Selim Tunçbilek Şiirleri
Bir gün olup ta karsına dikildigimde,
Ellerimdeki kardelenler solmus olacaklar,
Ya bir hastalık olacağım kapında,
Ya da yeniden hasta olacagım,
Karanlık ve birazda puslu gozlerine.

Gözlerimde yine o her zaman ki dalgınlıgım olacak,
Bir de bu sefer baharda gelmeyecegim,
Ya bir kıs arefesinde yada kısın tam ortasında,
Bu yüzden turnalarda bana kuskun,
Elimde ki eskimis fotografın ise hala
Gümüs ama acılardan kararmıs kolyemin ortasında olacak,

Yıllara meydan okuyan o siyah ceketi de bir dilenciye verdim,
Belki alınmıstır eskiligine ama elimdeki tek ceketimdi o,
İcinde senin anıların olan, kafamızı beraber koydugumuz ceketti,
Simdi uzerimde yalnızca babamın götürmeyi unuttugu yesil entarisi var,
Onunda kolları yamalı, bir de tam cebinin uzerinde bir sigara yanıgı,
Karsına da bununla çıkacagım,cunku babam giderken baska bir sey unutmadı.

Saclarımsa bembeyaz denecek kadar agardı,
Gozlerimde numarasını benimde bilmedigim gozluklerim var,
Aklımda sana sorulacak pembe yalanlar,
Hesabı gorulecek aldatmalar,
Kalbimde ise rengi belirsiz bir kan,
Birde ne oldugu belirsiz,yıpranmıs yaslı gururum var.

Hep bulustugumuz mavi konakta daha yıkılmadı,
Her gun tozlanmıs camlardan kuzuları seyrediyorum,
Orumceklerin bırakmadıgı duvarda ise hala bas harflerimiz kazılı,
Yani her sey tıpkı eskisi gibi ama,
Tozdan kahverengiye donmus mavi kanepe artık bos cünkü sen yoksun,
Neyse karsına geldigimde yüzümdeki izlerden anlarsın bunları da,
Herhalde,

Sağ bacağım sakat olduğundan artık aşk çınarına çıkamaz oldum,
Yanından geçerken küskün küskün bakıyor bana,
Hani aldatılmış bir kalp gibi yada daha acı,
O da seni bekliyor herhalde sen gideli büyümez oldu,
Senin aldığın saati ise hiç sorma,çalışmıyor ama,
Ben senin hatırandır diye takıyorum,geldiğimde onu da görürsün,

Babamın atar vurmaz tüfeği de elimde,
Namlusu şakağıma dönmüş olsa gerek,
Karşına geldiğimde o izi de görürsün herhalde,
Ama ben yamalı bir kefen giymiş olacağım,
Tabutumun üstünde ise sadece yeşil cebi sigara yanığı,
Kolları da yamalı bir entari olacak,Gözlerim kapalı olacak,Ama,
KALBİM HALA AŞKINLA KAVRULACAK.
Ve gün ağarır ansızın.. Tövebelerin vardır sevdaya, bozulmamak üzere..
Pek tabi her bir defa bozarsın acımasızca..
Ardından geriye kalan uzun bir yalnızlık olur...
Sevmekten nefret edersin ama yinede sevmeden de edemez..

Ağlarsın yalnızlığına..
Ağlarsın acımasız dünyaya...
Ama her bir gözyasın yeni bir tövbe olur düşer dilinden...
Dudağından kopan her bir şarkıda eski sevgililerin gelir aklına..
küfredersin yalnızlığa yeniden...

Yaşamak gibi bir oyuna başlamıssındır artık..
İnzivaya ceklip ölümü beklerken...
Adına yaşamak dediğin tiyatro oyunu oynanır sende..
Yada sana bakanlar öyle sanır..

Oysa sen..
Çoktan ölmüşsündür..

utanırsın bazen neden olduğunu bilmeden..
tabu ları yıkmak için çıktığın bu yolda tabu olur kalırsın..
Birilerinin bakıpta ibret aldığı bir yaşama sahipsindir artık..
çünkü sen artık sadece hatıralarında bulabilirsin güzellikleri..

unutulursun bir yalanın sokaklarında..
Adına dünya derler bu yalanın..
Göçme vakti gelene dek..
Ve birrgün kanadın kırılır...
Göçmek ister ama göçemezsin..
dertlenip te içememek gibi..
Kafana sıkıp kurşunuda ölmemek gibi..

İşte böle bir sevda yangınıdır seni yakan..
Sende anlamazsın yalanın ne kadar gercek.
Gerceğinde ne kadar yalan olduğunu...





17 10 2005



Sana ölme vakti gelmişti..

Yada senin için ölme vakti desem, Türkçe mi katletmeden

Gerci pek yasadığım da söylenemez ya seni görmeden..

Ve hayal dünyasında yalnızların oyununu oynama vakti..

Dönüp dolaşıp yine aynı Sensizkle karşılaşma vakti de pek tabi...

Argo kelimeleri dilimden söküp atıp,

Sana yeniden seni seviyorum demek isterdim ya...

Artık düşmez oldu ağzımdan kırık çarkıma küfürler..

Ağzımda kalan tek iyi kelimeleriyse sana sakladım..

hergün yeni bir aşk romanı yazarmış gibi toparlıyorum cümlelerimi..

ama her gün yeniden düşünmek zorunda kalıyorum..

Aklımda kalan tek şey seni sevdiğim ve O güzel gözlerin oluyor çünkü..

Özledim bir hayli gözlerinde kaybolmayı..

Uzun süredir hayallerimide tatile gönderdim..

Kuyruklu bir yalan gibi geliyor artık yasamak..

Ve elimde kalan tek silahim. çaresizce ağlamak...

Adam olma sevdalarından da vazgectim artık..

Yarım bir insan oldum sen gideli.. bir kaç tarafı yamalık..

Ve hani şu sevdiğim sevda şarkıları vardıya..

düşündümde aslında onların hepsi birer sacmalık...

Sen gideli bir ben kaldı bana ki

O da iki üç şerefsizin yalan sözleriyle satılık..

Bir tek yalnızlık mıydı bu büyük sevdama senden gelen karşılık..

Bilemiyorum... Platonik aşklara ağlamayı yasakladım kendime...

Yani, beni tanıdıysan anlarsın bununda hergün

sigarayı bırakacam dediğim kadar yalan olduğunu...

Zor Sensizlik zor... Yalnızlık zor..

Yitirdiğim yalnız sen değilsin üstelik... birde beni kaybettim kendi yüreğimde...

Seviyorum seni, diyeceğim ama bayat oldu artık..

ve her bir lanet olası güzel sarkıda ben sussamda gözyaşlarım ansızın haykırıyor..

Seni sevmek ne demek .. sana ölüyorum..

Yada düzgün denilen türkçeyle

SENİN İÇİN ÖLÜRÜM...

07 01 2006
yazık olacak biliyorum bu gence
dilimden düşmez oldu iki hece
sensizlik bana zulüm,ölüm
aglıyorum gizlice,her gece

gözlerim sensiz göremez oldu
duyamaz oldu kulaklarım
içinde sen olmayan bir lafı
edemez artık dudaklarım

Zamansız geçen ömrümün ilk baharıydın sen. Seninle çiçek açtı bu gönül. Bin bir zorluk içinde senin hayalin ayakta tuttu beni. Kim bilir kaç yıl geçmişti habersiz senin yokluğunda.
Kısacıkta olsa sen vardın hayatımda, anlam veremesen de hesapsız sevgime. Seni kaçamak gözlerle uzaktan olsun izlemek içimi ısıtıyordu inan. Ama bende anlayamadım neydi sende olan beni düşünmez kılan.
İnsan sevince acıkmaz uyumazmış. Geceleri yıldızları seyrederken önümde soğumuş yemeğim durur benim. Gün be gün her batan güneşin sonunda.
Asla ama asla pişman değilim seni beklerken geçen dünümden, seni yaşarken biten günümden. Ben seni sevdim baharı yaşadım. Artık sana kalmış açan papatyalarda son yaprak olmak.

Scure
Susmuş,
Elleri başında,
Lanet ediyor bahtına,
inanmak gelmiyor içinden olanlara,
Madem sevdin katlanacaksın tüm acılara.

Cevap,
Üzülmek değil,
Razı olmak yaşanlara,
Elbet ulaşırsın mtulu sona.

Scure



Gözlerim mah’ında dalsa engine
Yüreğim zerrende kaybolur gider
Sözlerim kar etmese o gül leb’ine
Ruhum hazanlarda, savrulur gider