Yıldızlı gecelerde yolculuğumu
Bekliyor küçük yunuslar
Okyanus titriyor tüm sersemliğiyle
Balıklar ürkek titriyor küçük umutları
Sürüklüyor denizin dibine
Yıldızları salladım bir incir gibi
Teker teker dökülüyor
Okyanusa yunuslar yıldızı sandal yapmış
Mehtapta ay ‘ın rengini yitirişini seyrediyor
Bekliyor küçük yunuslar
Okyanus titriyor tüm sersemliğiyle
Balıklar ürkek titriyor küçük umutları
Sürüklüyor denizin dibine
Yıldızları salladım bir incir gibi
Teker teker dökülüyor
Okyanusa yunuslar yıldızı sandal yapmış
Mehtapta ay ‘ın rengini yitirişini seyrediyor
ersin toy
Yıldızlı gecelerde yolculuğumu
Bekliyor küçük yunuslar
Okyanus titriyor tüm sersemliğiyle
Balıklar ürkek titriyor küçük umutları
Sürüklüyor denizin dibine
Yıldızları salladım bir incir gibi
Teker teker dökülüyor
Okyanusa yunuslar yıldızı sandal yapmış
Mehtapta ay ‘ın rengini yitirişini seyrediyor
Bekliyor küçük yunuslar
Okyanus titriyor tüm sersemliğiyle
Balıklar ürkek titriyor küçük umutları
Sürüklüyor denizin dibine
Yıldızları salladım bir incir gibi
Teker teker dökülüyor
Okyanusa yunuslar yıldızı sandal yapmış
Mehtapta ay ‘ın rengini yitirişini seyrediyor
Gene gönlüme doluyorken,bu hayali faslı bahar,
Şaha kalkmış güllerde, serzenişte bülbül var,
Can değil, canan değil, bu sevda ne tarifsiz,
Beni böyle coşturan, ne hayal, ne bahar, ne de yar,
Bir bilinmez sevdada yine uslanmaz gönül,
Aşığı söyleten, aşk değil, belki bir tek gül,
Yitip giden umutların ardından sıyrılıp ta,
Ağlamaklı duyguları boş ver, artık sen gül,
Ne hazanlar gördü çilem, ne yapraklar soldu,
Kimselerin girmediği gönül bahçem harap oldu,
Gerçek olsa yalan olsa, değer mi hiç sormaya,
Kan ağlayan yüreğim, anlamsız aşklarla doldu,
Tam otuz yıl zaman akmış, ben bakmışım,
H,iç değmeyecek şeyleri, sorun diye takmışım,
Her gittiğim limanda, ardımda gemiler yakmışım,
Ey geceler, artık silinsin ufkumdan zifr-i kara,
Ey yıldızlar, artık dinsin, beni eriten yara…
8 Aralık 2000 BURSA
Şaha kalkmış güllerde, serzenişte bülbül var,
Can değil, canan değil, bu sevda ne tarifsiz,
Beni böyle coşturan, ne hayal, ne bahar, ne de yar,
Bir bilinmez sevdada yine uslanmaz gönül,
Aşığı söyleten, aşk değil, belki bir tek gül,
Yitip giden umutların ardından sıyrılıp ta,
Ağlamaklı duyguları boş ver, artık sen gül,
Ne hazanlar gördü çilem, ne yapraklar soldu,
Kimselerin girmediği gönül bahçem harap oldu,
Gerçek olsa yalan olsa, değer mi hiç sormaya,
Kan ağlayan yüreğim, anlamsız aşklarla doldu,
Tam otuz yıl zaman akmış, ben bakmışım,
H,iç değmeyecek şeyleri, sorun diye takmışım,
Her gittiğim limanda, ardımda gemiler yakmışım,
Ey geceler, artık silinsin ufkumdan zifr-i kara,
Ey yıldızlar, artık dinsin, beni eriten yara…
8 Aralık 2000 BURSA
Katır gibi yüklendin hep,
Ne kadar günahım varsa.
Hakaretlerin, iftiraların yüzünden
Haklarım kaldı sende.
Helallik isteme benden.
Bin defa yaşansa aynı aşk;
Binlerce kez helal sana.
Helal olsun da,
Sonunda yine bana kalacak
Bunca yüke hamallık.
Böyle bir aşkı, böyle bir vebali
Omuzlamak bana kalsın.
Nasıl dayanır kalbim,
Sırtında bunca günah.
Seyirci kalamam buna.
Bin defa olsa yine sırtlanırım,
Sırtında ne kadar günah,
Ne kadar vebal varsa.
Hamalın da ben olayım, katırında.
Sevabında ben olayım günahın da.
Ne kadar günahım varsa.
Hakaretlerin, iftiraların yüzünden
Haklarım kaldı sende.
Helallik isteme benden.
Bin defa yaşansa aynı aşk;
Binlerce kez helal sana.
Helal olsun da,
Sonunda yine bana kalacak
Bunca yüke hamallık.
Böyle bir aşkı, böyle bir vebali
Omuzlamak bana kalsın.
Nasıl dayanır kalbim,
Sırtında bunca günah.
Seyirci kalamam buna.
Bin defa olsa yine sırtlanırım,
Sırtında ne kadar günah,
Ne kadar vebal varsa.
Hamalın da ben olayım, katırında.
Sevabında ben olayım günahın da.
Herkesin bir işi var ya Dünya’da;
Benim işim hep angarya.
Herkes bir şeyler kazanır işinden
Ben sabahlara kadar uykusuz,
Yazarım angarya, okurum angarya.
Ne kazandırır, ne doyurur,
Ne oldurur ne öldürür.
Şiirler yazarım yana yana.
Ben yazarım angarya, ben okurum angarya.
Aşk-meşk, şiir derken,
Zamanımı heba ederken,
O çoktan çocuk çoluğa karışmış
Ben böyle angaryalarla uğraşırken.
Atsam atılmaz, satsam satılmaz,
Ben de bilemem ne işe yarar.
Ne kimse okur, ne de sorar.
İçimde hep sır gibi sakladığım,
Aşk değil angaryaymış.
Benim işim hep angarya.
Herkes bir şeyler kazanır işinden
Ben sabahlara kadar uykusuz,
Yazarım angarya, okurum angarya.
Ne kazandırır, ne doyurur,
Ne oldurur ne öldürür.
Şiirler yazarım yana yana.
Ben yazarım angarya, ben okurum angarya.
Aşk-meşk, şiir derken,
Zamanımı heba ederken,
O çoktan çocuk çoluğa karışmış
Ben böyle angaryalarla uğraşırken.
Atsam atılmaz, satsam satılmaz,
Ben de bilemem ne işe yarar.
Ne kimse okur, ne de sorar.
İçimde hep sır gibi sakladığım,
Aşk değil angaryaymış.
Dallı budaklı bir ağaçtım ben.
Sen bana sarılmadan yaşayamayan;
Ellerinden tutmasam yıkılacak,
Sarmaşığım olduğundan haberin olmasın.
Öyle dolaşıp karıştın ki her yanıma;
Bilinmez hangisi senin yaprak, hangi dal benim.
Nefes aldırmadan öyle sardın ki beni,
Ağacın kuruyup gittiğinden haberin olmasın.
Her dalıma budağıma dolan.
Yemyeşil görsün bize bakan.
Canlı bir ağaç sanıp otursunlar gölgeme.
Kupkuru olduğumdan kimsenin haberi olmasın.
Dayanamıyorum artık eziyetine.
Bir gün düşüp devrileceğim.
O zaman benimle sen de öleceksin.
Sarmaşığım böyle giderse,
İkimizi de öldüreceksi
Sen bana sarılmadan yaşayamayan;
Ellerinden tutmasam yıkılacak,
Sarmaşığım olduğundan haberin olmasın.
Öyle dolaşıp karıştın ki her yanıma;
Bilinmez hangisi senin yaprak, hangi dal benim.
Nefes aldırmadan öyle sardın ki beni,
Ağacın kuruyup gittiğinden haberin olmasın.
Her dalıma budağıma dolan.
Yemyeşil görsün bize bakan.
Canlı bir ağaç sanıp otursunlar gölgeme.
Kupkuru olduğumdan kimsenin haberi olmasın.
Dayanamıyorum artık eziyetine.
Bir gün düşüp devrileceğim.
O zaman benimle sen de öleceksin.
Sarmaşığım böyle giderse,
İkimizi de öldüreceksi
Beni silebildin mi aklından,
Hiç var olmamışım gibi?
Düşünmeden edebiliyor musun?
Rüyalarından bile kovdun mu beni?
Var olduğum beynindeki
Hücreleri öldürdün mü tek tek?
Beni daima kendin den dahi sakladın mı hep?
Razı olmaz mısın?
Geçmiş günlerden bir rüzgâr esse,
Değse saçlarına, okşasa yüzünü?
Yoksa sildin mi hep o maziyi?
Adım anılırsa irkilir misin?
Kulaklarını tıkayıp,
Gözlerine mil çeker misin?
Yoksa adımın harflerini
Çıkardın mı alfabenden?
Hani sevdiğim o şarkı çalsa;
“Tutuklu” kılan beni sana,
Dinlemeden eder misin?
Beni hatırlatan her şarkıdan
Notaları, ezgileri söker misin?
Tövbeli misin şarkılara, şiirlere?
Tövbeli misin bana?
Benden yana ne tövbe et ne beddua.
Kabuldür eminim duaların senin.
Duaya damı tövbeli misin?
Sönmeyen bir kıvılcım var
Biliyorum yüreğinde.
Benden değil duamdan.
Bir kıvılcım yeter yanıp kavrulmana.
Eğer duam kabul olursa,
Bir kıvılcım benden sana hatıra.
Yanıp tutuştuğunda
Beni hatırla.
Hiç var olmamışım gibi?
Düşünmeden edebiliyor musun?
Rüyalarından bile kovdun mu beni?
Var olduğum beynindeki
Hücreleri öldürdün mü tek tek?
Beni daima kendin den dahi sakladın mı hep?
Razı olmaz mısın?
Geçmiş günlerden bir rüzgâr esse,
Değse saçlarına, okşasa yüzünü?
Yoksa sildin mi hep o maziyi?
Adım anılırsa irkilir misin?
Kulaklarını tıkayıp,
Gözlerine mil çeker misin?
Yoksa adımın harflerini
Çıkardın mı alfabenden?
Hani sevdiğim o şarkı çalsa;
“Tutuklu” kılan beni sana,
Dinlemeden eder misin?
Beni hatırlatan her şarkıdan
Notaları, ezgileri söker misin?
Tövbeli misin şarkılara, şiirlere?
Tövbeli misin bana?
Benden yana ne tövbe et ne beddua.
Kabuldür eminim duaların senin.
Duaya damı tövbeli misin?
Sönmeyen bir kıvılcım var
Biliyorum yüreğinde.
Benden değil duamdan.
Bir kıvılcım yeter yanıp kavrulmana.
Eğer duam kabul olursa,
Bir kıvılcım benden sana hatıra.
Yanıp tutuştuğunda
Beni hatırla.