William Shakespeare Şiirleri
Sahiden uyuyor mu?
Ahh! Kim vurmuş kumrumu?
Ben geldim, civanım, yiğidim, kalk!
Kalksana, konuşsana!
Görmüyor musun? Yoksa...
Örttü mü, gözlerini kara toprak?
Bu zambak dudaklara,
Şu zeren yanaklara,
Acımadın mı hiç kahpe felek?
Aşıklar, aşk timsali,
Gözü pırasa yeşili
Piremuz bırakıp gitti beni!
Hadi gel, tezcanlı ecel,
Gel bana, geline gel,
Batır mum sarısı ellerini,
Batır benim de kanıma!
Madem kıydın canına,
kopardın onun bamtellerini.
Konuşma artık, ey dil,
Sadık kılıç, naz etme, gel,
Odlara yanmış bağrımı dağla!
Bıçaklar kendini.
Geldim yolun sonuna,
Uğurlar olsun bana!
A dostlar, o dostlar, kalsın siz de sağlıcakla!

(Türkçesi: Can Yücel)
Özbeöz kendi fırçasından çıkma Doğanın, bir kadın yüzü
Var sende, ey tutkumun Efendisi-Ecesi!
Bir kadının yumuşak yüreği sendeki, üstelik,
Değişkenlik, vefasızlık bilmiyor, kaypak kadınlar gibi.
Onlarınkinden parlak gözlerin, ve o kadar yalan değil oynaklığında,

Hangi nesneye baksa, yaldızlar, parlatıyor.
Elvan elvan bir kişisin, toplamışsın renkten yana ne varsa,
Erkeklerin gözünü alıyor, ruhlarını çeliyorsun kadınların.
Hem ilkin kadın yaratılmışsın sen; ne var ki,
Biçim verirken sana, ateşin sarıverince Doğayı da,
Beni senden etti, fazladan kattığıyla,
iş yaptı, eklemese de olacak bir şeyi eklemekle.
Ama madem kadınların zevki için çıkardı sende bunu,
Sevgin benim olsun onlara kalsın sevişmenin tadı.

(Türkçesi: Saadet Bozkurt-Bülent Bozkurt)
Kölen olmuşum senin, elden başka ne gelir,
Gece gündüz el pençe divanım buyruğuna;
Geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir
Sen buyurmuş değilsen çabalarım boşuna.
Senin için, sultanım, saatleri gözlerken
Ben kimim ki küseyim sonu gelmez günlere,
Kara kara düşünmem, acı çekmem özlerken
Uğurlar olsun dersen kölene sen bir kere
Ben kimim ki kıskanıp kuşkulanıp sorayım
Kimle içli dışlısın, nedir yaptığın işler;
Derdim günüm put gibi düşünmeden durayım,
Mutlu kıldıklarını bilmek içime işler.
Öyle körkütük sadık bir köledir ki sevda,
Seni kötü göremez bin kötülük yapsan da.
Yağmuru seviyorum diyorsun,
Yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
Güneş çıkınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
Rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
İşte, bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun!