Kışları baharın yamacında öldürdüm,
Kartal pençeleri çiviliydi ayazlarda,
Kocaman kütükleri devriliyor zemherinin,
Kanatları açık, gözleri elaydı baharın.
Köklerini kurutsan da, kışlar bir sert geliyordu.
Nefret kışa değil elbet, çatışma değil bu.
Kurşunlarını yağdırıyor mevsimler,
Günler mermi, vızır vızır geçiyor
Karlar dağlarda, sular yolcu,
Yeşil çayırlar dimdik badem çiçekleriyle,
Oynaşır rüzgarlar bir sevi sesiyle.
Uyanışım, varlığım, özüm, yeniden doğuşum,
Güneşim, ilkbaharım, kışları eteğimden döküşüm.
Dağlar sana geliyorum, mavi bulutlu dağlar
Çekebildiğimce çekiyorum, bir nefes, bir nefes daha
Soluğumu senden alıyorum,
Kulak ver bana.
Akşamların ılıklığı kurutuyor ıslak dağları,
Puslar dağılıyor, yıldızlar parlıyor,
Esinti var yüreklerde, bir güzel meltem.
Bahar çiçeklerin kokusuyla yoğurur her yanı
Buram buram çekilir, sevda kaplar her anı…
Kartal pençeleri çiviliydi ayazlarda,
Kocaman kütükleri devriliyor zemherinin,
Kanatları açık, gözleri elaydı baharın.
Köklerini kurutsan da, kışlar bir sert geliyordu.
Nefret kışa değil elbet, çatışma değil bu.
Kurşunlarını yağdırıyor mevsimler,
Günler mermi, vızır vızır geçiyor
Karlar dağlarda, sular yolcu,
Yeşil çayırlar dimdik badem çiçekleriyle,
Oynaşır rüzgarlar bir sevi sesiyle.
Uyanışım, varlığım, özüm, yeniden doğuşum,
Güneşim, ilkbaharım, kışları eteğimden döküşüm.
Dağlar sana geliyorum, mavi bulutlu dağlar
Çekebildiğimce çekiyorum, bir nefes, bir nefes daha
Soluğumu senden alıyorum,
Kulak ver bana.
Akşamların ılıklığı kurutuyor ıslak dağları,
Puslar dağılıyor, yıldızlar parlıyor,
Esinti var yüreklerde, bir güzel meltem.
Bahar çiçeklerin kokusuyla yoğurur her yanı
Buram buram çekilir, sevda kaplar her anı…
Yavuz Bayram Çalışkan
Sevda bastırana değin ardından izini sürdüm.
Bir sır, yol cehenneme,
Kalbimi yumruk yapıp kenetledim.
Yükseklerden esen yeli yadırgamıyorum.
Dulda derelerde konakladım.
Özlemlerin alın yazısına güldüm.
Gümüş rengi suları yudumladım.
Soluk soluğa bir nefes çektim.
Açık seçik bir ışıktı gözlerime düşen,
Yüreğim çekiliyordu, bir yerlerden.
Cayır cayır yanıyordum,
Zamana haykırıyordum,
"Geri gelin yıllar, bir adım geri" ,
Saklamak isterdim beyazlaşan zamanı,
Sarıya, maviye boyamak isterdim.
Düşmüştüm kaderin ağına,
Bir kere ölseydim, yeniden doğar mıydım ?
Ağır yükü omuzladım.
Kaygılar yelken açmıştı.
İzler derindi, kırbaçları yamandı zamanın,
Atıyordu gününü, gecesini, beklemiyordu,
Koşuyordu, şaklıyordu şafaklara,
Ağartıyor da saçları hani.
Vurulmak istedim ya, ne de vurdu gönülden,
Canım çeker, ciğerim yanar, tâ derinden,
Sen binersen trenlerin bir ayrı çıkar çığlığı,
Sonsuza gider bu tren, beklemez dulda derelerde.
Lodosuna geldik aşkın, sevdan üzerime geldi.
Altında kaldık mor dağların tepesinde,
Yüreğime asılı bakışların,
Sıcaklığı sarmalayan o masum gözler,
Dönüş zor, tutunmak garip,
Başıma nelerin geldiğini anlayamadım.
Bombardımanın yamandı,
Ne köy kaldı, ne şehir,
Yaman girdin yüreğime,
Bıçak zayıf kalır,
Kılıçlar kısa gelir,
Susuzluk basıyor can yoldaşım,
Bu dağlar susuz,
Can suyunu bekleyen çorak dudaklar,
Bir alev içer, döker boğazına, serinletir,
Yarılan, çatlayan dilleri seller götürür,
Zamanı bekletemezsin.
Kuytularda ağlasan da ,
Derelerde çağlasan da.
Ömür törpüsü erken yol alıyor,
Aramızda neler var neler
Bir tutsan sevdanın ciğerini,
İnan sökersin yerinden.
Seviyorum seni can evimden…
Bir sır, yol cehenneme,
Kalbimi yumruk yapıp kenetledim.
Yükseklerden esen yeli yadırgamıyorum.
Dulda derelerde konakladım.
Özlemlerin alın yazısına güldüm.
Gümüş rengi suları yudumladım.
Soluk soluğa bir nefes çektim.
Açık seçik bir ışıktı gözlerime düşen,
Yüreğim çekiliyordu, bir yerlerden.
Cayır cayır yanıyordum,
Zamana haykırıyordum,
"Geri gelin yıllar, bir adım geri" ,
Saklamak isterdim beyazlaşan zamanı,
Sarıya, maviye boyamak isterdim.
Düşmüştüm kaderin ağına,
Bir kere ölseydim, yeniden doğar mıydım ?
Ağır yükü omuzladım.
Kaygılar yelken açmıştı.
İzler derindi, kırbaçları yamandı zamanın,
Atıyordu gününü, gecesini, beklemiyordu,
Koşuyordu, şaklıyordu şafaklara,
Ağartıyor da saçları hani.
Vurulmak istedim ya, ne de vurdu gönülden,
Canım çeker, ciğerim yanar, tâ derinden,
Sen binersen trenlerin bir ayrı çıkar çığlığı,
Sonsuza gider bu tren, beklemez dulda derelerde.
Lodosuna geldik aşkın, sevdan üzerime geldi.
Altında kaldık mor dağların tepesinde,
Yüreğime asılı bakışların,
Sıcaklığı sarmalayan o masum gözler,
Dönüş zor, tutunmak garip,
Başıma nelerin geldiğini anlayamadım.
Bombardımanın yamandı,
Ne köy kaldı, ne şehir,
Yaman girdin yüreğime,
Bıçak zayıf kalır,
Kılıçlar kısa gelir,
Susuzluk basıyor can yoldaşım,
Bu dağlar susuz,
Can suyunu bekleyen çorak dudaklar,
Bir alev içer, döker boğazına, serinletir,
Yarılan, çatlayan dilleri seller götürür,
Zamanı bekletemezsin.
Kuytularda ağlasan da ,
Derelerde çağlasan da.
Ömür törpüsü erken yol alıyor,
Aramızda neler var neler
Bir tutsan sevdanın ciğerini,
İnan sökersin yerinden.
Seviyorum seni can evimden…
Yüreğimi aç , kapıları arala ,
Uçurumlarda yürütme beni.
Çalınmış özlemlerin yası,
Atılan kurşunlardan değil ,
Acılardan, tâ içlerdeki acılardan.
Acıları kurşuna dizseydim ,
Ölürler miydi?
Yoksa yüreğimi sakat mı bırakılardı ?
Doğar mıydı özlemlerle yeniden ?
Vursaydım yüreğinden sevdanın ,
Ölür müydü ölümüne ?
Uçurumlarda yürütme beni.
Çalınmış özlemlerin yası,
Atılan kurşunlardan değil ,
Acılardan, tâ içlerdeki acılardan.
Acıları kurşuna dizseydim ,
Ölürler miydi?
Yoksa yüreğimi sakat mı bırakılardı ?
Doğar mıydı özlemlerle yeniden ?
Vursaydım yüreğinden sevdanın ,
Ölür müydü ölümüne ?
Viran gönüller, ıssız sevgiler,
Isınmıştı yine de yüreğim.
Yorgun ayaklar daha kaç adım atacaktı?
Titriyordum.
Tüm vücudumda hissettim benliğimle,
Mevsimler birbirinden kopuyordu,
Toprakla yaprak ne güzel sevişiyordu,
Öyle ya hep toprağın kollarına.
İlk kışım değil seninle geçen,
Üşüyen ayaklar tüm şehrin ayazını yiyordu.
İstanbul’a değil sana takıldı gözlerim.
Ne tuhaftı!..
İçlerinde sen yoktun İstanbul.
Ellerimle sımsıkı tuttuğum balonlar artık uçmayacaktı.
Bulanık denizleri çırpındıran nedir?
Nedir bu çalkantı, nedir bu yöneliş?
Doğan güne değil, sana daldı gözlerim,
O ulvî güzellikteki muhteşemlik,
Yoktu gözlerinde İstanbul.
Biçareydim, yalnızdım.
Belki de kimsesizdim ama sen vardın.
Su olup akmak geldi gözlerinden,
Ama yine de ağlama
Isınmıştı yine de yüreğim.
Yorgun ayaklar daha kaç adım atacaktı?
Titriyordum.
Tüm vücudumda hissettim benliğimle,
Mevsimler birbirinden kopuyordu,
Toprakla yaprak ne güzel sevişiyordu,
Öyle ya hep toprağın kollarına.
İlk kışım değil seninle geçen,
Üşüyen ayaklar tüm şehrin ayazını yiyordu.
İstanbul’a değil sana takıldı gözlerim.
Ne tuhaftı!..
İçlerinde sen yoktun İstanbul.
Ellerimle sımsıkı tuttuğum balonlar artık uçmayacaktı.
Bulanık denizleri çırpındıran nedir?
Nedir bu çalkantı, nedir bu yöneliş?
Doğan güne değil, sana daldı gözlerim,
O ulvî güzellikteki muhteşemlik,
Yoktu gözlerinde İstanbul.
Biçareydim, yalnızdım.
Belki de kimsesizdim ama sen vardın.
Su olup akmak geldi gözlerinden,
Ama yine de ağlama
Bir beden olduk vede bir can
Aramızda ne hasret keldı nede hicram
İki devletim var duysun bütün cihan
Biri türkiye biri azerbaycan
Yıllarca beklenen bu büyük hasret
Ne zaman tanıdı nade kuvvet
Birbirine yar bu iki devlet
Etmesin hayatta dünyaya minnet
Bayraklarımız gökte dalgalansın
Baktıkça bütün nesil şahlansın
El ele gönül gönüle bu hayat yaşansın
Bilmeyen düşmanlar bu dostluga çatlasın
Bunca özlemden sonra birleşti gönüller
Artık olmayacak ayrılık duysun bütün eller
Bir şarkı olsun söylesin diller
Yaşasın AZERBAYCAN yaşasın TÜRKİYE
Aramızda ne hasret keldı nede hicram
İki devletim var duysun bütün cihan
Biri türkiye biri azerbaycan
Yıllarca beklenen bu büyük hasret
Ne zaman tanıdı nade kuvvet
Birbirine yar bu iki devlet
Etmesin hayatta dünyaya minnet
Bayraklarımız gökte dalgalansın
Baktıkça bütün nesil şahlansın
El ele gönül gönüle bu hayat yaşansın
Bilmeyen düşmanlar bu dostluga çatlasın
Bunca özlemden sonra birleşti gönüller
Artık olmayacak ayrılık duysun bütün eller
Bir şarkı olsun söylesin diller
Yaşasın AZERBAYCAN yaşasın TÜRKİYE
eriyor
işte
zaman.
tüketiyoruz
iliklerimize kadarişlenmiş
bu sevdayı
kader diyip
gülüp geciyoruz
acınacak halimize
işte
zaman.
tüketiyoruz
iliklerimize kadarişlenmiş
bu sevdayı
kader diyip
gülüp geciyoruz
acınacak halimize
Bugünde sabah yaptım geceyi
Uyumadım resimlerinle birlikte
Ben onlara baktım onlarda bana
İki çay koydum masaya
Sana tek şeker tabiki bana bol
Ben çabucak içtim çayı
Sen her zamanki gibi soğuttun
Bilirim çayla aran iyi değil
Sürekli bana baktın ama
Hiç bi soruma cevap vermedin
Hiç kızmadım
Çünkü sen hep böyleydin
Sarılmak istedim sana
İstemene rağmen kabul etmedin
Biliyorum
Hep güzel bir neden beklerdin
Ama sonunda kabul edip
Nedensiz sarılırdın beklemeden
Bir müddet bekledim
Yanaklarıma düşen nemle
Kendime geldim
Anladımki yine
Rüyalarıma girip beni mutlu ettin
Uyumadım resimlerinle birlikte
Ben onlara baktım onlarda bana
İki çay koydum masaya
Sana tek şeker tabiki bana bol
Ben çabucak içtim çayı
Sen her zamanki gibi soğuttun
Bilirim çayla aran iyi değil
Sürekli bana baktın ama
Hiç bi soruma cevap vermedin
Hiç kızmadım
Çünkü sen hep böyleydin
Sarılmak istedim sana
İstemene rağmen kabul etmedin
Biliyorum
Hep güzel bir neden beklerdin
Ama sonunda kabul edip
Nedensiz sarılırdın beklemeden
Bir müddet bekledim
Yanaklarıma düşen nemle
Kendime geldim
Anladımki yine
Rüyalarıma girip beni mutlu ettin