Z harfi ile başlayan şairler


Adalet mi bekliyorsun hayattan,
Okyanusa yağan yağmur gibi.
Sen bir umut musun buna.
Yaşamaya.

Rüzgar ağlarken üşüyor ama,
Umutlar şaha kalkıyor.
Ama yağmur yağıyor.
Bizi görmüyor adalet baba,
Ama yağmur yağıyor.
Güneş çok uzaklarda.
Yine gönlüm sana aktı, dilimde adın var
Çok özledim, burnumda tütüyorsun yâr…

Efkârım bulut bulut gözlerimin önünde
Yüreğim kor kor ateşlerin içinde…

Ben yandıkça, ateşler sarıyor etrafımı,
Duyanlar yalnızca körüklüyor ahımı…

Kime anlatılır bilmem bu karmaşık duygular!
Bağırsam, feryâdım ta ayyuka çıkar!

Anlayan bir sen varsın içimdeki ateşi,
Zîrâ aynı ateşin sende yanıyor eşi…

Senin feryâdın mı yoksa bende görünen?
Senin ateşin mi etrafıma bürünen?

Çaresi yok bu yangının, yanacağız ikimiz
Daha bu derdi ömür boyu çekeriz!

Olsun göz bebeğim, olsun a canım,
Beraber olalım da ömür boyu yanalım!

Sensiz zaten ben kül olmuş kavrulmuşum,
Sensiz fark etmez, yaşamışım, ölmüşüm…

Sevdamı yükleseydim bulut yere inerdi,
Bilmem, Ferhat Şirin’i bu kadar mı severdi?

Yahut Mecnûn Leylâ’yı bu hâlde mi arardı?
Belki görse hâlimizi, o da acır, ağlardı…

Kerem’in Aslı’ya sevdasını bilmem amâ!!!
Gönül bahçemin gülü, artık lazımsın bana!

beni tanır...
o toprakta, anılar saklıdır...
rüyalarıma girer, otu taşı ayrı ayrı...
Yıkıkkentden kuzeye doğru,
Emirdağ’dan salındın mı, geç kokulu deresini....
Çınarlık gelir...
Sonra kız pınarı..için açılır...
dibine boyunca uzanmışımdır.
koca çınar ağacı vardı...dibi beni tanır...

Göbekçi çeşmesi,suyunu içmedim mi uzanarak,
Türbe bayırından geçen kuşun,
Suyunda serinlediğim , açma deresi..
yüzen balığının acısı vardır,
Kestane bayırında kış gecesi
Gübrelenen çulluk, beni tanır....

Ah ne tatlı, bostanlarda ellerimle oyduğum,
Har tarlasında, sulu özlü karpuz...
Biz büyüdük, rahmetler olsun...
Bal akar,berber amcanın, kirazından,
ismail amcanın şeftalisinden mahrumuz..
Sakara başında pişirdiğim mısır....
Çeyrekli bayırından, gel de şimdi sıyrıl...

İnek otlattım düzünde bayırında...
korucu iken Tıyka kamçıladı..
Türbe altı çayırında....
derede yüzerken yakalandık..
İpsiz Recep rahat bırakmadı..

Azman bayırında, sığırlarımı saldığım
Yollara düşüp izmarit aradığım,
Geçen arabalara "gazete" diye bağırdığım
O toprak beni tanır..

Dostan yana gönlüm dertli,
Büyüdükçe insan..içindeki çocuğu kirletiyor belki...
Meğer yalanmış,.hep dost olmazmış,
yüzüne gülen..
yıllar var ki ,yok arayan gelen...
Menfaate esir,duygular arkadaşlıktan yana..
Acaba özlem yok mu haykıracak,
yoksulda olsa sevgi vardı, sımsıcak....
mahallenin fırını yandı mı ,beklerdik,
peynirli pidesini Hüsniye yengenin
Arap kapmazsa elimizden..afiyetle yerdik...
su ,çeşme kurnasından kana kana
Kış geldi mi, naylon torbadan kayak...
çocukluğumu geri verin bana"
Ya plastik kayrıkomla yada yalın ayak..
.
Sanki ağlamadık inek peşinde,
Koca dişli ayçicekleri seçip ,
İndirmedik mi...ceplerimize...
Karadere spor hevesiyle atışmadık mı,
yerinde çamlık şimdi ....Bağ içinde..
Kiraz.tepesinde gecenin ta ikisinde,
Gazeller çekmedik mi...
Sen aramazsan bizi kim tanır....
Ayrılık fena, yaşanmış yıllar özlediğim,
Kana kana suyunu içip, bıçağımı bilediğim,
Kızpınarının taşları olsa beni tanır....

Gavurlar köprüsünden öte, kekik otları kokar,
Tetikler bayından aşağı ne anılar yatar...
Kavuşur..Gülap düzünde, bezirane-göbekçi deresi,
Kışın yol vermez, kursağında kalır avcının hevesi...
Gavgalanmalık düzlüğüne yayılan,kızkuşları beni tanır...
Suluktan tepeye bakınca içim burkulur,
işte gerçek olan ölüm, gün var hesap sorulur...
Mezar taşları acı bakar. Hasretimi gömdüğüm,
Kanayan yarama hançer sokulur...
o toprağa düştüm bulandım....
Çamurdan arabacıklar yaptım,
O toprak yoğurdu, oldu aşım,
Ve bekle o toprakta çürüyecek
o toprak son durak, unutsan da arkadaşım.......23.04.1984 / Recep KARADERELİ
Yine bitiyor sensiz bir gün,
İyice harap oluyorum, büsbütün.
Penceremden dışarı bakarken,
İçimde oluşuyor ağır bir hüzün.

Sandalyemi çekip, oturuyorum masamın başına
Bakıyorum beraber çekildiğimiz fotoğraflara,
Bir ara içim oluyor kapkara,
Sana ağlıyorum yana yana

Okurken bana hediye ettiğin kitabı,
İçinde buluyorum birçok hatıramızı.
Söyleyin bana dostlar!Kim söndürecek bu ateşi?
Cevap verin bana!Kim döndürecek yarimi?


gecenin yıldızlarını sayıyoruz
oysa aşk sığmaz ki sayılara
ve mutluluk alınıp satılan birşey değil
üzerinde son kullanma tarihi olan
saklanılan şey değil mutluluk
yaşanan aşkla
diktiğin ağaçta açan çiçektir

ve ben tanrısız kaldığıma göre
sen benimle mi gelirsin
ben sen de mi kalırım
onu bırakalım
şu rüzgarla salınan
bulutlar düşünsün

15 kasım 2004
Israrcıyım
Bu aşkı yaşamaya
Zorbalık ediyorum yüreğine....
Bu savaş benim,
Düşmanım sen olsan da.
Ya esiri olurum
yalnızlığın
yada efendisi aşkımın.
Belki uzaklardasın, yapayalnız
Belki eş dost arasında
Asude bir günü uğurluyorsun
Çayını yudumlayarak
Gönül çelenim , ilişirim yakana
Ufkunda martı olurum
Ayaklarında sahiller boyu deniz
Bakarsın, ak kâğıt üstünde bir telek
Bukağılarındır ki ,
İki satır yazmana izin vermez
Yine de sen uzat elini
Elin elimdedir;
Gülümse…

Ben acıları ağırlamayı bilirim
Yüksünmem konukluklarından
Ama bohçamda sevinç;
Kapı kapı dolaşmaktır işim.
Gün olur, gönül sofraları kurarım
Yediler kırklar niyetine
Gün olur
Dilimde bir hovarda türküsü
Saçlarımı tararım kırık aynalarda
Sen de yokuşları tırmanırken
Diline bir nü şarkı dola;
Gülümse

Bir elmasa ışık değer
Kırılan ben olurum; çoğalan sen.
Bir damla, bir buluta uçar
Buhar ben olurum; yağmur sen.
Yalnız pınarlarda yıkanırken
Belleğine çağlayanlar düşür;
Gülümse…

Ben ki ıtırın ıtırıyım; yurtsuzum
Özlemimde hep başkalıklar ve uzaklar
Sen de alıp başını gitmek istersen
Hiç hesapta olmayan aşklara;
Kaçır kendini gülümse…

Çözüver gitsin büyüsünü şalların
Ne gül, yalnızca güldür;
Ne de kül, yalnızca kül
Suyun ve ateşin var eden
Ve boğan
Ve yakan olduğunu bildiğin an
Yani sen, seni bildiğin zaman
Beni an, gülümse…