Rıza Tevfik Bölükbaşı Şiirleri
Google Reklamları



İlaç Rehberi

İsmini bilmezdim, fakat tanırdım;
Ne yosma bir çiçek takışı vardı!
Kızıl saçlarını ateş sanırdım:
Güneş nuru gibi yakışı vardı.

Öyledir, gün, şafak söktüğü zaman
-Göllere gölgeler çöktüğü zaman!-
Saçını çözüp de döktüğü zaman
Dalga dalga düşüp akışı vardı.

Hüsnünde bir eda var ki asıydı.
Beni harab eden o edasıydı;
Sevdalı gönlümün aşinasıydı
Yüzüme bir şirin bakışı vardı.
Dilerim ki fani dünyada kimse
Ömrünü mihnetle telef etmesin.
Fakat kamil adam olmak isterse,
Elem çektiğine esef etmesin.
-Sevgili oğlum Mehmed Saide-

Uçun kuşlar uçun!.. Doğduğum yere;
Şimdi dağlarında mor sünbül vardır.
Ormanlar koynunda, bir serin dere,
Dikenler içinde sarı gül vardır.

O çay ağır akar yorgun mu bilmem?
Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?
Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?
Yüce dağ başında siyah tül vardır.

Orda geçti benim güzel günlerim,
O demleri anıp bu gün inlerim;
Destan i ömrümü okur dinlerim
İçimde oralı bir bülbül vardır.

Uçun kuşlar uçun! Burda vefa yok!
Öyle akar sular, öyle hava yok!
Feryadıma karşı aks i sada yok!
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.

Hey Rıza, kederin başından aşkın,
Bitip tükenmiyor elem i aşkın,
Sende -derya gibi- daima taşkın,
Daima çalkalanır bir gönül vardır!
Bana sual sorma,cevap müşküldür,
Her sırrı ben sana açamam hocam,
Hakkın hazinesi darı değildir,
Cami avlusunda saçamam hocam.

Kaydi ahiretle düşmem mihnete,
Ben burada memurum şimdi hizmete,
Hayvan otlatırken gidip cennete,
Sana hülle donu biçemem hocam.

Şarabı men etme o değil hüner,
Aşıkım, badesiz başım pek döner,
Gönlümde muhabbet ateşi söner,
Özrüm var, sade su içemem hocam!

Narı cehennemi önüme serme,
Günahımı döküp kaygılar verme,
Kitapta yerini bana gösterme,
Ben pek o yazıyı seçemem hocam!

Halka korku verme velvele salıp,
Dünya ve ahiret bu köhne kalıp,
Ben softa değilim cübbemi alıp,
Imaret imaret göçemem hocam.

Ölümden ürker mi tez ölen kimse,
Çoktan mazhar oldum ben hak nefese,
Bu demi sürerken ecel gelirse,
İşimi bırakıp kaçamam hocam.

Miracı anlatma, esek değilim,
Bildiğin kadar da melek değilim,
Günahkar insanım,ördek değilim,
Bu ağır gövdeyle uçamam hocam.

Feylozof Rızayım, dinsiz anlama,
Dini ben öğrettim kendi babama,
Her ipte oynarım, cambazım ama,
Sırat köprünü geçemem hocam.
dün gece ben hiç oldum
daracık kırık dökük kaldırımın
köşesindeki taşa kafamı yasladım
taş vardı soğuk
ben yoktum

hiç var olmamış oldum
bu dünyaya hiç nefes vermemiş oldum
dün gece ben hiç oldum

evimin sokağını tüm gece bekleyen
robi´nin sırtındaki pire oldum
korkak kedinin şekilsiz pisliği oldum
dün gece ben hiç oldum

annemin hiç olmamış oğlu oldum
tüm anılardan silinmiş oldum
esmerlerle hiç yatmamış oldum
iyi sevgiliyi hiç oynamamış oldum
dün gece ben hiç oldum

dandik bir balondu hayat
patladı
içinden helyum hava karışımı çıktı
onu da göremedim
dün gece ben hiç oldum

soğuk taşta yatar oldum
kimselere görünmez oldum, ağladım
dün gece ben hiç oldum

istanbul´un narin beyaz kuğularını iskeleye çekmişler de
vapurlara binemez olmuşum
üst katında salep içemez olmuşum rüzgara inat
hiç içmemiş, hiç karşıya geçmemiş oldum
dün gece ben hiç oldum

hiç rüya görmemiş oldum
sarışınlarla hiç öpüşmemiş oldum hayalimde
düşlerimi kaybetmiş oldum
dün gece ben hiç oldum

akıyordu martılar ardından vapurun
hayat düzdü, denizse pürüzsüz.

istanbul´un tüm hüznü avuçlarımda
avuçlarım kara
ben vapurda
boğaza damlıyor avuçlarımdaki kara
ellerim soğuk, güçsüz

kartanesiydi martılar
arkasında vapurun
hafif kirli beyaz
biraz da aç
bıraktığımız dümen suyu
köpük köpük beyaz
ip misali uzuyordu
martılar, beyaz
ufkun kızıllığına inat

Yapayalnızdı kaldırımlar
köşelerinde sarı ıslak yapraklar yığını

Bomboştu sokaklar
sıra sıra arabalar hareketsiz

Soğuktu hava
yağmur var ara ara

Herşey durgundu herkes yalnız
hayat donmuştu iri gözlerinde
al aldı yanakları
kızıl saç kısa kesim
anlamsız, anlamaz bakışlar
anlamak istemezler

Alt katta ağlamalar
üstte tedirgin bir uyku
kara yorganı altında koca şehir tutsak
ve rezil

Az kaldı özgürlüğe
saat gecenin üçü
az önce sıcaktı yatağım
çöktü üstüne sonbahar nemli

Herşey tersine dönmeli
ne şimdiki gibi olmalı hayat
ne de eskisi gibi...

Google Reklamları