Ormandaki ev,
Penceresi güneş,
Bacası mutluluk tüten.
Küçük bir köyün kenarında
Tek ama ona ait.
İçinde iki inek bir eşek
yirmi kadar tavuk horoz
İki yaşlı çift
Verin ellerinizi
Öpmeye geldim ana baba.......
Koşmaya geldim ceviz ağacına soluksuz.
Ve buz gibi derelerinde çimmeye yine..
Belki bir daha görüş olmaz dünya gözü ile
Uzaklarda gurbet
Gurbet yürek kadar yakın
Ve hasret daim.
Olsun
Bir nefes bin ömür burada
Bin ömürlük sevmem
Bin ömürlük evlatlığım
Nerede ise yüreğim
yüreğinizle
Yüreğiniz yüreğimle.
Dağların başına çıkmayan uzağı göremez
Ben hep bu dağa çıkardım.
Gözüm ufukta izlerdim uzakları
Önce bakışlarımdı uzaklar
Şimdi uzaklar benim
Uzak yüreğimde gizli...
İzin gününün bitişine kadar.
Penceresi güneş,
Bacası mutluluk tüten.
Küçük bir köyün kenarında
Tek ama ona ait.
İçinde iki inek bir eşek
yirmi kadar tavuk horoz
İki yaşlı çift
Verin ellerinizi
Öpmeye geldim ana baba.......
Koşmaya geldim ceviz ağacına soluksuz.
Ve buz gibi derelerinde çimmeye yine..
Belki bir daha görüş olmaz dünya gözü ile
Uzaklarda gurbet
Gurbet yürek kadar yakın
Ve hasret daim.
Olsun
Bir nefes bin ömür burada
Bin ömürlük sevmem
Bin ömürlük evlatlığım
Nerede ise yüreğim
yüreğinizle
Yüreğiniz yüreğimle.
Dağların başına çıkmayan uzağı göremez
Ben hep bu dağa çıkardım.
Gözüm ufukta izlerdim uzakları
Önce bakışlarımdı uzaklar
Şimdi uzaklar benim
Uzak yüreğimde gizli...
İzin gününün bitişine kadar.
Hüseyin Doğan
K orkarak basladi aslinda her sey
A ma seni kaybetmenin korkusuyla
M asal gibi gecti sanki butun zaman
İ lk defa bana SENI SEVIYORUM diyene kadar
L ayik oldugu yerde artik kalbim,kalbinin icinde sakli
E vlenmekten baska artik geriye ne kaldi..!
...
Baksana satirlarin basinda bile senin ismin sakli
Senden baska bir gonulde olabilirmiyim benguzel gozlum
Adin bende sakli
A ma seni kaybetmenin korkusuyla
M asal gibi gecti sanki butun zaman
İ lk defa bana SENI SEVIYORUM diyene kadar
L ayik oldugu yerde artik kalbim,kalbinin icinde sakli
E vlenmekten baska artik geriye ne kaldi..!
...
Baksana satirlarin basinda bile senin ismin sakli
Senden baska bir gonulde olabilirmiyim benguzel gozlum
Adin bende sakli
evlerinin önü başı boyalı bi gece lambasına açılırdı cadde üstüydü o ahşap ev
kaç kezdir bilmem son paket sigaranın son çöpünü bu lambanın önünde içmişimdir
bi gece hiç unutmam ben gene son paketin son dalının zehrini çekerken içime pencereye çıkmıştın
ay bile yoktu bulutlar yıldızları kapatmıştı ve son nefeste o küçüçük ateşte süretimi görmüş
kormuş içeri kaçmıştın
o gece o gözler o bi an bakış işte o bakış yokmuydu o bakış bi ok gibi saplanmamışmıydı yüregime
artık ne uyuyabiliyor ne yiyebiliyorum teselliyi o lamba nın o son dalın seni acaba tekrar pencereye çıkarırmı acabasında arıyorum
umutsuzsuzca seni bekledim hayallar kurdum neceleri ah bi dışarı çıksan beni görmeyecekmiydin sanırdın gece karanlığımın prensesi
benim çoçukluğum bakkalın önündeki emek sepetinden ekmek çalarak heba olmuştu gençliğim devrimci meydanlarında sloğan atarak
ajitasyon çekerek geçmişti artık geçemezdi çünkü şimdi sen vardın
ve bi iş bulupçalışmalı para kazanmalıydımçünkü artık sen vardın belli mi olurdu belki bi gün seni baban dan isteyen gene ben olurdum
sana bakmak belki benim işim olacaktı buldum valalaha da buldum billahide buldum sırf senin için buldum
aşagı mahallede yusuf usta varya oto tamircisi orda iş buldum o bana iş verdi derdimi aşkımı anlattım ona bana komünistliği
bırakırsan sana o kızı isterim dedi ben senin için komünistliği bırakıp adalet partili bile oldum şimdi ellerimde çiççek ve çikolata laci leri çekmiş bi vaziyette senin evinin karşısnda sana bakıyoruz gözlerim dolu dolu olmuş sarsılıyorum devrilmemek için yerlere ustama dayanıyorum
çünkü sen gelin olmuştun gidiyordun benimde bi yanımı söküp götürerek ben gene son sigaramı alıp gece lambamın önüne dönüyorum sana elveda diyerek
www.gungorun.beldesi.com
kaç kezdir bilmem son paket sigaranın son çöpünü bu lambanın önünde içmişimdir
bi gece hiç unutmam ben gene son paketin son dalının zehrini çekerken içime pencereye çıkmıştın
ay bile yoktu bulutlar yıldızları kapatmıştı ve son nefeste o küçüçük ateşte süretimi görmüş
kormuş içeri kaçmıştın
o gece o gözler o bi an bakış işte o bakış yokmuydu o bakış bi ok gibi saplanmamışmıydı yüregime
artık ne uyuyabiliyor ne yiyebiliyorum teselliyi o lamba nın o son dalın seni acaba tekrar pencereye çıkarırmı acabasında arıyorum
umutsuzsuzca seni bekledim hayallar kurdum neceleri ah bi dışarı çıksan beni görmeyecekmiydin sanırdın gece karanlığımın prensesi
benim çoçukluğum bakkalın önündeki emek sepetinden ekmek çalarak heba olmuştu gençliğim devrimci meydanlarında sloğan atarak
ajitasyon çekerek geçmişti artık geçemezdi çünkü şimdi sen vardın
ve bi iş bulupçalışmalı para kazanmalıydımçünkü artık sen vardın belli mi olurdu belki bi gün seni baban dan isteyen gene ben olurdum
sana bakmak belki benim işim olacaktı buldum valalaha da buldum billahide buldum sırf senin için buldum
aşagı mahallede yusuf usta varya oto tamircisi orda iş buldum o bana iş verdi derdimi aşkımı anlattım ona bana komünistliği
bırakırsan sana o kızı isterim dedi ben senin için komünistliği bırakıp adalet partili bile oldum şimdi ellerimde çiççek ve çikolata laci leri çekmiş bi vaziyette senin evinin karşısnda sana bakıyoruz gözlerim dolu dolu olmuş sarsılıyorum devrilmemek için yerlere ustama dayanıyorum
çünkü sen gelin olmuştun gidiyordun benimde bi yanımı söküp götürerek ben gene son sigaramı alıp gece lambamın önüne dönüyorum sana elveda diyerek
www.gungorun.beldesi.com
İşi gücü dır dır,
Her zaman bulur bir hır.
Lokmayı geçirmez boğazdan,
Huzur bozar esahtan.
Ben mi sen mi?
Dinle hele dersin dinlemez,
Kendi bildiğinden hiç inmez.
Biri Allah der biri, peygamber,
Vurur beyine bir damper.
Ben mi sen mi?
Sahip PAKSOY
Her zaman bulur bir hır.
Lokmayı geçirmez boğazdan,
Huzur bozar esahtan.
Ben mi sen mi?
Dinle hele dersin dinlemez,
Kendi bildiğinden hiç inmez.
Biri Allah der biri, peygamber,
Vurur beyine bir damper.
Ben mi sen mi?
Sahip PAKSOY
RÜŞVET HANIM
Bir kızı oldu toplumun
Adını koydu rüşvet
Süt annesi tuttular doymazdan,
Dadı tuttular utanmazdan.
Fakirin azığını verdiler,
Yetimin harçlığını,
Rüzgardan taç yaptı Rüşvet,
Bebelerin geleceğinden mekan,
Kuştüyü yataklarda büyüdü
Bir taze dilber oldu,
Çiçek açtı her bahçede
Her nasibi elinin tersiyle itti,
Kayıp dediler bir gün
Rüşvet Hanım neyse ama
Peşinden nice delikanlılar gitti.
2003
Bir kızı oldu toplumun
Adını koydu rüşvet
Süt annesi tuttular doymazdan,
Dadı tuttular utanmazdan.
Fakirin azığını verdiler,
Yetimin harçlığını,
Rüzgardan taç yaptı Rüşvet,
Bebelerin geleceğinden mekan,
Kuştüyü yataklarda büyüdü
Bir taze dilber oldu,
Çiçek açtı her bahçede
Her nasibi elinin tersiyle itti,
Kayıp dediler bir gün
Rüşvet Hanım neyse ama
Peşinden nice delikanlılar gitti.
2003
SENİ YAŞAYABİLMEK SENİ..
ÖMRÜNÜ YAŞARKEN , YAŞAYAMAMAKTIR.
SENİ TANIYABİLMEK SENİ,
KENDİNİ BİLE YAŞAYAMAMAKTIR.
ÇÜNKÜ, BİR GÖZLERİ DÜNYASIN SEN..
NE YANA BAKSAN DAĞ, DENİZ.
BENİM GÖZLERDEN DÖKÜLEN DAMLA,
BENİM ÖMRÜ TÜKENMİŞ SOLUK BİR BENİZ.
SENİ ANLAYABİLMEK SENİ,
SENDEN ÖTE UNUTMAKTIR HER ŞEYİ.
SENİ ANLAYABİLMEK SENİ,
BENİ SENDE YOK ETMEKTİR.
Kİ… VARSIN SEN. SENDEN ÖTESİ BİR KALINTIDIR.
GÜL DEDİKLERİ VAR YA GÜLÜM,
YANAKLARINDAN ÇALINTIDIR.
SENİ DOKUNABİLMEK SENİ,
BAHTİYAR DEDİĞİN O OLSA GEREK.
VE DOKUNABİLMEK SANA,
ZEHRİNİ SOLUDUĞUM ENGEREK.
AL ÖYLEYSE YEŞİL DALLARDA KALSIN.
KILSIN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ DÜSTURSUZ RÜZİGAR.
ÜFÜRSÜN KULAKLARIMA İSMİNİ,
ADIN İÇİME DERT, ESSİN KAÇ YAZAR.
SENİ BAĞIRABİLMEK SENİ,
TÜRKÜDÜR,
TÜKENMEZ ÇIĞIRTKANLARI.
LAL KESİLMİŞ SEVDAM…
AĞLASAM KİME NE , KİME KAÇ YAZAR.
SENİ DÜŞÜNEBİLMEK SENİ,
BİR DELİNİN İŞİDİR BELKİ DE,
ÇÜNKÜ SENİ DÜŞÜNEBİLMEK,
AKLA ZARAR, AKLA ZARAR.
SENİ TUTABİLMEK,
ATEŞİ AVUÇLAMAKTIR.
KANAMAKTIR ÇELİĞİN KANADIĞI GİBİ.
SENİ TUTABİLMEK SENİ,
KURUMAKTIR DAMARDA SON DAMLAYA KADAR.
SENİ SEVEBİLMEK SENİ,
DÜŞMAN OLMAKTIR DOĞAN GÜNEŞE,
Kİ GECELER KARANLIKTIR.
SENİ SEVEBİLMEK SENİ,
BİTMESİN GECE, SABAHA KADAR…
ÖMRÜNÜ YAŞARKEN , YAŞAYAMAMAKTIR.
SENİ TANIYABİLMEK SENİ,
KENDİNİ BİLE YAŞAYAMAMAKTIR.
ÇÜNKÜ, BİR GÖZLERİ DÜNYASIN SEN..
NE YANA BAKSAN DAĞ, DENİZ.
BENİM GÖZLERDEN DÖKÜLEN DAMLA,
BENİM ÖMRÜ TÜKENMİŞ SOLUK BİR BENİZ.
SENİ ANLAYABİLMEK SENİ,
SENDEN ÖTE UNUTMAKTIR HER ŞEYİ.
SENİ ANLAYABİLMEK SENİ,
BENİ SENDE YOK ETMEKTİR.
Kİ… VARSIN SEN. SENDEN ÖTESİ BİR KALINTIDIR.
GÜL DEDİKLERİ VAR YA GÜLÜM,
YANAKLARINDAN ÇALINTIDIR.
SENİ DOKUNABİLMEK SENİ,
BAHTİYAR DEDİĞİN O OLSA GEREK.
VE DOKUNABİLMEK SANA,
ZEHRİNİ SOLUDUĞUM ENGEREK.
AL ÖYLEYSE YEŞİL DALLARDA KALSIN.
KILSIN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ DÜSTURSUZ RÜZİGAR.
ÜFÜRSÜN KULAKLARIMA İSMİNİ,
ADIN İÇİME DERT, ESSİN KAÇ YAZAR.
SENİ BAĞIRABİLMEK SENİ,
TÜRKÜDÜR,
TÜKENMEZ ÇIĞIRTKANLARI.
LAL KESİLMİŞ SEVDAM…
AĞLASAM KİME NE , KİME KAÇ YAZAR.
SENİ DÜŞÜNEBİLMEK SENİ,
BİR DELİNİN İŞİDİR BELKİ DE,
ÇÜNKÜ SENİ DÜŞÜNEBİLMEK,
AKLA ZARAR, AKLA ZARAR.
SENİ TUTABİLMEK,
ATEŞİ AVUÇLAMAKTIR.
KANAMAKTIR ÇELİĞİN KANADIĞI GİBİ.
SENİ TUTABİLMEK SENİ,
KURUMAKTIR DAMARDA SON DAMLAYA KADAR.
SENİ SEVEBİLMEK SENİ,
DÜŞMAN OLMAKTIR DOĞAN GÜNEŞE,
Kİ GECELER KARANLIKTIR.
SENİ SEVEBİLMEK SENİ,
BİTMESİN GECE, SABAHA KADAR…
Gece yorgun,gece vurgun,uykusuz süngüsünün parlayışı idi Mehmetçiğin.
Akşehir üstünden Afyon´a doğru yeden Elif´in Kağnısı´nda tekerlek gıcırtısı idi.
Gece kar,dolu,fırtına idi,gece kucak kucak soğuktu.
Gece Atam´ın Kalpağı idi karanlıkta, ince bacaklarının üzerinde yaylanarak Afyon Ovası´na atlarken;saat kaç dediği anda,üçbuçuklarda Yiğit´in..
Gece yıllar,gece aylar aç, susuz,umarsızdı.
Telgrafhanenin tıkırtısı idi gece;daha sonra makine,entertip,bobin.
Gece dağ,taş,kurt,kuş uykuda,hücum sesi idi Komutan´ın düşman üstüne.
Yaralarından inleyen askerin,ağıdını ünleyen ninenin,gözü yaşlı ananın,bağrı daşlı yarin sesi idi...
Gece yıllar,aylar sonrası idi;sabahlayan öğrencinin önce şinanayında fitil,sonra kandilinde yağ,elektriğinde ampul ve floresanının feri idi,ışığının parıltısı...
Gece mahpuslarda puşt zulalarının çalıştığı an oldu.
Tek yol....diye yazdıktan sonra duvara,pat pat koşma ve bir kurşun darbesinde düşmesi ile yere gencin,sabaha gazete haberi oldu gece...
Geceler düşman oldu,dost oldu,arkadaş,eş.
Ağustos böceklerinin cırcırıdır gece,yarasanın bıçak gibi kestiği cartlak sesi ile ay ışığında..
Yoldan geçen bir motorlu taşıtın vınlaması.
Çarşafından kol atan kadının inlemesi gece...
Kırpışan yıdızların gölgesinde pencereleri tarayış;
Ağaçların saçını tarayan rüzgarın uğultusu;
Deredeki kurbağa vıraklamaları,denizin dalgası gece...
Sen başka,ben başka odalarda düş gördüğümüz,hayal kurduğumuzdur gece.
Belki de horladığımız!..
Kim kimin koynunda şimdi,kim taş sedirde,bilinmez,belki de yalnız ?!..
Gül memelerinin üstünde uyumak istediğim;
Kollarıma alışım,yastığı ezişimizdir,kimi okşayışımız.
Seni koynumda beslediğimdir gece...
Alabildiğince geniş ufuklara ünlediğim,derin uykulara daldığımdır gece,uyuyamadığım!..
Gece sessiz,gece sakin...
Uyur gece serinde, buram buram terde.
İyi geceler,iyi uykular!..
Nasıl iyi geceler ha,nasıl iyi uykular?
Zaten hep iyi geceler,iyi uykulardayız,uyumaktayız.
Bu nasıl uyumaktır,üstümüze ölü toprağı srpilmiş?!.
Üstümüzden yorgan alınmış,yatağımız su üstünde;ateş düşmüş bağrımıza hala uyur da uyuruz...
Gece nedir güzelim,gece nedir?
İşte budur gece, uyur ha uyur,aygın baygın,döşek içi.
Ölümün kardeşidir gece.
Gece gözlüm demiyorum,bal gözlüm,yosun gözlüm!..
Kör olasın demiyorum,kör olma da gör,gör ki neler açtın başıma!
Gece demiyorum sana, alaca karanlığım,seherim.
Dilerim olasın sarı sıcağım;umudun sonsuzluğunda,türkü sıcaklığında..
Gece nedir güzelim bilir misin?
Atam´ın İlkeleri ışığında karanlığın bitip,aydınlığın başlangıcıdır gece.
Akşehir üstünden Afyon´a doğru yeden Elif´in Kağnısı´nda tekerlek gıcırtısı idi.
Gece kar,dolu,fırtına idi,gece kucak kucak soğuktu.
Gece Atam´ın Kalpağı idi karanlıkta, ince bacaklarının üzerinde yaylanarak Afyon Ovası´na atlarken;saat kaç dediği anda,üçbuçuklarda Yiğit´in..
Gece yıllar,gece aylar aç, susuz,umarsızdı.
Telgrafhanenin tıkırtısı idi gece;daha sonra makine,entertip,bobin.
Gece dağ,taş,kurt,kuş uykuda,hücum sesi idi Komutan´ın düşman üstüne.
Yaralarından inleyen askerin,ağıdını ünleyen ninenin,gözü yaşlı ananın,bağrı daşlı yarin sesi idi...
Gece yıllar,aylar sonrası idi;sabahlayan öğrencinin önce şinanayında fitil,sonra kandilinde yağ,elektriğinde ampul ve floresanının feri idi,ışığının parıltısı...
Gece mahpuslarda puşt zulalarının çalıştığı an oldu.
Tek yol....diye yazdıktan sonra duvara,pat pat koşma ve bir kurşun darbesinde düşmesi ile yere gencin,sabaha gazete haberi oldu gece...
Geceler düşman oldu,dost oldu,arkadaş,eş.
Ağustos böceklerinin cırcırıdır gece,yarasanın bıçak gibi kestiği cartlak sesi ile ay ışığında..
Yoldan geçen bir motorlu taşıtın vınlaması.
Çarşafından kol atan kadının inlemesi gece...
Kırpışan yıdızların gölgesinde pencereleri tarayış;
Ağaçların saçını tarayan rüzgarın uğultusu;
Deredeki kurbağa vıraklamaları,denizin dalgası gece...
Sen başka,ben başka odalarda düş gördüğümüz,hayal kurduğumuzdur gece.
Belki de horladığımız!..
Kim kimin koynunda şimdi,kim taş sedirde,bilinmez,belki de yalnız ?!..
Gül memelerinin üstünde uyumak istediğim;
Kollarıma alışım,yastığı ezişimizdir,kimi okşayışımız.
Seni koynumda beslediğimdir gece...
Alabildiğince geniş ufuklara ünlediğim,derin uykulara daldığımdır gece,uyuyamadığım!..
Gece sessiz,gece sakin...
Uyur gece serinde, buram buram terde.
İyi geceler,iyi uykular!..
Nasıl iyi geceler ha,nasıl iyi uykular?
Zaten hep iyi geceler,iyi uykulardayız,uyumaktayız.
Bu nasıl uyumaktır,üstümüze ölü toprağı srpilmiş?!.
Üstümüzden yorgan alınmış,yatağımız su üstünde;ateş düşmüş bağrımıza hala uyur da uyuruz...
Gece nedir güzelim,gece nedir?
İşte budur gece, uyur ha uyur,aygın baygın,döşek içi.
Ölümün kardeşidir gece.
Gece gözlüm demiyorum,bal gözlüm,yosun gözlüm!..
Kör olasın demiyorum,kör olma da gör,gör ki neler açtın başıma!
Gece demiyorum sana, alaca karanlığım,seherim.
Dilerim olasın sarı sıcağım;umudun sonsuzluğunda,türkü sıcaklığında..
Gece nedir güzelim bilir misin?
Atam´ın İlkeleri ışığında karanlığın bitip,aydınlığın başlangıcıdır gece.