Kötü şeyler yazmak istemiyorum
Artık
Sıkıldım
Ben güzel şeylerden bahsetmek istiyorum
Hoş şeyler yazmak
Zorluyorum kendimi
mecbur bırakıyorum
bazen
sokuyorum dört tarafı kapalı
süslü güzel
bir
odaya
baskıya gelemem ama
güzellik bile sıkar beni bazen
ben güzel şeyler yazmak istiyorum
ama
napayım
elimde değil
Artık
Sıkıldım
Ben güzel şeylerden bahsetmek istiyorum
Hoş şeyler yazmak
Zorluyorum kendimi
mecbur bırakıyorum
bazen
sokuyorum dört tarafı kapalı
süslü güzel
bir
odaya
baskıya gelemem ama
güzellik bile sıkar beni bazen
ben güzel şeyler yazmak istiyorum
ama
napayım
elimde değil
Evrim Bani
insani yildiran,
yaşadigi yillar,
degil,
ulaşamadigi,
hayallerdir,
hayatta en aci,
sey olum degil,
yasanmasi,
mümkünken,
sevdiginden ayri,
kalmaktir bebegim,
yaşadigi yillar,
degil,
ulaşamadigi,
hayallerdir,
hayatta en aci,
sey olum degil,
yasanmasi,
mümkünken,
sevdiginden ayri,
kalmaktir bebegim,
Böyle eşitlik olmaz
Sen cennette hurilerle gülüşürken
Ben cehennemde ateşle sevişiyordum
Tam günahlarımdan arınmıştım ki sen geldin
Meğer ben ne aptalmışım
Kendimi yanıyor sanmışım
Asıl ateş seninkiymiş, yazık çok geç anladım
Kendimi bilmeden ateşe attım.
Eşitlik dediğin böyle mi olur.
bekliyorum seni yine gelirsin diye
elimde sigara paketiyle pencere köşesinde
ağlıyorum acılar çekerek
kendime ,sana ve kaybolan aşkıma
kapım giderken bıraktığın gibi duruyor
kapatamıyorum seni bekliyorum belki gelirsin diye
bekliyorum ,gözlerimde yaşlarala seni
ümit ediyorum belki gelirsin diye
biliyorum bu bir düş
asla gerçekleşmeyecek
bildiğim tek birşey var seni eskisinden çok sevdiğim
bekliyorum seni karanlık çöküyor
korkunç can alıcı bir karanlık
korkuyorum çünkü seni böyle bir gecede kaybetmiştim
bekliyorum yine seni
deniz halime ağlıyor
,rüzgar gülüp geçiyor
dostlarım seni çoktan unutmuştur diyorlar
söyle ela gözlüm doğrumu
beni sevme,düşünme istersen öldü bil
am sakın seni unuttum deme
elimde sigara paketiyle pencere köşesinde
ağlıyorum acılar çekerek
kendime ,sana ve kaybolan aşkıma
kapım giderken bıraktığın gibi duruyor
kapatamıyorum seni bekliyorum belki gelirsin diye
bekliyorum ,gözlerimde yaşlarala seni
ümit ediyorum belki gelirsin diye
biliyorum bu bir düş
asla gerçekleşmeyecek
bildiğim tek birşey var seni eskisinden çok sevdiğim
bekliyorum seni karanlık çöküyor
korkunç can alıcı bir karanlık
korkuyorum çünkü seni böyle bir gecede kaybetmiştim
bekliyorum yine seni
deniz halime ağlıyor
,rüzgar gülüp geçiyor
dostlarım seni çoktan unutmuştur diyorlar
söyle ela gözlüm doğrumu
beni sevme,düşünme istersen öldü bil
am sakın seni unuttum deme
Hallaç pamuğunda hepimiz
Gönüllerimiz ibrişimden nakış
Sarılırız bobinlere birlikte
Çeşniçeşni kazaklarda deseniz
Arda Türalemdar
Gönüllerimiz ibrişimden nakış
Sarılırız bobinlere birlikte
Çeşniçeşni kazaklarda deseniz
Arda Türalemdar
Ölmüş o, ayrı düşmüş sürüden,
ayakları dışarda örtüden.
Ölmüş herkes gibi ölen insan,
Yalnız ayaklar kalmış yaşayan.
Ardından ölüme düşen başın
İki kardeş bakakalmış şaşkın.
Der ki, bu ayakları görenler,
Başım değilmiş düşünen meğer.
Ayaklarım, az gide uz gide,
Ayaklarım, ümitler peşinde!
Yolcu ölmüş; ite ayaklar hür!
Yolcu ölmüş; ayaklar düşünür...
ayakları dışarda örtüden.
Ölmüş herkes gibi ölen insan,
Yalnız ayaklar kalmış yaşayan.
Ardından ölüme düşen başın
İki kardeş bakakalmış şaşkın.
Der ki, bu ayakları görenler,
Başım değilmiş düşünen meğer.
Ayaklarım, az gide uz gide,
Ayaklarım, ümitler peşinde!
Yolcu ölmüş; ite ayaklar hür!
Yolcu ölmüş; ayaklar düşünür...
Güneş saklanınca dağların ardına,
Günah melekleri çıkar sokaklara.
"İmparator" un çirkin köleleri
Ellerinde adisyon fişleriyle
Sıralanır loş masa önlerine..
Bir kuşun kanadında geçtik akdenizi
Altın sarısı kumlarını, kan kızıl koylarını,
Ve bir sevda türküsünü anımsadık.
İlk ışıkları vurunca akçadenize,
Dalgalar dinginleşir,
Şavkı vurur, aydınlanır odalar.
"Köleler" yataklarda yorgun
Çeker tesbihini ya sabır makamında.
Benzer yaşam öykülerini anlatır,
Uzak diyarlarda maviş gözlü bebeler
Analara emanettir.
Ve yüreklerinde "birgün mutlaka"
Sevgisiz, insansız, ihanetsiz yaşamlar..
Gerçekleşirse özlem,
Çırpınır bir daha Karadeniz.
Anlatılan masallar kalır dillerde.
Hani sıcaklar bastırır,yaz gelir,
Hani yürekler sevdaya palazlanır,
Hani iki yürek buluşur ya,
Eller kenetlenir, bedenler tümleşir..
Apansız fırtınalar kopar.
Dolunayda kan yükselir damarlarda.
Astımlı hasta gibi soluklar,
Zorlar göğsünün kafesini,
Anlatılar karadenizden
Akdenize uzanır,
Bir kuşun kanadından
Seyreylenir yaşamlar..
II.
Günahlar güneşle çekilir odalara.
İmparator " malibu" içerken meksikalı
Sapkın "yalnız kurtlar" dörtçekerlilerde
Taşır kanatsız melekleri,
gecenin en yalnız saatlerine.
Yüreğimizdeki sevdayı anlatırız.
Tanıdık, dişi bedenlere.
Tüm çekim eklerinin di’li geçmiş zamanını.
Bırakır bir kenara,
Ağıdımızı haykırırız.
Ey hüzün git artık,
Kuzeyli dilberlerle günah vaktidir
Sonra;
Tutkulu bedenlerde giyinik "geyşalar"
Karadenizin kuzeyini anlatır.
Dilleri dillerimize yabancı.
Ey kanadı kırık,
Yeleleri sapkın ayrılıklar
İhaneti dostluğa çanak tutanlar
Karadeniz, akdeniz çırpınıyor
Kanatlarında seyreylerken yoz dağları
Gözlerim pınar olur, kan akar "çıkartmada"
Mor salkımlı dağları dolaşırız,
Figuran rollerde sarışın bedenler
Unutturmak eyleminin başlangıcı
Ve Beşparmak’ta yok olan umutlarım.
Ben ah çekerken, bir daha, bir daha ah..
Salkım olur, saçaklanır zakkumlu ağaççıklar.
Bir güzelin katli vacip fetvası savrulur manastırdan.
III.
Biz acıları tadarken bedenlerimizle,
Uzak diyarlardan seslenir ağıdımız.
Memet dayı’ya verdiğimiz ant,
Gözlerimizde şavkılanır.
Unutma;
Sözümüz namusumuzdur.
Sen rahat uyudukça toprağında
Andımız ve adımızdır arda kalan.
IV.
Biz üç kişiydik.
Ben , sen ve o.
Sen’i ihanet denizine gönderdim.
Ben, temmuza hükümlü.
O; gözleri (bakmaya doyamadığım),
Elleri (öylesine güzel, anlamlı) ve ruhuyla,
Bedenimde gizlidir.
Biz üç kişiydik.
Ben, infazım hazır "kaç ay kaldı ki,
Sen, yaşanmamış birkaç gün.
O; şimdi bedenimde onulmaz yaradır ,
Masum ve gizemli.
V.
Öyküler başladığı gibi bitmez.
Başlanan rol aktörleri de etkilerse,
Senaryolar değiştirebilir.
Şimdi ‘yaşam’ bölümünün finali çekilecek.
Kamera hazır.
Motor, başla komutu.
Gözlerimde hüznün bulutları gezinir.
Film biter.
Dağbaşları bulutlanır.
Yazılmamış öyküler,
Daha yaşanmamıştır bilesiniz.
Yaşanırsa sevinçler,
Acıdır ve hüzündür bilir misiniz?
Biz kaç kişiydik, öldük.
Bir sen kaldın geride,
Birde senli anılarımla ben.
08.06.1999
kırıkhan
Günah melekleri çıkar sokaklara.
"İmparator" un çirkin köleleri
Ellerinde adisyon fişleriyle
Sıralanır loş masa önlerine..
Bir kuşun kanadında geçtik akdenizi
Altın sarısı kumlarını, kan kızıl koylarını,
Ve bir sevda türküsünü anımsadık.
İlk ışıkları vurunca akçadenize,
Dalgalar dinginleşir,
Şavkı vurur, aydınlanır odalar.
"Köleler" yataklarda yorgun
Çeker tesbihini ya sabır makamında.
Benzer yaşam öykülerini anlatır,
Uzak diyarlarda maviş gözlü bebeler
Analara emanettir.
Ve yüreklerinde "birgün mutlaka"
Sevgisiz, insansız, ihanetsiz yaşamlar..
Gerçekleşirse özlem,
Çırpınır bir daha Karadeniz.
Anlatılan masallar kalır dillerde.
Hani sıcaklar bastırır,yaz gelir,
Hani yürekler sevdaya palazlanır,
Hani iki yürek buluşur ya,
Eller kenetlenir, bedenler tümleşir..
Apansız fırtınalar kopar.
Dolunayda kan yükselir damarlarda.
Astımlı hasta gibi soluklar,
Zorlar göğsünün kafesini,
Anlatılar karadenizden
Akdenize uzanır,
Bir kuşun kanadından
Seyreylenir yaşamlar..
II.
Günahlar güneşle çekilir odalara.
İmparator " malibu" içerken meksikalı
Sapkın "yalnız kurtlar" dörtçekerlilerde
Taşır kanatsız melekleri,
gecenin en yalnız saatlerine.
Yüreğimizdeki sevdayı anlatırız.
Tanıdık, dişi bedenlere.
Tüm çekim eklerinin di’li geçmiş zamanını.
Bırakır bir kenara,
Ağıdımızı haykırırız.
Ey hüzün git artık,
Kuzeyli dilberlerle günah vaktidir
Sonra;
Tutkulu bedenlerde giyinik "geyşalar"
Karadenizin kuzeyini anlatır.
Dilleri dillerimize yabancı.
Ey kanadı kırık,
Yeleleri sapkın ayrılıklar
İhaneti dostluğa çanak tutanlar
Karadeniz, akdeniz çırpınıyor
Kanatlarında seyreylerken yoz dağları
Gözlerim pınar olur, kan akar "çıkartmada"
Mor salkımlı dağları dolaşırız,
Figuran rollerde sarışın bedenler
Unutturmak eyleminin başlangıcı
Ve Beşparmak’ta yok olan umutlarım.
Ben ah çekerken, bir daha, bir daha ah..
Salkım olur, saçaklanır zakkumlu ağaççıklar.
Bir güzelin katli vacip fetvası savrulur manastırdan.
III.
Biz acıları tadarken bedenlerimizle,
Uzak diyarlardan seslenir ağıdımız.
Memet dayı’ya verdiğimiz ant,
Gözlerimizde şavkılanır.
Unutma;
Sözümüz namusumuzdur.
Sen rahat uyudukça toprağında
Andımız ve adımızdır arda kalan.
IV.
Biz üç kişiydik.
Ben , sen ve o.
Sen’i ihanet denizine gönderdim.
Ben, temmuza hükümlü.
O; gözleri (bakmaya doyamadığım),
Elleri (öylesine güzel, anlamlı) ve ruhuyla,
Bedenimde gizlidir.
Biz üç kişiydik.
Ben, infazım hazır "kaç ay kaldı ki,
Sen, yaşanmamış birkaç gün.
O; şimdi bedenimde onulmaz yaradır ,
Masum ve gizemli.
V.
Öyküler başladığı gibi bitmez.
Başlanan rol aktörleri de etkilerse,
Senaryolar değiştirebilir.
Şimdi ‘yaşam’ bölümünün finali çekilecek.
Kamera hazır.
Motor, başla komutu.
Gözlerimde hüznün bulutları gezinir.
Film biter.
Dağbaşları bulutlanır.
Yazılmamış öyküler,
Daha yaşanmamıştır bilesiniz.
Yaşanırsa sevinçler,
Acıdır ve hüzündür bilir misiniz?
Biz kaç kişiydik, öldük.
Bir sen kaldın geride,
Birde senli anılarımla ben.
08.06.1999
kırıkhan