BAYRAM SEVİNCİ
Bayram sevinci arefeyle başlar.
Ramazanın bitimi;bir sevinç,bir hüzün.
Tatlı bir şeker,bir huzur.
Bayramlar çok güzel.
Çocuklar bayramlaşır.
Saatleri,dakikaları sayılan.
Torbalarla şeker toplanan.
Bayramlar çok güzel.
Toplu yemekler yenilen.
Husumeti,buzları eriten.
Namaz kılmayana kıldıran.
Bayramlar çok güzel.
Kurbanların kesildiği.
Sıcak sıcak etlerin yendiği.
Ahbapların,dostların geldiği.
Bayramlar çok güzel.
Gurbette bayramlar bir bir sıralanır.
Garipler,yetimler sevinir.
Yollarda insanlar sıralanır.
İnsanlar şen,yüzler mutlu.
Bayramlar çok güzel.
İlkay COŞKUN ( Mühendis )
Bir Demet Şiir ve Gönül
Telimden Nameler adlı şiir
kitaplarının yazarı.
Bayram sevinci arefeyle başlar.
Ramazanın bitimi;bir sevinç,bir hüzün.
Tatlı bir şeker,bir huzur.
Bayramlar çok güzel.
Çocuklar bayramlaşır.
Saatleri,dakikaları sayılan.
Torbalarla şeker toplanan.
Bayramlar çok güzel.
Toplu yemekler yenilen.
Husumeti,buzları eriten.
Namaz kılmayana kıldıran.
Bayramlar çok güzel.
Kurbanların kesildiği.
Sıcak sıcak etlerin yendiği.
Ahbapların,dostların geldiği.
Bayramlar çok güzel.
Gurbette bayramlar bir bir sıralanır.
Garipler,yetimler sevinir.
Yollarda insanlar sıralanır.
İnsanlar şen,yüzler mutlu.
Bayramlar çok güzel.
İlkay COŞKUN ( Mühendis )
Bir Demet Şiir ve Gönül
Telimden Nameler adlı şiir
kitaplarının yazarı.
İlkay COŞKUN
BİZİM KÖYÜN EVLERİ
Samanlı kerpiçten duvarları,
Evin altında hayvan damları,
Oluklu kiremitlerle kaplı çatıları,
Evin tabanına çakılıdır tahtaları,
Tavanları motiflerle dolu sanatları,
İçinde gezmeden sayamazsın haneleri
Yaşayanlar çok mutludur yoktur baheneleri
Yemyeşil bahçelere bakar küçük pençereleri,
Ağaç dallarının eve girecek gibi olur çiçekleri,
Kayalar dibindeki yosunlar kokar açınca kapıları,
Akordiyonsuz tik tak melodilidir.
Damdan çıkan tahta döşemeli merdivenleri,
Agustos böceginin muhabbetleri vardır,
çatıları kaplayan ağaç dallarında
yagmuru hiç sevmez
Aktarılmamış kırık kiremitli çatıları,
Yıllanmış şarap içimi gibidir
İçinde yaşam görseler bile
Beşyıldızlı otelleri.
İBRAHİM ÖZDEMİR
Samanlı kerpiçten duvarları,
Evin altında hayvan damları,
Oluklu kiremitlerle kaplı çatıları,
Evin tabanına çakılıdır tahtaları,
Tavanları motiflerle dolu sanatları,
İçinde gezmeden sayamazsın haneleri
Yaşayanlar çok mutludur yoktur baheneleri
Yemyeşil bahçelere bakar küçük pençereleri,
Ağaç dallarının eve girecek gibi olur çiçekleri,
Kayalar dibindeki yosunlar kokar açınca kapıları,
Akordiyonsuz tik tak melodilidir.
Damdan çıkan tahta döşemeli merdivenleri,
Agustos böceginin muhabbetleri vardır,
çatıları kaplayan ağaç dallarında
yagmuru hiç sevmez
Aktarılmamış kırık kiremitli çatıları,
Yıllanmış şarap içimi gibidir
İçinde yaşam görseler bile
Beşyıldızlı otelleri.
İBRAHİM ÖZDEMİR
Oturdum koltuğa
Düşündüm:”Bugün ne yaptım?”diye.
Sonra sarıldım kumandaya
Bir iki saçma programdan sonra
Buldum haberleri
Yine savaş vardı televizyonda
Yine acı,üzüntü.
Anaların içli feryatları
Kapattım televizyonu
Soludum havayı
Çiçek kokmuyordu hava
Kan kokuyordu,kan
Evet,savaş vardı gerçekten
Uzakta tank,tüfek sesleri
Ve yine feryatlar çığlıklar
Silah tutuyor o küçük eller
Şeker yerine
Gözlerde hep aynı ifade ve yaşlar
Titriyor küçük;elleri soğuk,üşüyor
Bir anne süt kokuyor
Ama elleri evladının kanıyla bulanmış
Ey büyükler,sözüm size!
Aldığınız bin karış toprak
Bir cana değer mi?
Aldığınız tonlarca petrol
Bir damla yaşa değer mi?
Ne istiyorsunuz bu dünyadan?
Analardan,çocuklardan...
Silah tutmasın o küçük eller
Çiçek yerine...
Çocukların gözünde bir damla yaş
Bir damla korku kalmasın
SAVAŞLAR OLMASIN!!!
Düşündüm:”Bugün ne yaptım?”diye.
Sonra sarıldım kumandaya
Bir iki saçma programdan sonra
Buldum haberleri
Yine savaş vardı televizyonda
Yine acı,üzüntü.
Anaların içli feryatları
Kapattım televizyonu
Soludum havayı
Çiçek kokmuyordu hava
Kan kokuyordu,kan
Evet,savaş vardı gerçekten
Uzakta tank,tüfek sesleri
Ve yine feryatlar çığlıklar
Silah tutuyor o küçük eller
Şeker yerine
Gözlerde hep aynı ifade ve yaşlar
Titriyor küçük;elleri soğuk,üşüyor
Bir anne süt kokuyor
Ama elleri evladının kanıyla bulanmış
Ey büyükler,sözüm size!
Aldığınız bin karış toprak
Bir cana değer mi?
Aldığınız tonlarca petrol
Bir damla yaşa değer mi?
Ne istiyorsunuz bu dünyadan?
Analardan,çocuklardan...
Silah tutmasın o küçük eller
Çiçek yerine...
Çocukların gözünde bir damla yaş
Bir damla korku kalmasın
SAVAŞLAR OLMASIN!!!
Hangi gün seni düşünmeye kalksam
Ellerim cebimde dolaşırım caddelerinde
İçimde büyüttün acıyı büyütürüm dağıtırım yüreğime
Bu bitlisin ıssız sokaklarında sevgilim
Seni hatırlatır ve anlatır bana
Kaldırımlar ise söyler en mahrem sırlarını
Bak yine bizim şarkımızı mırıldanız köşedeki dilenci
Bana seni özletir hatırları bu Bitlis sokakları
Son umut günümüz gelir hatırıma
Gülücükler ise canalrın gözlerimde
Sevgi işler dağlar dört dağ arasında
Bana sensizliği öğretir bu nitlis sokakları
Hatırlarmısın mahalle başında yürüdüğümüz anı
Senle geçen o mutlu günümüzü hatırlarmısın
Kömüsün o yokuşlu yollarında yürüdüğümüzü
İçimizden derdikki ah Bitlis sokakları
Didebana çıktığımız anı hatırlarmısın sevgilim
Çığlık çığlığa aşkımızı haykırdığımızı
Hatırlarmısın konutlarda öpüştüğümüzü
Birde bir şarkı tutturmuştuk ah bu bitis sokakakları ayırma bizi
Şiir Bitlis sokakları
Yazan:serdar aslan
Seni sevmek yağmuru sevmek gibi,
Islatıyor gözlerimi,
Sana dokunmak dokunduğunu sanmak,
Korkutuyor beni..
Kaçma benden gözlerini alıp gitme,
Yanıma yaklaş biraz saçlarını okşayayım,
Al,ellerin senin olsun,
Yalnız dizlerin,orada ağlayayım..
Böyle değildik biz eskiden,
Ellerimiz ellerimize yabancı değildi,
Sen kaçabildiğin kadar senindin,
Ben ölebildiğim kadar senin..
Biliyorum sen de pişmansın şimdi,
Geri dönmek istemek ve dönememek,
Okşatmadığın saçlarının terk etmesi,
Ve dizlerinde kendi gözyaşların...
Islatıyor gözlerimi,
Sana dokunmak dokunduğunu sanmak,
Korkutuyor beni..
Kaçma benden gözlerini alıp gitme,
Yanıma yaklaş biraz saçlarını okşayayım,
Al,ellerin senin olsun,
Yalnız dizlerin,orada ağlayayım..
Böyle değildik biz eskiden,
Ellerimiz ellerimize yabancı değildi,
Sen kaçabildiğin kadar senindin,
Ben ölebildiğim kadar senin..
Biliyorum sen de pişmansın şimdi,
Geri dönmek istemek ve dönememek,
Okşatmadığın saçlarının terk etmesi,
Ve dizlerinde kendi gözyaşların...
Yaşım kadar eskidi yüzüm
Sakallarım erken çıkar oldu
Fark etmeden
Tebessümümde kaybolmuş
Zevk almaz oldum artık yaşamdan
Çünkü varlığını yaşamadan
Yokluğunu düşünüp
Kendimi karanlığa atar oldum
Bazen uzaklara dalıyorum
Beklide uzaklardır
Her şeyin çözümü
Beklide uzaklardasın sen
Fakat
Biliyorum ki uzaklar
Beni
Sana daha çok kenetleyecek
Sakallarım erken çıkar oldu
Fark etmeden
Tebessümümde kaybolmuş
Zevk almaz oldum artık yaşamdan
Çünkü varlığını yaşamadan
Yokluğunu düşünüp
Kendimi karanlığa atar oldum
Bazen uzaklara dalıyorum
Beklide uzaklardır
Her şeyin çözümü
Beklide uzaklardasın sen
Fakat
Biliyorum ki uzaklar
Beni
Sana daha çok kenetleyecek
Filler mezarlığında fil ölüleri
Ve belki birkaç da şiir bulursunuz
Ki o şiirler kendi ölümlerini sezen
Birer kuğuydular kuytu sularda
Ve belki birkaç da şiir bulursunuz
Ki o şiirler kendi ölümlerini sezen
Birer kuğuydular kuytu sularda