U harfi ile başlayan şairler
seni arıyorum düşlerimde
bulmak ne zor
görmek seni
duymak
dokunmak
anlamak ne zor
dertleşmek seninle
seninle gülüşmek
sonra
bir parkta yürümek
yalnızlığıma çare olan sigaramı
seninle içmek
ne zor
NASIL DOĞAYIM?

İstediğin oldu, yine kaçtın
Sanki eline ne geçti?
Yine ayrılığın kapısını açtın
Düşün oradan kim geçti?
Yine acıların aynısını saçtın
Bunu kalbin mi seçti?
Yine dertlere dert kattın
Sanki aşk mı bitti?
Yine her şeyi yabana attın
Artık hayallerde gitti
Ben sensiz nasıl, nasıl olayım?
Ben seninle doğmuştum
Bir daha nasıl doğayım?
Bir sonbahar günü, güneş batarken
Şöyle biraz dolaş ıssız yollarda,
Kurumuş yapraklar veda ederken,
Hasret şarkısını dinle dallarda.

Sonra düşün biraz geçen maziyi
Önceleri senin besteleyip te
Dallarda dinlediğin melodiyi.
Ve hisset hasretini yüreğinde.

Düşün terk ettiğin sevgilileri.
Yahut, terk eden sevdiklerini.
Dön bir bak savrulan yapraklara
Hatırlatsın sana geçen günleri.

Izdırabın dökülsün gözlerinden
Düşen her damla bin acıyı boğsun.
Sonra bir şeyler kopup yüreğinden
Her damla bir umut kaynağın olsun.
Ne kadar uzagı görebilir insan duyamaz kelebeğin kanat çırpışını
Kopartır bir bardak suda fırtınalar, keser umudu bilemediğin yarınlardan
Daha dün iki ayağı üzerinde duramazken görürsün dünyayı yıkmaya çalışırken
Ne kadar kör ne kadar şımarık nankör olur aslında hakkı olmayanı alırken
Görürsün ağlarken değerini bilmediğini kaybederken
Sonsuzdur arzularu bitmez istekleri sonunu göremezken
Ölmek ister aslında hiç yaşamamışken
ey yaar..
ey gözleri kurşun yarası..!
görmüyormusun ?
gökyüzünde ağlayan bir hilal var,
gözyaşında koskoca bir matem..

ey yaar..
ey sevdamın yasak belası..!
duymuyormusun ?
uzaklarda çoğalan bir isyan var,
sesinde incecik bir sitem..

ey yaar..
ey hasretin duman karası..!
sokakları kuşatıldı bu sevdanın,
içinde bir ölü yaşar..
dokunurken geceye yıldızlar,
kimsesiz ölüler,
kimliksiz sevdalar kanar..
GÖZYAŞI KASİDESİ

Nadide bir divâneyim baştan başa efsâneyim
Hicranım ahvâline mâtem güler ben ağlarım
Esrar Dede

BİR: Günahsız bir çift gözden akar gözyaşı
Sanki masum çimenler üstünde çiğdir bahar sabahı
Titretirken naif dudakları tuzlu tadı
Bir şebnemdir kırmızı gül yaprağında
Bir annenin ağlayışıdır çocuğu için
Derin denizlerden çıkarılmış inci tanesi gibi
Büyük sevdaların hüsranlı sonudur acıyla yoğrulmuş
Hüzzamdan bir ezgidir hüznün yanında
Yıldızlar kayarken gökyüzünde ve köpürürken denizler
Kimsesiz yetimlerin son sığınağıdır gözlerde büyüyen
İnsanlar azalıyor güleç yüzü sadaka bilen
Yoksul sessizlikler kuşatılıyor dar zamanlarda


Yaradanın yüce bir bağışıdır ihsanlarla dolu
Ulu yönelişlerde ıslanırken seccade
Gözlerin duasıdır eller açılmadan diller söylemeden
Rahmet kapısının girişinde dileklerle yüklü
Ruhlardaki depremi riyası olmayan tövbelerin


Bir göçmendir gözyaşı göz yurdunun ayrılmış
Ki bu yüzden çığlığına karışır hıçkırıkları
Soylu hasretler akıtır güzelliklere yorgun
Ululardan emanettir devredilir gözyaşı




İKİ:

Kalbini yatırır bağlamanın koluna
Kahrını yüklüyor nağmesine şimdi gurbetin
Yüzünü dönüp sılaya doğru
Bir bozlak haykırır Anadolu yaylasına
Eşliğinde süzülür gözyaşı solgun yanağa

Ağır ve kahırlı sevdalar gencecik omuzlarda
Birbirine hüzün sunarlar yaşanmış kederlerden
Uzun bir haykırıştır sevdaları kutlu kılan
Unutulurdu köşesinde tanık olmasaydı göçmen kuşlar
Kimseler bilmezdi kopup gelmeseydi yürekten

Sus ve ağlama artık gözyaşların ele veriyor seni
Matemini sarıyor gece korkulu karanlığıyla
Çılgın kısraklar üstünde uğulduyor rüzgar
Ölümü hatırlatıyor gök gürlemesi
Sus ve ağlama artık sabırla sessizliğine dön



ÜÇ:

Ağlayın diyordu ağlamayana
Gözyaşı akıtıp o güzel insan

Dualar edildi gözyaşı ile
Rahmetin ümidi kabule yakın

Kalbe şifa verir içten ağlayış
Korkuyu dağıtan şefkat ışığı

Katı taşta ne ot biter ne de gül
Yeşerir toprakta binlerce çiçek

İnsan ki duygudur baştan aşağı
Gözyaşını dökmek insana mahsus


DÖRT:

Bir yetimin elleri arasındaysa başı
Hıçkırıkları duyulmuyorsa kanadı kırık güvercinlerin
Izdırabın kıvranışına duyarsızsa gönüller
Ölmeye uzanıyorsa bir ceylan gözleri açık
Çıplak ayaklara batan diken batmıyorsa yüreklere
Gece yıldızlara bakıp şarkılar söylenmiyorsa

Artık gözyaşı dökmenin vakti gelmiştir

BEŞ:

Ne şikayet etti ne boyun büktü
Razı oldu ondan gelen her derde

Bir hicran bürümüş ufuklar sisli
Gözyaşı damlamış mezar taşına

Gizledi yaşını öz gözlerinden
Acıyı akıttı gönül yurduna

Baharda açmadı tomurcuk güller
Sonbahar gazeli şimdi ümitler

Unutulmuş hikayesi Mecnun’un
Büyüsü bozulmuş efsanelerin









ALTI:

Bahar gelmişken mavi gözlerine binbir çiçekle
Doğumları çoğalırken az olan
Donanırken türlü rengini dünya mor-yeşil
Sarı saçlarınla sen nereye gidiyorsun


Niçin geriye dönüp dönüp bakarak gidiyorsun
Öğleye ulaşamamış güneşler gibi batıyorsun
Sensin gül tomurcuklarının ardından ağladığı
Baharına kırağı dokunan gül de sensin

Annelerin en dehşetli depremidir hayatlarında
Ansız ve birdebire gelmişken ölüm
Asude yaşantıların üstüne devrilirken dağlar
Yası hatırladıkça büyür sustukça çoğalır ızdırabı

Uzanmışsın yabanın toprağına boylu boyunca
Al-kanın kına olmuş o nazik ellerine
Sonra nurlu yüzündeki tebessümle kime bakıyorsun
Nereye gidiyorsun kanatları üstünde meleklerin
Yeni değil hayat karşısında yenilgisi masalların
Ve acımasızlığı gurbet ellerde hüzünlerle gelen akşamların
Tanımsız bir çiledir kor ateşin düştüğü her yürekte
Ve uzak şehirlerin tenha sokaklarında kim duyar ağıdımızı

Artık gözyaşı dökmenin vakti gelmiştir





YEDİ:

Gökten damla damla iner gözyaşı
Ebemkuşağıyla taçlanır hüzün

Acının içine siner gözyaşı
Fırtınalar başlar toprak yarılır

Pınar kuruyunca diner gözyaşı
Viraneye döner gönül çaresiz

Kederin üstüne biner gözyaşı
Hayat tuz basılmış kılıç yarası











SEKİZ:

İçten kopan gözyaşı
Eritir en sert taşı

Kederler üstüne gam
Hüzünle gelir akşam

Yanağa süzülen su
Bir hicranın kokusu

Kalpte matem yazısı
Ruhun derin sızısı

Başlıyor gönül yası
Tükenirken hülyası

Kırık dal solgun çiçek
Görülen acı gerçek

Geldi ayrılık anı
Şimdi gurbet zamanı

Kirden arıt nefsini
Sen bulursun kendini

Bir hasretin türküsü
Gönüller üzüntüsü

Dert ile titrer sesi
Hayatın son gecesi

Her acıyla beraber
Buruk gözyaşı iner




DOKUZ:


Sakla son damlasını sevinç gözyaşının
Yeni efsanelerin ödülü olsun












Gonul dedim kalem geldi elime
Sen dedim, isminle basladim gunluge
Yarinlarim karanlikmi diye sordum kendime
Alin yazim iste. iyisiyle, kotusuyle

Saldim silaya gonlumu
Dusunmesin seni yine diye
Sevgi dolu guluslerle
Siladada daldi sana yine.

Seni animsatan sarkiyla
Agladim butun gece
Icimde derin bir bosluk biraktin diye
Hasret biraktin beni kendi huznume.

Kusmedim hic bir sehre
Ve kendimden baska kimseyi suclamadim
Benim, sensiz kalisim
alin yazim iste, iyisiyle kotusuyle