Karşıki dağlarda duman, yel olur,
Bayırında türlü çiçek, gül olur,
Aşılacak daha nice yol olur,
Gidelim gönül, bizim ellere.
Sıladan ayrıyım, gurbetteyim,
Sorma, çare bulunmaz dertteyim,
Bugün burda, yarın ahretteyim,
Gidelim gönül, bizim ellere.
Gönül, gurbette gezme görürler,
Bilmem nice sorular sorarlar,
Yüze gülüp arkandan söverler,
Gidelim gönül, bizim ellere.
Yanıkoğlu’yum sevmektir suçum,
Sevgiden, aşktan yana çok açım,
Bundandır dinmek bilmeyen sancım,
Gidelim gönül, bizim ellere.
Erzurum, 14 Mart 1977.
Bayırında türlü çiçek, gül olur,
Aşılacak daha nice yol olur,
Gidelim gönül, bizim ellere.
Sıladan ayrıyım, gurbetteyim,
Sorma, çare bulunmaz dertteyim,
Bugün burda, yarın ahretteyim,
Gidelim gönül, bizim ellere.
Gönül, gurbette gezme görürler,
Bilmem nice sorular sorarlar,
Yüze gülüp arkandan söverler,
Gidelim gönül, bizim ellere.
Yanıkoğlu’yum sevmektir suçum,
Sevgiden, aşktan yana çok açım,
Bundandır dinmek bilmeyen sancım,
Gidelim gönül, bizim ellere.
Erzurum, 14 Mart 1977.
Ferat GENÇ
Ağlayarak gelir insanoğlu dünyaya,
Her sevinci gözyaşıyla süsler.
Bazen derman olur gözyaşı,
Bazense hüzünlü bir beste
Kimi zaman kara toprağa düşer gözyaşı
Kimi zaman ak gelinliğe
Evet, ağlayarak gelir insan dünyaya
Ve ağlanarak uğurlanır kara toprağa
Her sevinci gözyaşıyla süsler.
Bazen derman olur gözyaşı,
Bazense hüzünlü bir beste
Kimi zaman kara toprağa düşer gözyaşı
Kimi zaman ak gelinliğe
Evet, ağlayarak gelir insan dünyaya
Ve ağlanarak uğurlanır kara toprağa
gözlerinden gözlerime baktığında
gözlerimden gözlerine vuran
ışığı gömüşsündür
kalbim hızla çarptığında
senin için olduğunu ve seninkinin
kapalı olduğunu farketmişsindir
hayata gülen yüzümün artık
ağladığını anlamışsındır
akşamları herkes uyurken benim
seni düşündüğümü
sezmişsindir
bir gün beni sevdiğini söyliyeceğine (rüyalarında)inanıyorsundur
UMARIIIIIMMMMMMMMMM
UMARIM
UMARIM
UMARIM...................???????´´´^^^+++%%&&//(())===???_____
gözlerimden gözlerine vuran
ışığı gömüşsündür
kalbim hızla çarptığında
senin için olduğunu ve seninkinin
kapalı olduğunu farketmişsindir
hayata gülen yüzümün artık
ağladığını anlamışsındır
akşamları herkes uyurken benim
seni düşündüğümü
sezmişsindir
bir gün beni sevdiğini söyliyeceğine (rüyalarında)inanıyorsundur
UMARIIIIIMMMMMMMMMM
UMARIM
UMARIM
UMARIM...................???????´´´^^^+++%%&&//(())===???_____
UYKULAR HARAM ,GECELER ZİNDAN,
SEN GİTTİN GİDELİ YÜREĞİM VİRAN,
SÖYLE, SÖYLE YAR ..NEDEN VURDUN?
HANİ GİTMEYECEKTİN,HANİ HEP SENİNİM DERDİN,
KALACAKTIN , YALAN YALANN...
SÖZLERİN GİBİ GÖZLERİNDE YALAN
HASRETİM ,ÖZLEMİM DERDİN
SENSİZ OLMAZ,YAPAMAM DERDİN.
ARTIK BU SÖZLERE KANMAM ,SÖZLERİN GİBİ GÖZLERİNDE YALAN YALAN..
yaşım geldi gittim askere
sevdiklerinden ayrılacaksın dediler
yaşım geldi gittim askere
ailende ayrılacaksın dediler
(AYRILDIM)
yaşım geldi gittim askere
askerliğin çok çalış dediler
yaşım geldi gittim askere
bitmez bu askerlik dediler
(AMA BİTTİ)
geldim askerden
esas askerlik şimdi başlıyor dediler
geldim askerden
hayat şimdi başlıyor dediler
sevdiklerinden ayrılacaksın dediler
yaşım geldi gittim askere
ailende ayrılacaksın dediler
(AYRILDIM)
yaşım geldi gittim askere
askerliğin çok çalış dediler
yaşım geldi gittim askere
bitmez bu askerlik dediler
(AMA BİTTİ)
geldim askerden
esas askerlik şimdi başlıyor dediler
geldim askerden
hayat şimdi başlıyor dediler
anan ölsün sen sağol mehmedim
yarin gül koklar sevdiğim demedin
ölsen de kör kurşuna boyun eğmedin
sen ölmedin şehidsin mehmedim
dağ gülleri gibi yaprak döktün dağlara
sen akıttın namus geldi kana
sen şehidsin rahat yat mezarında
dua et
ya gaziyim ya şehidim ana
taç ettim kanlı gömleğni yaslı başıma
katık ettim gözyaşımı bir kaşık çorbama
kanlı bayrağımla uzansam yanına
destanlar yazarım leke gelmez alnıma
gözümü kırpmam yuvamdır mevzim
kork düşman
mehmetçiğim ben geldim....
şafak sökse düşsem yarin yollarına
nöbetim emanet benden sonra kalanlara
yetişir hasreti eşime dostuma
ölürsem yarim ardımdan ağlama
yarin gül koklar sevdiğim demedin
ölsen de kör kurşuna boyun eğmedin
sen ölmedin şehidsin mehmedim
dağ gülleri gibi yaprak döktün dağlara
sen akıttın namus geldi kana
sen şehidsin rahat yat mezarında
dua et
ya gaziyim ya şehidim ana
taç ettim kanlı gömleğni yaslı başıma
katık ettim gözyaşımı bir kaşık çorbama
kanlı bayrağımla uzansam yanına
destanlar yazarım leke gelmez alnıma
gözümü kırpmam yuvamdır mevzim
kork düşman
mehmetçiğim ben geldim....
şafak sökse düşsem yarin yollarına
nöbetim emanet benden sonra kalanlara
yetişir hasreti eşime dostuma
ölürsem yarim ardımdan ağlama
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar.
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışşın, sen!
Hülyasındaki genıs aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Evimiz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu ortuk bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede;
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla,
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı;
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin,
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla,
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışşın bir Erzincanlıya.
Bilmem simdi hala bu ilk kocanda mısın?
Hala dağları karlı Erzincanda mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hatırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışşın, sen!
Hülyasındaki genıs aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Evimiz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu ortuk bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede;
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla,
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı;
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin,
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla,
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışşın bir Erzincanlıya.
Bilmem simdi hala bu ilk kocanda mısın?
Hala dağları karlı Erzincanda mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hatırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye abla!