Zeynep Kurada Şiirleri
I
Bu aşkın da elinden tutulmaz
Ben yalnız gidiyorum

Hiç acımıyor canım
Ellerim üşümüyor
İlk duraktan geriye dönmüyorum

Günü soluğunda taşıyan serçe
Ne kadar uzağa gidiyorsa
Dokunmak için maviye
O kadar uzaklaşıyorum
Vedalaşıp hüzündeki yüzümle

II
Bu aşkın da elinden tutulmaş
Ben yalnız gidiyorum

Yedeğimde henüz yazmadığım bir şiir

Sabahı karşılasın diye
Akşamsefaları dikiyorum gökyüzüne
Kendi gölgeme gülümseyerek

Bir suyun akışını düşün
Bir sevdanın açışını
Kendiliğinden bükülen ipler gibi
Öylece.. Direnemeden

Bir başka aşka dokunuyorum.
I
Gül de çevirdi yaprağını
Arkası boş
Yazık geç kaldım

II
Ah! Benim kırılgan korkularım
O denli hiçbir şeyle doluyum ki
Savaş yetimi çocuklar gibi
Savrulup gideceğim birazdan

III
Seni böyle arkanı dönüp gittiğinde seviyorum
Suların ayak izlerine basarak
dönsen, yürünecek ne çok yolun var
Dönsem
Her şey altüst olacak

IV
Gözlerin bir şeyler anımsatıyor bana
Şüphem yok! Gece bastırdı
F tipi bir hücrede yüreğim
Asi iklimlere başladı başlayacak
Yasak koyma güneşime

V
Sahi ben neye geç kaldım
Herkes bir şeylerden dönerken

VI
En büyük savaş aşktır, dediydi bilici
Erler ölür
Büyük törenlerle gömer onları paşalar

VII
Hangi bakışınızdı sokağımızdan geçen
Gecenin ipinde asi kelebek
Çözer, bağlar saçlarımı
Işıklar büyür
Üşenmem bütün iklimleri denemekten

Giden bir tren için bu şiir yeter
Bütün virajlarını dolandım ayrılığın
Tünellerinden geçtim, ıslandım
Ne çok beklemişim gidişini yeniden
-Siliyorum parmaklarımdan uzun merhabaları-

Kendime izin verdim günlerden Salı
Çocuklar büyüttüm
Kuşlar sağalttım tüneklerde
Yine de tedirginim bir şeyleri incitmekten

Aşk-sız-lık aşk-sız, aşk
Bu bakışınızdı en çok sokağımızdan geçen
Vapurlar kadar deniz
Sait Faik kadar İstanbul

VIII
Yağmur başladı yeniden
Denemediğim bir saçak altı olmalı

IX
Seni yitirdiğim kentte buldum
Oradaydın
Yanıtsız sorular susuyordun
Konuşsam her şey altüst olacak

X
Cumartesileri açan anneler gibiyim
Bütün renklerim siyah
Ve giderek daha yalancıyım
Gözlere batan çalıyım giderek
Körebe!

XI
Hep aynı gölgeye sığınıyorum
Büyümüyorum iyi ki
Hiç şansım kalmayacak

XII
Ara sıra denekten ne çıkar
Kırın tüm aynaları
Yüreğinizde ağlayan çocuklar sussun
Size çirkinlik yakışıyor

XIII
Bir yağmur bırakın ellerime, demem
Susmayı öğrendim
Islak, ara yaşamlarda
Kirli ve eğreti
Bütün sevdaları denedim
Sobe!

XIV
Ah! Benim kırılgan umutlarım
O denli hiçbir şey istiyorsun ki
Yakışmıyor gittikçe büyüyen yaşıma
kalbim payına ne çok susmak düşüyor

XV
Ne zamana dek sürer sanıyorsun
Nefesi tükenir acıların da
Ara sıra söylenen kent şiirleri gibi
Başıbozuk sokaklarda
Tükense de gençliğin

XVI
Ah! Benim kırılgan sevdalarım
ben buyum, uzağa gidemem ki...

XVII
Bir otobüs nerede durur, bilmiyorum
sana ve iklimlere dönerken
Beklesen duraklarda
Her şey altüst olacak

XVIII
Kalbim, payına ne çok sevda düşüyor

XIX
Hiçbir kafesin teli olmadım
Cinayet işlemedim aşklarımla
Dolunaylardan sona
Sustum ve kaybettim

XX
Sana çektiğim sınırları aşk ihlal etti
Bundandır gözlerimizde patlayan mayın
Patlamasa her şey altüst olacak

XXI
Her okyanusu sen sanardım
Kulaçlarken yaşamı
Dalgalarında
Bütün aşklar kırıldı

Seni sevdikçe ihtiyarlıyorum

XXII
Geldim ve
Sana dair ne varsa bıraktım
Gece vakti kapına,
Bir tren gibi taşıdım yokluğunu

Gitmeliyim
Bütün sitemlerim avuçlarımda
Nasılsa yine bir kuş beslerim

XXIII
Ve bir gün
Yeni yarışlarına başlarken atlar
I
Senin için uçurdum güvercinleri
İlk yaz bitti
Kapandı yazlık sinemalar
Aşklarda başıboş dolanıyorum

II
Kimi ilgilendirir
Herhangi bir insana ait olabilir bu öykü
Evler... Sokak arabaları... Cam kırıkları
Kilerde tuzlanmış balık
Avluda esneyen çınar
Uzayan kedi
Terli ve yorgun aşklar

-Sonunda her öykü kahramanını öldürür

III
Nerede durulacak bilmiyorum
Kaçak bir çingeneyim
Yurtsuz aşksız göçebe
Yeni bakışlarla geldim kentinize

IV
Yalan söylüyorum - bu hep oluyor-
Çalıyorum çarşıdan alamadıklarımı
Ateşi, suyu, günahı
Susun söylemeyin
Yüzüme vurmayın doğrularımı
Nasılsa ben gidince şiir bitiyor

V
Gordiosun iki kızından biriyim
Nice savaşlar verdim
Barış imzaladım koşulsuz
Kybeleye öğrettim bütün hünerlerimi
adımı anımsamaz tarih

VI
Seni düşünüyorum
Doğu ekspresi geçiyor uzaktan
Aşkın üç iklimi
Düş alışkanlık unutmak
Seni düşünüyorum
Mardinden bir kuş kalkıyor
Gözlerim bir sonraki istasyon
Nasılsa sen gelince şiir başlıyor.
I
Henüz gönderilmeyen mektuplar gibisin
Her gün silbaştan yazıyorum seni...

2
Bir aşkın canını yakacağıma
Okyanusları söndürsem diyorum
HIZLA... HIZLA... HIZLA...

3
Suda büyüttüğüm halkalar gibisin
Gül atmasam küçülür (mü) sün?...
Sokak çalgıcılarının dalgın kemanı
Akdenizi anımsatıyor
Gelip geçmekte olan yazı
Güz bakışlarıyla

Aşk bile yetmez

Bir kez olsun masal anlatmadı babam
Uzun yolculuklara çıkmadık
Adım adım yaklaşan bir hüzündü gençliğim
Bir kış gecesi soğuk ve puslu

Düş bile yetmez

-birileri söylemişti sahi
Hiç unutmuyorum
Kadınsan mutsuz olmaya bile hakkın yok-

Sessiz iklimlerin çocuklarıyız şimdi
Ne varsa yarından kalacak
kırık dağ laleleri gibi
Yalnız kalmak gibi sonsuz ve acı
Öznesi liman bir vapura yüklüyoruz

denizler bile yetmez
Yaprağın güle gülümsemesidir
Sabahın ilk eylemi
Hala gözlerimde bir ikindi serinliği
-Yüzünün neresinden dönsem, yalnızım-

Annemin ud çalan ellerinin beyazı
Nerudayı okuyan lirik sesi babamın
Bolivyadan esen güney rüzgarı
Kırgın sularda dağılıverdi odaya
Dön bana çocukluğum

Pandoranın kutusundaki umut
Yüreğimde ısınan mavi güvercin
Kirpiklerimde yaşaran sevda
Ah! Kırılmıyor hüznün sırça sarayı

Dön bana gençliğim
Yüzün de benimleydi

Gecenin tülüne vuran sular
Mavi nehirler gibi dağılıp gitti
Gözümde devrilirken bir çınarın gölgesi

Sarı sıcak yalnızlığı istasyonların
Bekleyişi
Geciken yolcu telaşında
Bir düş daha böylece uğurlanır
Bozkırın ortasında

Sesin de benimleydi
Kulağımda devrilirken son tramvayın gidişi