Şu insan bin türlü hülyaya dalar
Zerreyi katreyi sele çevirir
Kimi de boşboşa fikrini yorar
Harcanıp tükenmiş pile çevirir
Bazıları koşar bir uğraş verir
Her sözü fikriyle çamlar devirir
Kimisi uslanmaz dümen çevirir
Bazısı sırımı tüle çevirir
çicekler dökülür gelinir sona
Dallarda meyvalar can verir cana
Bir gülücük bile yeter insana
Arifler manayı dile çevirir
Vakit gelir yaprak solmaya başlar
Uğraşıp rızkını almaya başlar
Ol deyince yoklar olmaya başlar
Rahmet kesilince küle çevirir
Güz gelir tabiat çulunu soyar
Gökteki yıldızlar duramaz kayar
İnce her taşı da yerine koyar
Koca kainati sala çevirir
Zerreyi katreyi sele çevirir
Kimi de boşboşa fikrini yorar
Harcanıp tükenmiş pile çevirir
Bazıları koşar bir uğraş verir
Her sözü fikriyle çamlar devirir
Kimisi uslanmaz dümen çevirir
Bazısı sırımı tüle çevirir
çicekler dökülür gelinir sona
Dallarda meyvalar can verir cana
Bir gülücük bile yeter insana
Arifler manayı dile çevirir
Vakit gelir yaprak solmaya başlar
Uğraşıp rızkını almaya başlar
Ol deyince yoklar olmaya başlar
Rahmet kesilince küle çevirir
Güz gelir tabiat çulunu soyar
Gökteki yıldızlar duramaz kayar
İnce her taşı da yerine koyar
Koca kainati sala çevirir
Sabit İnce
Bir türkü yak...
Yanık bir türkü yak
Hüznünden kainat ağlasın
Beni anlatsın
Sen ol nağmelerde
Yankılansın dağ doruklarında
Saçlarının teli ile
Ellerimi bağlasın
Bir türkü yak
Yalnızlığıma yoldaş edeyim
Herkes ağlasın yanıklığına
Bir türkü yak
Geçmişim görüntülensin içinde
Geleceğime ayna tutayım
Sevgilileri unuttursun
Mısralarda tek seni yutayım
Bir türkü yak
Sonsuzluğa uzanan bir ses
Gönlümü serinleten nefes
Desinler ki harika, çok enfes
Bir türkü yak
Dudaklarım titresin
O türkü dillerde gönüllerde
Unutulmasın söylensin
Bir türkü yak
Yanık bir türkü yak
Hüznünden kainat ağlasın
Beni anlatsın
Sen ol nağmelerde
Yankılansın dağ doruklarında
Saçlarının teli ile
Ellerimi bağlasın
Bir türkü yak
Yalnızlığıma yoldaş edeyim
Herkes ağlasın yanıklığına
Bir türkü yak
Geçmişim görüntülensin içinde
Geleceğime ayna tutayım
Sevgilileri unuttursun
Mısralarda tek seni yutayım
Bir türkü yak
Sonsuzluğa uzanan bir ses
Gönlümü serinleten nefes
Desinler ki harika, çok enfes
Bir türkü yak
Dudaklarım titresin
O türkü dillerde gönüllerde
Unutulmasın söylensin
Bir türkü yak
Dünya girdabına attin firlattin,
Bu girdabda ne yapayim sevdigim.
Kolay kil dedikce sen hep zorlattin,
Zor dünyada ne yapayim sevdigim.
Dünya mesakkatli cile yeridir,
İnsani bitirir yakar eridir.
Lesini cöllerde cakal sürüdür,
Ben cöllerde ne yapayim sevdigim.
Seni sevdim her nazina katlandim,
Yaya yürüttürdün sonra atlandim,
Beni sever diye cok umutlandim,
İlahim ol gel tapayim sevdigim.
Yeter artık cevri cefa nazlarin,
Sayisizmis ördeklerin kazlarin.
Huri gilmanlarin bakir kızlarin,
Senin olsun ne yapayim sevdigim.
Biliyorum günah benim suc benim,
Cana can gelince seni sevenim.
Dilimle gönlümle seni överim,
Bundan baska ne yapayim sevdigim.
Bir canim var ister isen al gitsin,
Kainatda senin ocagin tütsün.
Cemalin seversen bu oyun bitsin,
İNCE petek bal yapayim sevdigim.
Bu girdabda ne yapayim sevdigim.
Kolay kil dedikce sen hep zorlattin,
Zor dünyada ne yapayim sevdigim.
Dünya mesakkatli cile yeridir,
İnsani bitirir yakar eridir.
Lesini cöllerde cakal sürüdür,
Ben cöllerde ne yapayim sevdigim.
Seni sevdim her nazina katlandim,
Yaya yürüttürdün sonra atlandim,
Beni sever diye cok umutlandim,
İlahim ol gel tapayim sevdigim.
Yeter artık cevri cefa nazlarin,
Sayisizmis ördeklerin kazlarin.
Huri gilmanlarin bakir kızlarin,
Senin olsun ne yapayim sevdigim.
Biliyorum günah benim suc benim,
Cana can gelince seni sevenim.
Dilimle gönlümle seni överim,
Bundan baska ne yapayim sevdigim.
Bir canim var ister isen al gitsin,
Kainatda senin ocagin tütsün.
Cemalin seversen bu oyun bitsin,
İNCE petek bal yapayim sevdigim.
Sabah oldu gün doğuyor usuldan,
Yine efkar bastı deli gönlümü...
Bıktım usanmadım ben bu fasıldan,
Boşa harcadımda bütün ömrümü...
Her seher her sabah böyle olurum,
Donar el ayağım öyle kalırım.
Ahdim kalmaz vallahi de alırım,
Koymam kapımada zalim ölümü...
Güneş doğdu amma geri batacak,
Hayal çarkı kimi ezip atacak..
Varı yoğu birbirine katacak,
Gene solduracak benim gülümü..
Yeni mi başladı nasıl bitecek,
Zaman suyu akıp nere gidecek.
Nasıl çevrilecek nere dönecek,
Başlayış mı sonu mu bu, önümü...
Zırvalama artık bırak kalemi,
Sen mi düşünürsün koca alemi.
Ayırt edemezsin çürük sağlamı,
İNCE gelir elbet günün dönümü...
Yine efkar bastı deli gönlümü...
Bıktım usanmadım ben bu fasıldan,
Boşa harcadımda bütün ömrümü...
Her seher her sabah böyle olurum,
Donar el ayağım öyle kalırım.
Ahdim kalmaz vallahi de alırım,
Koymam kapımada zalim ölümü...
Güneş doğdu amma geri batacak,
Hayal çarkı kimi ezip atacak..
Varı yoğu birbirine katacak,
Gene solduracak benim gülümü..
Yeni mi başladı nasıl bitecek,
Zaman suyu akıp nere gidecek.
Nasıl çevrilecek nere dönecek,
Başlayış mı sonu mu bu, önümü...
Zırvalama artık bırak kalemi,
Sen mi düşünürsün koca alemi.
Ayırt edemezsin çürük sağlamı,
İNCE gelir elbet günün dönümü...
Uyu, uyu yat yat uyu
Diye diye uyuttular.
Pınarımda berrak suyu,
Taş doldurup kuruttular.
Alnıma bu mu yazılmış?
Yoksulluk resmi çizilmiş.
Ta yüreğime kazılmış,
Eğri diye doğrulttular.
Akıl, feraset koymayıp
Fikre, zikire uymayıp
İrfan kemiğim doğrayıp,
Kör kazanda kaynattılar.
Bizi fırka fırka bölüp,
Yırtıcı matkapla delip,
Düşmanlara "dosttur" deyip,
Morfinlerle bayılttılar.
İNCEleyip sık dokudum
Gerçek kitabın okudum.
Bülbül olup da şakıdım,
Karga diye tanıttılar.
Diye diye uyuttular.
Pınarımda berrak suyu,
Taş doldurup kuruttular.
Alnıma bu mu yazılmış?
Yoksulluk resmi çizilmiş.
Ta yüreğime kazılmış,
Eğri diye doğrulttular.
Akıl, feraset koymayıp
Fikre, zikire uymayıp
İrfan kemiğim doğrayıp,
Kör kazanda kaynattılar.
Bizi fırka fırka bölüp,
Yırtıcı matkapla delip,
Düşmanlara "dosttur" deyip,
Morfinlerle bayılttılar.
İNCEleyip sık dokudum
Gerçek kitabın okudum.
Bülbül olup da şakıdım,
Karga diye tanıttılar.
Su fani dünyaya geldim geleli,
Bir sevda pesinde kostum yoruldum.
İnsan olup kendim bildim bileli,
Azgin seller gibi costum duruldum.
Sevgi sevgi diye türküler yaktim,
Sevda ülkesinde ben bir duraktim.
Nem var nem yokise size biraktim,
Sarmasik misali actim sarildim.
Bir güzel görünce figanim artti,
Askin kantarina cikarip tartti.
Kum tanesi gibi sacti firlatti,
Sevda cöllerinden astim yoruldum.
Kırkbesinde koca belim büküldü,
Saclarim yolundu tel tel döküldü.
Umutlarim iplik iplik söküldü,
Buzdaglari gibi dondum kirildim.
Hayat penceresin kapayip actim.
INCE bir han idi cok gelip gectim.
Sevda irmagindan bir zerre ictim,
Vefasiz bir yare taptim vuruldum.
Bir sevda pesinde kostum yoruldum.
İnsan olup kendim bildim bileli,
Azgin seller gibi costum duruldum.
Sevgi sevgi diye türküler yaktim,
Sevda ülkesinde ben bir duraktim.
Nem var nem yokise size biraktim,
Sarmasik misali actim sarildim.
Bir güzel görünce figanim artti,
Askin kantarina cikarip tartti.
Kum tanesi gibi sacti firlatti,
Sevda cöllerinden astim yoruldum.
Kırkbesinde koca belim büküldü,
Saclarim yolundu tel tel döküldü.
Umutlarim iplik iplik söküldü,
Buzdaglari gibi dondum kirildim.
Hayat penceresin kapayip actim.
INCE bir han idi cok gelip gectim.
Sevda irmagindan bir zerre ictim,
Vefasiz bir yare taptim vuruldum.
Beni benden sorma bende değilim
Neyimi söyleyim, nasıl söyleyim
Yalancı dünyaya yok ki meyilim
Sana ne söyleyim, nasıl söyleyim
Mansur olup dara oturmayınca
Sevda belasından yatılmayınca
Mizana konulup, tartılmayınca
Kilo mu söyleyim, ton mu söyleyim
Şeriat kapısı belimi büktü
Tarikat kapısı iflahım söktü
Marifet kapısı sevdayı döktü
Hakikat mı deyim, yokluk mu deyim
Varlığımda yokum, yoklukda varım
Güllerde kokuyum, bülbülde zarım
Elest-ü bezminde vardır ıkrarım
Sözle mi söyleyim, hal mi söyleyim
Dolap gibi her girdabı dolandım
Mecnunun çölünde leyla arandım
Ne İsaya ne Musaya yarandım
Çarmıhdan mı deyim, turdan mı deyim
Alem benim ben alemim diyemem
Dillerim kilitli yarim övemem
Sonsuz bir yoldayım geri dönemem
Sonu mu söyleyim, baştan mı deyim
Ne vermişse geri verdim yarime
Gel istersen senle gidek pirime.
Narın ateşiyle gel de erime,
Pervane mi deyim ateş mi deyim.
Yaşarken ölüyüm, ölünce diri,
Muhabbet bağının oldum esiri.
Balçık tezgahının silik teksiri,
İNCEden mi deyim telden mi deyim.
Neyimi söyleyim, nasıl söyleyim
Yalancı dünyaya yok ki meyilim
Sana ne söyleyim, nasıl söyleyim
Mansur olup dara oturmayınca
Sevda belasından yatılmayınca
Mizana konulup, tartılmayınca
Kilo mu söyleyim, ton mu söyleyim
Şeriat kapısı belimi büktü
Tarikat kapısı iflahım söktü
Marifet kapısı sevdayı döktü
Hakikat mı deyim, yokluk mu deyim
Varlığımda yokum, yoklukda varım
Güllerde kokuyum, bülbülde zarım
Elest-ü bezminde vardır ıkrarım
Sözle mi söyleyim, hal mi söyleyim
Dolap gibi her girdabı dolandım
Mecnunun çölünde leyla arandım
Ne İsaya ne Musaya yarandım
Çarmıhdan mı deyim, turdan mı deyim
Alem benim ben alemim diyemem
Dillerim kilitli yarim övemem
Sonsuz bir yoldayım geri dönemem
Sonu mu söyleyim, baştan mı deyim
Ne vermişse geri verdim yarime
Gel istersen senle gidek pirime.
Narın ateşiyle gel de erime,
Pervane mi deyim ateş mi deyim.
Yaşarken ölüyüm, ölünce diri,
Muhabbet bağının oldum esiri.
Balçık tezgahının silik teksiri,
İNCEden mi deyim telden mi deyim.