk : -Odysseia, Moby Dick,
Karanligin Yüregi-
Belli : Çikis ve Varis ya da
Baslangiç ve Son takilmis kafama.
Demek ki yetisemiyor insan
ne yapsa kendi tasarisina.
Kitaplardaki kenar notlarinda kalacak
benim ardimda biraktigim iz,
anonim bir kimlik olacagim ;
bir sahaf dükkâninda yillar sonra
satilmis kitaplarimi karistiran okur
bilemeyecek
satirlarin altini benim çizdigimi,
geçmise ve gelecege karisa karisa.
Ithaf sayfalarini da yirtmaliyim yavas yavas ;
yiginla düs kirikligi, yanilis ;
yüzünü görmediklerim var,
yazdiklarini sevmediklerim.
Küskün ölenler oldu bana,
kimlere küskün ölecegim
ben acaba ?
ben eski zaman aşığıyım
sevda çeker düşünürüm ağlarım
bazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız
bazen çocuk gibiyim bacak kadarım
herkes aşık olur sevdalanır
bir yolu var gönül çekmeninde
benimki sevda değil ateşten gömlek
bir kar düşmüş ışıl ışıl yanar içimde
ama ben eski zaman aşığıyım
sevmek kadar katlanmakta gelir elimden
gece hayalimde gündüz fikrimde
ela gözlu o yar çıkmaz gönülden.
sevda çeker düşünürüm ağlarım
bazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız
bazen çocuk gibiyim bacak kadarım
herkes aşık olur sevdalanır
bir yolu var gönül çekmeninde
benimki sevda değil ateşten gömlek
bir kar düşmüş ışıl ışıl yanar içimde
ama ben eski zaman aşığıyım
sevmek kadar katlanmakta gelir elimden
gece hayalimde gündüz fikrimde
ela gözlu o yar çıkmaz gönülden.
Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum.
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum.
Bağlı kollarımı çizmek kimin aklına gelir
kelepçeli o zamanlar
bir kız kaşıkla su içirir
başımı çevirince -yeter demekti bu-
kaybolurdu
büyük ağaçların gölgesiyle
geldiği çok oldu
arada bir geceleri yarı çıplak
ve daha çok
saçları uzadıkça
denize inerdik
ben yüzerdim o girmez
rıhtımdan suya bakardı
denizden çıkardım
yok
şaşırmazdım
ben onun doğumunu bilirim
doğmadan öncesini
yokluğunu.
kelepçeli o zamanlar
bir kız kaşıkla su içirir
başımı çevirince -yeter demekti bu-
kaybolurdu
büyük ağaçların gölgesiyle
geldiği çok oldu
arada bir geceleri yarı çıplak
ve daha çok
saçları uzadıkça
denize inerdik
ben yüzerdim o girmez
rıhtımdan suya bakardı
denizden çıkardım
yok
şaşırmazdım
ben onun doğumunu bilirim
doğmadan öncesini
yokluğunu.